Dergiler / ATATÜRK YOLU DERGİSİ / 2020 / Sayı: 67
Cumhuriyet'in İlk Yıllarında Eski Başkentte Yeni Rejimin İlk Sembolü: Sarayburnu Atatürk Heykeli
- Dergi
- ATATÜRK YOLU DERGİSİ
- Sayı
- 2020 · Sayı: 67
- Sayfa
- 117–142
- DOI
- —
Özet
Türkiye’de, Millî Mücadele’nin zaferle sonuçlanmasının ardından Mustafa Kemal Paşa’nın anıt ve heykellerinin yaptırılması için çeşitli girişimler başlatılmıştır. İstanbul, hem eski nüfuzunu muhafaza etmek hem de mücadelenin lideri ile olan ilişkilerini kuvvetlendirmek adına bu konuda diğer şehirlere göre daha hızlı hareket etmiştir. Nitekim şehrin yerel yönetimi ve idarecileri tarafından yürütülen hummalı çalışmalar neticesinde İstanbul, Atatürk heykeli dikilen ilk şehir olma özelliğini kazanmıştır. İstanbul Şehremaneti tarafından Avusturyalı heykeltraş Heinrich Krippel’e sipariş edilen Sarayburnu Atatürk Heykeli, bir yılı aşan yapım sürecinin ardından 3 Ekim 1926 tarihinde düzenlenen resmî bir törenle açılmıştır. Heykel, Atatürk’ün sivil kıyafetle betimlenmesinin yanı sıra inşa edildiği konum itibarıyla da Cumhuriyet tarihi açısından müstesna bir yere sahiptir. Eserin, Türkiye’deki diğer abidelerden ayrılan en önemli özelliği törensel niteliğinden çok ideolojik anlamının ön plana çıkmış olmasıdır. Bu makale, açıldığı tarihten bugüne İstanbul’u süslemeye devam eden Sarayburnu Atatürk Heykeli’nin yapılış sürecini ve Cumhuriyet tarihi açısından önemini ortaya koymayı hedeflemektedir. Çalışmanın esas kaynakları dönem gazeteleri olup konuyla ilgili araştırma eserlerden de yararlanılmıştır.
Abstract
The Order Concerning the Duties, Divisions and Operations of the Second Branch (“İkinci Şu’benin Vezâ’if, Taksîmat ve Muâmelâtı Hakkında Ta’lîmât”) prepared by Presidency of War of the Republic of Turkey on 1 April 1340 [1924] in Ottoman (old Turkish) organizes the duties, organizational structure, its own division of work and activities of the department operating as “Intelligence Branch (İstihbârât Şu’besi)” at that time. As a result of the review of the literature, with the translation of the said order, which is evaluated to be not translated into modern-day Latin Alphabet and even if it was translated it was limited to the use of relevant departments of the state and was not shared with the public, it is aimed to contribute to fill a gap in the literature.