Dergiler / BELGİ DERGİSİ / 2020 / Cilt: 2 - Sayı: 20

BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI’NDA OSMANLI ORDUSUNDA FİRARİ ASKERLERİN EŞKIYALIK OLAYLARI VE BUNLARA KARŞI ALINAN ÖNLEMLER –MARAŞ ÖRNEĞİ-

AN EXAMPLE OF THE REPERCUSSIONS OF THE REPUBLICAN PEOPLE'S PARTY CONVENTIONS ABROAD: REVERBERATIONS OF CHP’S FIFTH ORDINARY CONGRESS IN SYRIA

Sayfa
2685–2712
DOI
—

Özet

1914’te Birinci Dünya Savaşı’na katılan ve aynı anda birçok cephede savaşan Osmanlı Devleti, seferberlik ilanı ile üç milyona yakın Müslim-Gayrimüslim askerle zor şartlarda topraklarını müdafaa etti ve İtilaf Devletleri’ne karşı önemli mukavemetler gösterdi. Ancak bu savaşta Osmanlı Ordusu’ndan dört yüz bin asker şehit olurken, altı yüz bin askerde yaralandı, üç yüz bin’i de İtilaf Devletleri tarafından esir edildi. Fakat Osmanlı’nın bu savaştaki en büyük sorunu ordudan çeşitli nedenlerle firar edenler veya bakaya kalanlardı. Özellikle savaş sonuna doğru Osmanlı Ordusu’ndan firar edenlerin sayısı beş yüz bin’i bulmuştu. Bu nedenle firari ve bakayaları engellemek için yeniden seferberlik ilan eden Osmanlı, asker alımına ilişkin bir takım yeni düzenlemeler getirdi. Ancak uzun süren savaşlar, askerler arasında psikolojik tükenmişlik ve haklı bir dava için savaşıldığına inanılmaması, itilaf Devletleri’nin propagandaları, iaşe sorunları, salgın hastalıklar ve askerlerin geride kalan ailelerini merak etmesi gibi nedenler Osmanlı Ordusu’nda firarların devam etmesine veya askere alınacakların bakaya kalmasına neden oldu. Bu nedenle devletin savaş sırasında önemli ölçüde halletmesi gereken sorunların başında firari ve bakaya askerler ve bunların neden olduğu sorunlar oldu. Bunların yanı sıra kentlerdeki siviller tarafından oluşturulan eşkıya ya da çetelerde asayiş ve düzeni bozan diğer bir önemli hadise idi.Osmanlı’nın Birinci Dünya Savaşı’nda Ahz-ı Asker Usulü çerçevesinde asker temin ettiği kentlerden biride Maraş’tı. Ancak şehirde sayıları 35.000 ile 46.000 civarında Müslüman ve Gayrimüslim asker ya bakaya kaldı ya da firar etti. Kentte firariler ile bakayaları yakalamak ve asayişi sağlamak için büyük çaba gösteren Osmanlı Devleti, burada hemen gerekli tedbirleri aldı. Firari askerlerin yakalanması için peşlerine Jandarma birlikleri gönderildi ve firarilerin yakalanmaları sağlandı. Bazen firarilerin yakalanmasında şehirde yaşayan halkta yardım etti. Bununla birlikte kentte firar edip, bakaya kalanlar ile eşkıyalık olaylarına karışan askerler hakkında hazırlanan cetvellerde buradaki görevli komutanlar tarafından hazırlandı. Özellikle bu cetvellerde en fazla sayıyı oluşturanlar ordudan firar eden veya bakaya kalanlardı. Hazırlanan bu cetvellere göre sadece Müslümanlar değil Gayrimüslim askerlerden de firar etmiş ya da bakaya kalmış olanlar ile bunlardan eşkıyalık olaylarına karışanlarda vardı. Bunun yanı sıra kentteki halktan eşkıyalık faaliyetinde bulunanların neden olduğu asayiş problemleri de bu dönemde çözülmesi gereken önemli bir sorundu. Merkeze sunulan bu cetvellerde hem ordudan firar edip eşkıyalık eden hem de halktan çete kurup eşkıyalık yapanlar ile hâlâ firari olan asker ve sivil eşkıyalarında ölü veya sağ olarak yakalananların sayıları da merkeze bildirilmişti. Şehirdeki bu olumsuz hadiselerden farklı olarak kent ve çevresinde yaşanan Ermeni isyanları, kıtlıklar ve ortaya çıkan salgın hastalıklar da şehre büyük zararlar verdi. Ancak bütün bu olumsuz hadiselere rağmen Maraş halkı, başta Çanakkale Cephesi olmak üzere Irak-Suriye, Kafkas, Filistin-Gazze, Hicaz-Yemen ve Galiçya Cephesi gibi birçok cephede savaşarak şehit düştü veya gazi oldu. Özellikle kentin Fransızlar tarafından işgaline karşı da büyük bir direniş sergileyen Maraşlılar, Milli Mücadele Dönemi’nde kurdukları çeteler ile Fransızlara karşı çok büyük mukavemet sergileyerek kentlerini savundular. Bunun üzerine Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından Maraş’a “İstiklal Madalyası” ile “Kahramanlık” unvanı verildi.

Abstract

ABSTRACT The Republican People’s party was founded by Gazi Mustafa Kemal Atatürk on 9 September 1923 under the name “People’s party”. After the proclamation of the Republic of Turkey, this party was renamed “Republican People’s Party” on November 10, 1924. At the fourth congress of the CHF, which Atatürk joined for the last time as chairman, on 9 May 1935, it was decided to change the name of the party to “Republican People’s party”. Since the founding of the CHP, ordinary and extraordinary party assemblies have been very important. Many resolutions were signed on behalf of the state and nation of the Republic of Turkey in these congresses. For this reason, the party assemblies of the CHP have attracted attention both in terms of domestic and foreign policy. “The Fifth Ordinary Congress of the CHP”is one of the meetings of the CHP, which is watched with interest outside Turkey as well as in Turkey. Therefore, in this study, the repercussions of the fifth Congress of the CHP in Syria were considered as an example of the repercussions of the CHP congresses abroad. In this context, the process of founding the CHP was briefly mentioned in the introduction of the study. Furthermore, the party meetings which were held until the Fifth Ordinary Congress of the CHP were outlined. In the first part of the original work, the repercussions of the 5th ordinary congress of the CHP in Syria, which was held on 29 May 1939, were discussed. This was based on the intelligence information or report obtained by the Turkish Interior Ministry from Syria. This report, which is among the documents of the Presidential State Archives Department of the Republic of Turkey, was prepared on 11 July 1939 and presented to the Turkish authorities. In this report, it was stated that the negotiations and decisions of the fifth congress of the CHP were carefully followed in Syria. In this context, the views of the French, who maintained the mandate in Syria, were first put forward on the Congress. In the second part of the study; the impressions and repercussions of the CHP's fifth ordinary congress in the parties in Syria are explained. In this context, the views of the Masses and Martyrs are included. In addition, the views of the National Ahrar Party and the opposition from Turkey to Syria have been expressed. In addition to all these, the opinions of the Armenians in Syria and the Kurds involved in the Hoyboun Committee were also discussed. In the final part of the study, a number of results were given based on the information obtained.

Anahtar kelimeler: Osmanlı, Birinci Dünya Savaşı, Maraş, Asker, Firari, Eşkıyalık