Dergiler / Bakırköy Tıp Dergisi / 2021 / Cilt: 17 - Sayı: 4

Hemodiyalize Giren Son Dönem Böbrek Yetersizliği Hastalarında TG/HDL Oranı ile Kardiyovasküler Ölüm Arasındaki İlişki

Association of TG/HDL Ratio with Cardiovascular Mortality in Patients Who are on Hemodialysis

Sayfa
386–391
DOI
—

Özet

Amaç: Trigliserit/yüksek yoğunluklu lipoprotein (TG/HDL) oranı ile kardiyovasküler ve tüm nedenlere bağlı ölüm arasında bir ilişki olduğu bilinmektedir. Ülkemizde hemodiyalize giren son dönem böbrek yetersizliği hastalarında bu ilişkiyi inceleyen çalışma yapılmamıştır. Bu nedenle çalışmamızda hemodiyaliz hastalarında TG/HDL oranı ile kardiyovasküler ölüm arasında bulunan ilişkiyi incelemeyi amaçladık. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya 18 yaş ve üzerinde, hemodiyalize giren son dönem böbrek yetersizliği tanısı almış 344 hasta dahil edildi. Hastalar kardiyovasküler sebeplerle ölen (n=31) ve sağ kalan (n=313) hasta olarak ikiye bölündü. Çalışmanın birincil sonlanım noktası kardiyovasküler ölüm idi. Bulgular: Çalışmaya alınan 343 hastanın %74,1’i erkek olup, yaş ortalaması 43,7±12,6 idi Ortalama diyaliz süresi 1,1 (3,1) yıl, toplam takip süresi ise 5,9 (2,9) yıldı. TG/HDL oranı her iki grupta da benzerdi (p>0,05). Yaş [human kaynak (HR): 1,02 %95 güven aralığı (CI): (1.055-1,09), p=0,02], HbA1c [HR: 1.292 %95 CI: (1.080-1.546), p=0,05 ] ve TG/HDL oranı [HR: 1.078 %95 CI: (1.009-1,51), p=0,026], kardiyovasküler ölümün bağımsız öngörücüleri olarak bulundu. Kaplan-Meier eğrileri, fenofibrat kullanan grupta kardiyovasküler mortalitenin anlamlı olarak daha yüksek olduğunu ortaya koydu [p (log-rank) =0,01]. Sonuç: TG/HDL oranı hemodiyaliz hastalarında kardiyovasküler mortaliteyi öngörebilen ucuz, kolay uygulanabilir bir yöntemdir. Bu nedenle, bu hastaların kardiyovasküler risk yönetiminde ve tedavi hedeflerini optimize etmede önemli bir fayda sağlayacaktır.

Abstract

Objective: There is a relation between triglyceride/high-density lipoprotein (TG/HDL) ratio, and cardiovascular and all-cause mortality. No study has been conducted on this relationship in cases with end-stage renal disease who are on hemodialysis in Turkey. Therefore, we aimed to see the relation between TG/HDL ratio and cardiovascular mortality in hemodialysis patients. Methods: This study included 344 cases who were aged ≥18 years and on hemodialysis. These cases were divided into two groups as cardiovascular death (n=31) and survivors (n=313). Primary endpoint of this study was cardiovascular mortality. Results: Among 344 patients, 74.1% were males, and the mean age was 43.7±12.6 years. Dialysis duration was 1.1 (3.1) years, and the total follow-up duration was 5.9 (2.9) years. TG/HDL ratio was similar in both groups (p>0.05). Age [human resource (HR): 1.02, 95% confidence interval (CI): (1,055-1.09), p=0.02], HbA1c [HR: 1,292, 95% CI: (1,080-1,546), p=0.05], and TG/HDL ratio [HR: 1,078, 95% CI: (1,009-1.51), p=0.026] were independent predictors of cardiovascular mortality. Kaplan-Meier curves revealed that cardiovascular mortality was higher in the group using fenofibrate [p (log-rank) =0.01]. Conclusion: TG/HDL ratio is an inexpensive, simply applicable tool that may predict cardiovascular mortality in hemodialysis patients. Therefore, it may significantly benefit in optimizing cardiovascular risk management and treatment goals in these patients.