Dergiler / Çocuk Acil ve Yoğun Bakım Dergisi / 2022 / Cilt: 9 - Sayı: 1
Çocuk Yoğun Bakımlarda Bası Yarası Sıklığı ve Risk Faktörlerinin Değerlendirilmesi: Çok Merkezli Çalışma
- Sayfa
- 37–42
- DOI
- —
Özet
Giriş: Adana ilinde yer alan çocuk yoğun bakım ünitelerinde (4 merkez) yatmakta olan kritik çocuk hastalardaki bası yarası sıklığını ve özelliklerini belirlemektir. Ayrıca bası yarasına neden olan risk faktörlerini tespit ederek verileri literatür eşliğinde tartışmaktır. Yöntemler: Çok merkezli, ileriye yönelik nokta prevelans çalışması olarak planlanan bu çalışma için çocuk yoğun bakım üniteleri ziyaret edilerek demografik veriler, yatış tanıları, uygulanan tedavi ve ekipmanlar, bası yarası varlığı ve yeri kayıt altına alınmıştır. Bulgular: Hastaların %22,4’ünde (17/76) bası yarası saptanmıştır. Bası yarası olan ve olmayan hastalar arasında yaş, cinsiyet, vücut ağırlığı, boy ve hemoglobin ve albümin düzeyi, nutrisyon durumu, beslenme şekli, pozisyon değişim süresi ve bası değerlendirme ölçeği açısından fark saptanmamıştır. Bası yarası olan hastaların mortalite skoru bası yarası olmayanlara göre istatistiksel olarak anlamlı yüksek iken Glasgow Koma skoru ve bası yarası skoru istatistiksel olarak anlamlı düşük bulunmuştur. İnotrop tedavisi, mekanik ventilasyon tedavisi, entübasyon tüpü ve ödem varlığı bası yarası için risk faktörleridir. Sonuç: Alınan önlemlere rağmen kritik hasta çocuklar için bası yarası sorun teşkil etmeye devam etmektedir. Bası yarası açısından riskli hastaların yatıştan sonra ilk 8 saat içerisinde belirlenmesi için geçerli ölçekler kullanılması ve önleyici bakım faaliyetlerinin hastanın durumuna göre özelleştirilmesi ile bası yarası sıklığında azalma sağlamak mümkün olup bu konuda yapılacak geniş serili çalışmalara ihtiyaç vardır.
Abstract
Introduction: The aim of this study is to determinate the frequency and characteristics of pressure ulcers in critically ill children hospitalized in the pediatric intensive care units (4 centers) in Adana. In addition, it is to identify the risk factors that cause pressure ulcers and to discuss the data in the light of the literature. Methods: For this multi-center, prospective point prevalence study, pediatric intensive care units were visited and demographic data, hospitalization diagnoses, treatment and equipment applied, presence and location of pressure ulcers were recorded. Results: Pressure ulcer was detected in 22.4% (17/76) of the patients. There was no difference between patients with and without pressure ulcer in terms of age, gender, body weight, height, hemoglobin and albumin level, nutritional status, feeding route, repositioning and pressure assessment scale. The mortality score of the patients with pressure ulcer was found to be statistically significantly higher than that of those without pressure ulcer, and the Glasgow Coma score was found to be statistically significantly lower. Inotrope therapy, mechanical ventilation therapy, intubation tube and the presence of edema are the risk factors for pressure ulcer. Conclusion: Despite the precautions taken, pressure ulcers continue to be an important problem for critically ill patients. It is possible to reduce the frequency of pressure ulcers by using valid scales to identify patients at risk for pressure ulcers within the first 8 hours after hospitalization and by customizing preventive care activities according to the patient’s condition.