Dergiler / lnternational Journal of Geography and Geography Education / 2018 / Sayı: 37
COĞRAFYA VE SINIR
- Sayı
- 2018 · Sayı: 37
- Sayfa
- 322–328
- DOI
- —
Özet
Sınırlar, birçok disiplin için giderek artan ilgi çekici araştırma alanları olmuşlardır. Bu çalışma, sınır çalışmaları alanındaki mevcut literatürü kapsamlı bir şekilde analiz etmektedir. İlk olarak, sınırların bir araştırma alanı olarak nasıl anlaşılması ve çalışılması gerektiğini netleştirecek bir kavramsal çerçeve oluşturulacaktır. Ardından, tarihsel bir perspektiften sınır çalışmalarının sürekli değişen ve gelişen ilgi alanları değerlendirilecektir. Bu makale, sürekli gelişerek ilerleyen bu araştırma alanının daha iyi anlaşılmasına yardımcı olacak değerlendirmeler sunmaktadır. Sınırlar, sadece bir mekanın hudutlarının oluşturulmasıyla ilgili değil, aynı zamanda toplumsal bir birlikteliğin meydana getirilmesiyle de ilgilidirler. Bu yüzden, sınır kurumu, sosyo-mekansal homojenleşme ve farklılaşmanın oluşturulduğu sürekli devam eden bir süreç olarak görülmelidirler. Bireysel ve kolektif kimlik oluşturulmasında sınır önemli bir yere sahiptir. Döngüsel bir şekilde, sınırlar bireysel ve kolektif bilinçleri şekillendirmekte ve bu bilinçler tarafından şekillenmektedirler. Tanım itibariyle sınır, taraflar oluşturma ve bu taraflardan birine ait olmakla alakalıdır; bu yüzden beraberinde bir çok dikotomi oluşturur: içeri-dışarı, biz-öteki, dahil etme-dışlama. Bir ‘ötekinin’ varlığını tahayyül etme süreci, sınır oluşturmadaki en önemli süreçtir. Bu makale, sınır çalışmalarında görülen birçok dikotominin aşılması gerektiğini savunmaktadır: sınırlar sembolik mi – fiziksel mi; gerçek mi – suni mi; bariyer mi – kültürel karşılaşma ve etkileşme alanları mı; yukarıdan aşağı mı üretilir – aşağıdan yukarı mı; sadece hudutlarda mı yer alır – birçok alanda mı görülür. Bu makale, bu sürekli evrilen araştırma alanının daha iyi kavranmasını ve çalışılmasını sağlayacak önemli analizlerden oluşmaktadır.
Abstract
There has been an increasing interest in borders from a variety of disciplines. This paper scrutinizes an extensive range of literature in the border studies. Initially, it draws a conceptual framework that clarifies how to approach and study borders. Later, it identifies constantly evolving concerns in the border studies from a historical perspective. It provides valuable insights into how to understand this continually progressing research area. It argues that borders are not just about producing a bounded space but also producing a social collectiveness. Bordering is an on-going process through which socio-spatial homogenisations and differentiations occur. Borders inform individual and collective identities; they shape and are shaped by collective and individual consciousness. Borders, by definition, are about creating and taking sides, which construct many more associated dichotomies: inside-outside; we-they; inclusion-exclusion; and us-the other. The process of imagining the existence of ‘other’ is crucial in creating borders. The paper also argues that there is a need to move beyond many dichotomies in border studies: symbolic or material; real or imaginary; barriers or zones of cultural encounters; top-down or bottom-up; and frontiers or multiple sites. This paper provides an important insight into this constantly evolving research area.