Dergiler / Bilig / Türk Dünyası Sosyal Bilimler Dergisi / 2010 / Cilt: 0 - Sayı: 52 *dublicate*-12541
Siyasi Coğrafya Açısından Sınırlar ve Tarihi Süreç İçinde Türkiye'de Sınır Kavramı
- Sayfa
- 79–104
- DOI
- —
Özet
Devlet sınırları, özellikle son yıllarda dünyada kurulan yeni devletler, devletler arası savaşlar ve çatışmalar ile sürekli olarak gündemdeki yerini koruyan bir konudur. Geniş anlamda sınır konusu, aslında mülkiyet ile ilgili olup, ister fertler isterse devletler açısından sahip olunanların miktarını/seviyesini gösteren bir unsurdur. İlkçağ'dan beri kurulan devletler, sahip oldukları toprak ve halkı ancak sınırları vasıtasıyla diğer devletlerden ayırmışlar, dolayısıyla, sınır eldekilerin kaybedilmemesi için titizlikle korunması gereken bir kavram haline gelmiştir. Geçmişten bugüne kadar kurulan devletlerin sınırları çok çeşitli kriterlere göre tespit edilmiş olmakla beraber, en sağlıklı ve uzun süreli olan sınır, dağlar, akarsular, göller gibi tabii unsurlara göre belirlenenlerdir. İnsanların belirlediği en büyük siyasi ünite olan devletin sınırları, yöneticiler tarafından vergi ve askeri açı başta olmak üzere, halka daha iyi hizmet götürebilmek amacıyla daha küçük idari birimlere ayrılmış ve bu ayrım yapılırken yine mümkün olduğunca tabii sınırlar esas alınmıştır. Türkiye tarihine bakıldığında, konuyla ilgili belge ve bilgilerin bulunduğu Türk dönemi başlarından beri en küçük idari birimin köy olduğu ve köyün de mutlaka sınırlarının bulunduğu görülmektedir. Dolayısıyla, en küçük idari birimin sınırları varsa, doğal olarak daha büyük idari birimlerin de sınırları olduğu ve sonuçta devlet sınırlarının bulunduğu ortaya çıkmaktadır. İşte bu yazıda, ilk bölümde genel olarak devlet sınırları üzerinde durulduktan sonra, ikinci kısımda Türkiye'den örneklerle, köy sınırlarının varlığı ve özellikleri ele alınarak, sonuçta diğer üst idari birimlerin ve nihayet bunların meydana getirdiği devlet sınırlarının özellikleri incelenecektir
Abstract
The concept of state borders has always been a significant issue, and it has especially been on the agenda in the past few years through the emergence of newly established states and ongoing fights between countries throughout the world. Border concept indicates the notion of possession. Either from a personal perspective or state perspective, it shows the size, amount and scale of the property owned. From early ages on, states have distinguished their territories and peoples with borders; thus the border concept has gained a strong ground. Even though state borders have been defined by several different standards, the longest living and healthiest ones have been the ones naturally marked by mountains, lakes and rivers. Mainly for military and tax-related purposes and also for service facilitation concerns, the borders of the state, the largest political unit established by humankind, were also divided by administrations according to aforementioned natural markers as much as possible. When we look at the Turkish case, we observe that ever since the Turks entered Anatolia the smallest administrative unit has been 'karye/köy' (village), and it has always had borders. Therefore, these small village borders consequently formed the main borders of the state. In the first part of this study state borders are investigated from a broad perspective; in the second part village borders and borders of larger units are studied within the Turkish case with examples.