Dergiler / ARTEMİS / 2004 / Cilt: 5 - Sayı: 1
Fetal rubella sendromu: Tanıdaki zorluklar
- Dergi
- ARTEMİS
- Sayfa
- 63–65
- DOI
- —
Özet
Fetal rubella sendromu konjenital bir enfeksiyondur. Fetal enfeksiyon virüsünün transplasental geçişiyle oluşmaktad›r. Enfeksiyonun sıklığı ve şiddeti değişkenlik göstermekle birlikte mental retardasyon, konjenital katarakt, kalp defektleri ile karakterizedir. Üreme çağındaki kadınların yaklaşık %75-85'inin seropozitif olduğu belirtilmektedir. Maternal kanda IgM seropozitifliği saptanması durumunda, maternal kanda IgG aviditesinin bakılması tanıda yardımcı incelemelerdir. Fetal enfeksiyonun tanısı için kordosentezle 21. gebelik haftasından sonra fetal kanda rubella antikorlarının taranması gereklidir. Ancak, fetal kanda negatif IgM fetal enfeksiyonu tamamen dışlamamaktadır. Gebeliğin ilk 12 haftasında enfeksiyonun fetüse bulaşma oranı (%90) ve anomali riski çok yüksektir ve gebeliği sonlandırma endikasyonu bulunmaktadır. Gebeliğin 12.-16. haftaları arasında fetusun etkilenme olasılığı %35-50 seviyesindedir ve prenatal tanı endikasyonu bulunmaktadır. Eğer fetal enfeksiyon saptanırsa riskler aileye anlatılmalı ve istekleri doğrultusunda gebeliğin sonlandırılabileceği belirtilmelidir. Kliniğimize rutin gebelik kontrolü amacıyla gelen G:1 P:0 olan 22 yaşındaki hastanın transvajinal sonografisinde 8 hafta 4 günlük, canlı bir embryo saptandı. Rutin incelemelerinde TORCH enfeksiyon parametrelerinden rubella IgM ve rubella IgG pozitifliği saptanmıştır. Aktif rubella enfeksiyonunun doğrulanması amacıyla başka bir laboratuvardan da rubella antikorları istendi. Başka bir laboratuvarda IgM negatif, rubella IgG pozitif ve rubella IgG aviditesinin %84 olması üzerine hasta durumla ilgili bilgilendirildi. Hastanın isteği ile gebeliğin devam edilmesine karar verildi. Gebeliğin rutin izlenmesinde herhangi bir anormallik gelişmeyen hasta sağlıklı bir bebek doğurmuştur. iki aylık olan bebekte neonatal dönemde herhangi bir problem oluşmadı. Bu olgu sunumunda rubella taramasının gebelikteki önemi ve laboratuvar tetkiklerinde karşılaşılabilecek çelişkili sonuçlar tartışılmıştır.
Abstract
Fetal rubella syndrome is a congenital infection. The infection is spread via transplasental viral dissemination. The syndrome has a wide spectrum of clinical complications but mental retardation, congenital cataract and cardiac defects are the most characteristic ones. It is known that 75-80% of women in the reproductive ages are seropositive for rubella virus. If maternal blood shows seropostivity for Anti-rubella IgM, IgG avidity should be checked as an additive diagnostic tool. For determining fetal infection, rubella anticors should be looked for in cordocentesis blood after 21 weeks of gestation. An infection in the first 12 weeks of gestation has a very high (90%) fetal infection risk and will be an indication for termination of pregnancy. After 12 weeks of gestation the fetal rate is still very high (35-50%) and prenatal diagnostic tests should be planned. When a fetal infection is detected the parents should be counselled for the potential risks. Here we report a case (age, 22 years, Gravida 1, Para 0), who was diagnosed to have Anti-rubella IgG ang IgM seropositivity in the 9th week of gestation. In the confirmation tests for rubella infection -which were perfomed in another laboratory- Anti rubella IgG and IgM were negative, and rubella IgG avidity was in normal ranges (84%). After counselling the patient, she decided to continue her pregnancy. She gave birth to a healthy newborn, who is 2 months of age. The neonatal period was uneventful. The importance of rubella screening in pregnancy is discussed and challenges in the diagnosis and laboratory tests of rubella infection during pregnancy are presented.