Dergiler / Cihannüma: Tarih ve Coğrafya Araştırmaları Dergisi / 2017 / Cilt: 3 - Sayı: 1
THE HISTORIOGRAPHY OF OTTOMAN ARCHAEOLOGY: A TERRA INCOGNITA FOR TURKISH ARCHAEOLOGISTS
- Sayfa
- 109–122
- DOI
- —
Özet
Osmanlı arkeolojisi tarihi henüz el değmemiş, bakir bir alan olarak durmaktadır. Mevcut çalışmalar konuya dair kapsamlı bir değerlendirmeden yoksun olup, hâlihazırda bu konuda benimsenen söylemlere eleştirel bir tarzda yaklaşımı gerekli kılmaktadır. Özellikle Osman Hamdi Bey'in müdürlüğe getirilmiş olduğu 1881 yılı ve sonrasını kapsayan döneme ilişkin Müze-i Hümayun'un tarihçesi hakkında Türkçe dilinde yazılmış geniş bir tarih literatürü bulunmakla birlikte, Türkiye'de arkeoloji alanında yürütülen çalışmalar bugüne dek, gerek pratik zorluklardan gerekse ideolojik sebeplerden ötürü, Cumhuriyet dönemi öncesindeki arkeoloji tarihine mesafeli kalmıştır. Dolayısıyla anılan dönem, doğal olarak arkeologlardan oldukça farklı yaklaşım ve ilgi alanlarına sahip olan tarihçilerin yön verdiği bir tarih alanı olagelmiştir. Bu alandaki tarihyazımı ise daha ziyade Osman Hamdi Bey'e ve onun Osmanlı topraklarında yer alan eski eserlerin korunması yönündeki çabalarına eğildiğinden, birçoğu arkeoloji alanında çok daha derin bilgiye ve teknik uzmanlığa sahip olan pek çok öncü isim ne yazık ki gölgede kalmıştır. Bu çalışma, Osmanlı arkeolojisini konu alan Türk tarihyazımında dikkat çeken başlıca sorunları gözler önüne sermeyi amaçlamakta ve alanda kullanılabilecek kaynakların ve irdelenebilecek çalışma konularının genişletilmesi yolunda bir adım atmaktadır. Türkiye'de arkeolojinin tarihi alanında anlamlı bir çalışma yürütülebilmesi için, tarih metodolojisine hâkimiyet ve arkeoloji alanına ait yöntem ve kuram bilgisinin yanı sıra, arşiv kaynaklarından yararlanabilmek açısından Osmanlı Türkçesi alanında belirli bir dil becerisine sahip olunması da gerekmektedir.1 Bu nedenledir ki, Osmanlı arkeoloji tarihine dair isabetli ve güvenilir bir eser ortaya koyabilmek için, arkeologların da bu konuya dâhil olması ve hem yazılı hem de arkeolojik kaynaklardan farklı verilerin bir araya getirilmesi elzem görünmektedir
Abstract
The history of Ottoman archaeology is yet to be written. The existing scholarship is lacking an exhaustive account on the subject and is in need of a critical outlook to the current discourse. There is ample literature taken into account by Turkish historians on the history of the Ottoman Imperial Museum (Müze-i Hümayun) with a particular focus on the period following Osman Hamdi Bey’s appointment as director of the museum in 1881. Turkish archaeologists, on the other hand, have remained remote to the early history of archaeology prior to the Republican era due to practical and ideological reasons. As a result, the field has been dominated by historians, whose approaches and areas of interest greatly differ from those of archaeologists. The concentration of historiographical interest on Osman Hamdi Bey and his role in the protection of antiquities lying in the Ottoman territory has overshadowed the merits and contributions of other pioneering figures in the field, most of whom with more in-depth knowledge and substantial technical expertise on archaeology. This paper aims to draw attention to the major issues prevalent in the Turkish historiography of Ottoman archaeology and calls for expanding the sources and areas of study in the field. Writing the disciplinary history of archaeology in Turkey is not an easy task; it requires language skills – the majority of the archival sources are in Ottoman Turkish, familiarity with historical methodology as well as a good understanding of archaeological method and theory. Thus, it is essential to engage archaeologists in the field and integrate different strands of evidence obtained from both literary and archaeological sources in order to produce an accurate narrative of the history of Ottoman archaeology