Dergiler / Bilimname / 2019 / Cilt: 0 - Sayı: 37

ŞER’Î HÜKÜM: TANIM VE TARTIŞMALAR

AL-HUKM AL-SHAR`I: DEFINITION AND DISCUSSIONS

Sayfa
1211–1224
DOI
—

Özet

Şer’î hüküm denildiğinde insanların gerek bireysel yapıp etmelerine gereksebaşkalarıyla olan ilişkilerine dair değer yargılarından söz edilmiş olur. Bireyselaçıdan bir şeyin yapılmasının farz, vacip, sünnet, mübah, mekruh ve haram oluşu;hukuki açıdan ise bir hukuki işlemin sahih, batıl veya nafiz oluşu yapıpetmelerimize dair hükümlerdir. Hükmün tanımı ve mahiyeti meselesi özellikleMutezile ve Ehl-i Sünnet arasında Allah’ın sıfatları, özellikle kelam sıfatı ve bunabağlı olarak Kur’an’ın mahlûk olup olmadığı konusunda adeta kozlarınıpaylaştıkları bir tartışma alanı olmuştur. Şer’î hükmü tanımlarken usulcülerdoğal olarak Şâri’in hitabını merkeze koymuşlardır; ancak bazı kelamî kabullerinsonucu olarak hükmün tanımı konusunda aralarında kimi farklılıklar ortayaçıkmıştır. Hükmün tanım ve mahiyetine yansıyan kelami tartışmalardan biriAllah’ın kelamının kadîm olup olmadığı, bir diğeri ise aklın değer yargısıbelirlemede bir rolünün bulunup bulunmadığıdır. Hükmün tanımı konusundausulcüler arasında genel olarak belli başlı iki yaklaşımın bulunduğu söylenebilir.Bunlardan birincisi Mutezile ve Eş’arîlerden oluşan kelamcı usulcülere ait olup,hükmü hitabın kendisi olarak tanımlayan yaklaşımdır. Hükmün tanımıkonusundaki ikinci yaklaşım ise Hanefi usulcülere aittir. Bu yaklaşıma görehüküm, hitabın kendisi değil sonucudur. Birinci yaklaşıma göre hüküm, “Şâri’inmükellefin fiillerine iktiza veya tahyir cihetiyle taalluk eden hitabı”dır.Mutezile’nin hüküm tanımı da zahiren aşağı yukarı böyledir. Ama onlar genelolarak aklı da hüküm koyucu olarak görmeleri ve akıl yoluyla ulaşılan hükümleride şer’î hüküm kapsamında görmeleri yönüyle Eş’arî usulcülerden ayrıldıklarıgibi, hitabı ve hükmü “yaratılmış” görmeleri yönüyle de onlardan ayrılırlar.

Abstract

Although usul al-fiqh (the methodology of Islamic jurisprudence) is described only as evidence (dalil) especially by the mutakallim scholars of usul al-fiqh, at this point, the evidence is important in pointing to judgments (ahkam, sg. hukm). Therefore, although there are different approaches about the essentialness and priority, hukm is the basic subject of usul al-fiqh. For this reason, Molla Khusrev described usul al-fiqh as a science which is used to know the situations of adilla (evidences) and ahkam (judgments) by explicitly mentioning both. Gazzâlî also began his book of usul al-fiqh with the subject of hukm he explained with the semere (harvest) metaphor. Al-hukm al-shar’i (legal) is the judgment about people’s individual acts or their relations with others. From the individual point, hukm is related to the fact that an act has been fard (obligatory), wajib (necessary), sunnah (recommended), mubah (permissible), makruh (disapproved), haram (forbidden); from the legal point of view, it is related to the fact that a legal transaction has been sahih (valid), fasit (voidable), or batıl (void).