Dergiler / Bilig / Türk Dünyası Sosyal Bilimler Dergisi / 2011 / Cilt: 0 - Sayı: 57 *dublicate*-12546

İşgal Döneminde İstanbul ve Gelibolu'da Bolşevik Aleyhtarı Wrangel Ordusu

The Occupation Period in Istanbul and the Anti-Bolshevik Wrangel Army in Gallipoli

Sayfa
135–157
DOI
—

Özet

Bolşeviklere karşı başlattıkları savaşı kaybeden, Beyaz Orduya mensup pek çok asker ve sivil, Rusya'nın güneyi Kırım'a kadar çekildi. Kırım'da da tutunamayan Beyaz Ordu mensupları ve siviller gemilerle, 1925 yılına kadar zorunlu ikamet edecekleri İstanbul, Çanakkale ve Çatalca sahillerine doğru kaçmak zorunda kaldı. Yaşanan bu zorunlu göç, Rus aristokrasisi için yeni bir sürgünün başlangıcıydı. Beyaz Rusların, Osmanlı Devleti'ne sığındığı günler Türkler içinde kara günlerdi. Osmanlı Devleti işgale uğramış, fiilen yıkılmıştı. Fakat Türkler, karşı karşıya kaldıkları tüm olumsuz şartlara rağmen, sürgünler için her türlü insani desteği sağladılar. Osmanlı topraklarına gelen Beyaz Ruslar burada 6 sene yaşamış, İstanbul, Gelibolu ve Çatalca'da kısa sürede küçük birer Rusya kurmuşlardı. Altı senenin sonunda çeşitli uluslar arası kuruluşlarının da yardımlarıyla dünyanın değişik yörelerine dağılan Beyaz Ruslar arkalarında, kendilerine ait kültürel unsurların yanında gündelik hayatlarına dair bazı izleri de bıraktılar. Günümüzde İstanbul'da bu izlere az da olsa rastlanabilirken, Gelibolu ve Çatalca çevresinde yerleşik olanların izleri onların çekilmesi ile birlikte hızla silinmiştir. İşte bu çalışmada çok az işlenmiş bir konu olan Beyaz Rusların İstanbul'daki sürgün yıllarına ait bilgiler, temel kaynaklara dayalı olarak yeniden gözden geçirilecek, İstanbul ve Çanakkale'nin bilinmeyen bir yönü de ortaya konacaktır.

Abstract

Following the revolution of October 1917 in Russia, the oppo-nents of the new regime fled to different regions of the world:Turkey was their first stop on the route of escape to freedom in 1919 and 1920. This was a life of exile for the Russian aristocra-cy. The Belarusians, in particular, wrote about what they lived through in Turkey during these times. According to a book pub-lished in 1924, "after more than a hundred Russian ships set anc-hor in the cove of Moda three years ago, followed by cries of 'Russians are coming!' Istanbul was swept by a flood of thousands of gray-uniformed, blonde, and Russian-speaking people."In presenting an overview of the experience of Russians during the six-year period of exile, this book suggests thatthese émigrés were grateful to the people of their host country, which was itself under occupation at the time. This article is intended as a response, though a belated one, to this gratitude. Although a research center has been founded in Ukraine for the purpose of looking into Belarusian emigrations, publications on the same subject by Turkish historians are still very scarce. The year 2019 will mark the centenary of these events: it is our sincere hope that research on this topic will have thrived by then.