Dergiler / Colloquium Anatolicum / 2007 / Cilt: 0 - Sayı: 6
Nesnelerin İçselleştirilmesi, Hammadde Kaynakları ve İç Anadolu Bölgesi Neolitiği Hakkında Yeni Bulgular
- Sayfa
- 85–96
- DOI
- —
Abstract
C. Renfrew’a göre yerleşik düzenle birlikte toplumların maddi bağımlılıkları artmış ve maddi nesnelerle bütünleşen insan daha sağlam bir toplum yapısı oluşturmuştur. Nesnelerin sembolik güç kazanmaları, bunun sonucunda da onlarla bütünleşerek toplumsal ve ekonomik değişikliklerin yaşanması, yerleşik düzen ile birlikte başlamıştır. I. Hodder, Renfrew tarafından ortaya atılan maddi dünyanın bilinçsel ve toplumsal dünyalardan ayrı tutulamayacağı görüşünü destekler. Ona göre yerleşiklik maddi iç içe geçmişlikle bağlantılıdır ve nesnelerin içselleştirilmesi yerleşikliğe yol açmıştır. Çatalhöyük örneğinde olduğu gibi nesnelerin içselleştirilmesi toplumsal bağları güçlendirmiştir, bu da yerleşiklik, evcilleşme ve depolama süreçlerine yol açmıştır. Bugünkü bilgilerimize göre İç Anadolu’da yerleşik düzene geçişi veren en erken yerleşim yeri M.Ö. 8500-7450 yıllarına tarihlendirilen Aşıklı Höyük’tür (Boncuklu Höyük’te yapılan yeni kazılar da aynı dönemi vermiştir). Gerek Aşıklı Höyük ve Musular, gerekse Çatalhöyük’te yapılan kazılar İç Anadolu Bölgesi’nin erken yerleşik topluluklar için çekirdek bir merkez olduğunu göstermiştir. Yerleşik düzene geçtikten sonra toplumların maddi bağımlılıkları hammadde kaynaklarını daha da önemli kılmıştır. İç Anadolu Bölgesi başta obsidiyen ve tuz olmak üzere hammadde kaynakları bakımından oldukça zengindir. Bölgede obsidiyen kaynakları ile ilgili araştırmalar 1960’lı yıllarda başlatılmış olsa da tarih öncesi dönemlerde tuz üretimi, kullanımı ve ticareti ile ilgili araştırmalar son yıllarda İç Anadolu Tuz projesi kapsamında gerçekleştirilmiştir. Özellikle yerleşik düzene geçildikten sonra yiyeceklerin uzun süre saklanmasında, hayvanların evcilleştirilmesinden deri tabaklamasına kadar tuzun kullanılmaya başlandığı bilinmektedir. İç Anadolu Bölgesi’nde tarih öncesi dönemlere ait tuz kullanımı ile ilgili en erken kanıtlar Çatalhöyük yerleşmesinden gelmektedir. Mikromorfolojik analizler sonucunda bir binanın (17 nolu bina) içindeki yemek hazırlama bölümünde ve ocak yanındaki gündelik artıklarda tuzun izine rastlanılmıştır. Tarih öncesi dönemlere ait tuz kullanımı ile ilgili dolaylı bir örnek ise, Akeramik Neolitik Çağ’a tarihlendirilen Musular’dan gelmektedir. Musular, Aşıklı Höyük yakınında yer alan özel faaliyet alanı olarak değerlendirilmektedir. Arkeolojik veriler, Musular’da iri yabani sığır avcılığının önemli olduğunu, sadece belirli büyüklükte veyaş gruplarında sığırların seçilerek avlandığını ortaya çıkarmıştır. Obsidiyen aletlerin büyük bir bölümü okuçlarından oluşmaktadır. Kazıyıcılar ikinci büyük grubu oluşturmaktadır ki mikroskopik analizler hayvan derilerini yüzmekte kullanıldıklarını işaret etmektedir. Yoğun avcılık faaliyetleri ile karakterize edilen Musular’da, gerek deri işçiliği için, gerekse etin uzunsüre saklanması için tuza ihtiyaç duyulmuş olması gerektiği düşünülmek¬tedir.2003 yılından bu yana İç Anadolu Bölgesi Tuz Projesi kapsamında sürdürülen yüzey araştırmalarının amaçlarından biri Tuz Gölü çevresinde Çatalhöyük, Aşıklı Höyük ve Musular ile çağdaş, tuz üretimi ve ticareti ile bağlantılı yerleşim yerleri veya atölyeler bulabilmekti. Tuz Gölü’nün güney kesiminde gerçekleştirilen araştırmalarda Tuz Gölü’ne yakın bir konumda Karabatak mevkiinde, tarih öncesi dönemlere tarihlendirilen buluntular küçük öbekler halinde bulunmuştur. Daha çok mevsimlik kamp yerleri izlenimi veren 13 öbekten toplanan obsidiyenden yapılmış tek veya çift taraflı baskı düzeltili ok/mızrak uçları Karabatak’ın en önemli buluntu topluluğunu oluşturmaktadır. Karabatak’ta bulunan ok/mızrak uçları İç Anadolu Bölgesinde Musular, Canhasan III, Çatalhöyük ve Tepecik/Çiftlik gibi Geç Akeramik Neolitik, Çanak çömlekli Neolitik ve İlk Kalkolitik dönemlere tarihlendirilen yerleşmelerde bulunanlarla karşılaştırılabilir. Özellikle 11 nolu öbekte ele geçen tek taraflı düzeltili ok/mızrak uçları, Musular Geç Akeramik Neolitik Çağ’a ait ok/mızrak uçlarının benzerleridir. Ayrıca aynı öbekte bulunan tek taraflı düzeltili 2 ok/mızrak ucunun üzerine kazıma ile yapılmış işaretlerin benzerlerine Geç Akeramik Neolitik Canhasan III ve Niğde-Kaletepe obsidiyen atölyesinde de rastlanmıştır. Karabatak mevkiinde toplanan çanak çömlekler bölgede Musular, Sapmazköy, Güvercinkayası ve Karakuyu II gibi Son Neolitik ve Kalkolitik çağlara tarihlendirilen yerleşmelerden gelen çanak çömlekler ile karşılaştırılabilir.Karabatak mevkiinin yaklaşık 1 km kuzeyinde Tuz Gölü’nün tam kıyısında Sontepe adını verdiğimiz mevkiide alçak bir tepenin yamaçlarından toplanan obsidiyen aletler içinde Aşıklı Höyük yerleşmesinden bilinen (M.Ö. 8500-7450) küçük yuvarlak kazıyıcılar ile bir mikrolit alet ve okucu şimdiye kadar Tuz Gölü çevresinde ele geçmiş en erken buluntu topluluğunu oluşturmaktadır. Araştırmalarımız sırasında gene Neolitik ve Kalkolitik çağlara ait buluntular Ulukışla köyünün kuzey doğusunda Yavşanlık ve Has Süleyman yerleşmelerinde de ele geçmiştir.