Dergiler / lnternational Journal of Geography and Geography Education / 1998 / Sayı: 2
İSTANBUL ŞEHRİ VE SU
- Sayı
- 1998 · Sayı: 2
- Sayfa
- 11–32
- DOI
- —
Özet
İstanbul, Avrupa ve Asya’nın birbirine iyice yaklaştığı, Çatalca-Kocaeli Yarımadası arasında yer alan Boğaz’ın her iki tarafına hakim, oldukça geniş bir alana yayılmış; günden güne hızla büyüyen gelişen bir şehirdir. Bu büyüme ve gelişmede sözü edilen yörenin coğrafî konumu, yerleşmeye uygunluğu bakımından arazinin yapısı ve sade bir rölyef sunması, ayrıca klimatik faktörler ile hidrolojik özellikler büyük rol oynamıştır. Karadeniz’i Marmara Denizi’ne bağlayan boğaz, İstanbul Boğazı adıyla bilinmekte ve bir tabiat harikası olarak dikkati çekmektedir. Burası, büyük tonajlı gemilerin de geçişine uygunluğu sebebiyle Karadeniz’e kıyısı bulunan ülkelerin deniz yoluyla Akdeniz’e ulaşmaları için zorunlu geçiş yeridir. Atlas Okyanusumdan Cebel-i Tarık Boğazı vasıtasıyla Akdeniz’e geçen gemiler ile Hint Okyanusumdan Kızıldeniz’e ve oradan da Süveyş Kanalı vasıtasıyla Akdeniz’e ulaşan gemilerin Karadeniz’e açılmaları söz konusu olduğunda İstanbul Boğazımı geçmek zorunda kalacaklardır. Çatalca-Kocaeli Yarımadası arasında yer alan bu boğazın açılışı, Altın Boynuz adı verilen Haliç’in teşekkülü, sularını Karadeniz ve Marmara Denizime boşaltan akarsuların belirgin hale gelmesi, Karadeniz kıyısındaki Durusu Gölümün oluşumu, ayrıca Marmara Denizi kıyısında Küçükçekmece ve Büyükçekmece göllerinin meydana gelişi Plio-Kuaterner’de gerçekleşmiştir. Böylece bunlar, belirli dönemlerde büyüyen, gelişen İstanbul’un su rezervuar alanları olarak değerlendirilmektedir. İstanbul’un ilk nüvesi Sarayburnu ile Sultanahmet arasında yer almıştır. İlk şehir, M.Ö. 658 yılında burada kurulmuştur. İstanbul, M. S. 395’de Roma hakimiyetine geçmiş ve Doğu Roma İmparatorluğumun başkenti olmuştur. 1453 yılında ise İstanbul Türk hakimiyetine geçmiştir. Şehrin bugünkü nüfusu 10.000.000 civarındadır. Roma-Bizans Dönemi’nde şehrin su ihtiyacı bazı kaynaklar, kuyular ve sarnıçlardan karşılanıyordu. Bu dönemde sarnıç yapımına önem verilmiştir. Açık ve kapalı olan bu sarnıçlar ayrıca birer sanat yapışıdırlar. Bunlar arasında en önemlisi Yerebatan (Bazilica Cistern) Sarnıcı’dır. 140 x 170 m. ebadındadır. Su ile dolu olduğunda 80.000 m3 hacim oluşturmaktadır. Osmanlı Dönemi’nde ise şehrin su ihtiyacının karşılanmasına büyük önem verilmiştir. Öncelikle mevcut tesisler onarılmış; bunlara yenileri eklenmek suretiyle evlerin, sarayların, medreselerin, aş evlerinin, şadırvanların ihtiyacı olan su, zamanında karşılanmıştır. Bu maksatla akarsuların uygun yerlerine bendi er inşa etmişler ve bu rezervuarlardaki suları kemerler (su yolu) aracılığıyla şehre akıtmışlardır. Cumhuriyet Dönemi’nde daha önce yapılanlara yenileri eklenmiştir. Eski tesisler onarılmış ve bazı ilaveler yapılmıştır. Yeni tesisler arasında Elmalı Barajı, Alibeyköy Barajı, Ömerli Barajı, Darlık Barajı, Büyük Çekmece Barajı, Yeşilvadi Regülatörü, Düzdere, Kuzulu Dere, Büyük Dere Kazandere, Papuçdere barajları yer almaktadır. Durusu Gölü de dahil olmak üzere yapılmış tesislerden bugün İstanbul’a günde 1.5 milyon m3 su verilmektedir. Bu da bugün İstanbul’un su ihtiyacını karşılamaktadır. Ayrıca daha büyük projeler (Melen Projesi vd.) üzerinde çalışmalar yapılmaktadır.
Abstract
Istanbul is a city which is overlooking to both sides of the Bosphorus that lies between the Çatalca-Kocaeli Peninsula where Asia and Europe approaches to each other. The city has been spread on large area and continues to grow and develop from day to day. The geographical location of the area which has been mentioned above, the structure of the territory according to it’s being appropriate for settling and offering a simple relief and also the dimatic factors and hydrologic specialities played big roles in this growing and developing. The strait, which is known as the İstanbul Bosphorus, connects the Black Sea to the Marmara Sea and calls attention as a natural wonder. Because of being appropriate for the transition of the big tonnaged ships, this is a necessary passing place towards the Mediterranean by the sea for the States which have shores near the Black Sea. The ships, coming from the Atlantic by the way of Gibraltar to the Mediterranean and the ones departuring from the Indian Ocean over the Red Sea and the Suez to the Mediterranean must pass İstanbul Bosphorus if their aim is to arrive the Black Sea. In Plio-Quaternary; the opening of this strait which is located between the Çatalca-Kocaeli Peninsula, the estuary which is called The Golden Horn and the Durusu (Terkos) Lake which is on the shore of the Black Sea, becoming clear of the running waters which are discharging to the Black Sea and the Marmara Sea and the Küçük Çekmece and Büyük Çekmece lakes came into existance. Thus, these are appraised on definite terms, as the water reservoir areas of İstanbul which is developing and growing.The nucleus of the city was founded between Sarayburnu and Sultanahmet in 658 BC. and entered Roman rule in 395 AC. Later on became the Capital of the Eastern Rome Empire. The population of İstanbul city, which is under Turkish rule since 1453, is nowadays nearly 10.000.000 people. Under Roman and Byzans rules the water necessity supplied from some springs, wells and cisterns. In this period importance was shown in building cisterns. Also these buildings, open or close, were products of art. Between these The Bazilica Cistern is the most famous one. İt is 140x170 m. in diamension and has a water capacity of 80.000 m3. In the Ottoman period again a big importance was shown on this subject. First of all, the existing establishments were repaired and by adding new ones to those, water necessity of the houses, palaces, medreses and şadırvans supplied in time. With this aim they placed barrages to the appropriate points of these reservoirs and by these aqueducts they have sent the collected water to the city. In the period of the Republic new works have been done while old establishments have been repaired. Between these new foundations; Elmalı, Alibey, Ömerli, Darlık, Büyük Çekmece, Düzdere, Kuzulu Dere, Büyük Dere, Kazan Dere, Papuç Dere dams and Yeşilvadi regulator can be seen.