Dergiler / Çeviribilim ve Uygulamaları Dergisi / 2019 / Sayı: 26
İlk Hemşince Kitap Çevirisi: Bidzig Pirens
- Sayı
- 2019 · Sayı: 26
- Sayfa
- 1–15
- DOI
- —
Özet
Dünyada en çok okunan eserler arasında yer alan Küçük Prens, Hemşinceye Bidzig Pirens adıyla çevrilmiştir. Bu çalışmada amaç, ilk olarak, çevirinin önemli bir rolünü ortaya çıkarmak, kaybolmakta olan dil ve kültürün sesini duyurarak hayatta kalmalarını sağlamak konusunu tartışmaya açmaktır. Sonra, çevirmenin tercihleri açısından özellikle sözcükler düzeyinde, eser üzerinde yapılan incelemelerde görülen yapısal değişiklikler üzerinde durmaktır. Bu gözlemlenen değişiklikler, Hemşincenin melez yapısını da ortaya çıkarmaktadır. Yöntem olarak Gérard Genette’in yan-metinsellik kavramları izlenecek ve betimlemeyle sınırlı kalınacaktır. Hemşincenin ve Hemşin kültürünün korunması açısından önem taşıyan söz konusu çeviri eser, yan-metinsel ögeler açısından değerlendirilecek ve bu bağlamda, eserin ön ve arka kapağı, önsözü, notlar, açıklamalar, eklemeler, resimler vb. ögeleri incelenecektir. Çevirmenin erek metindeki birtakım tercihlerinin de Hemşincenin özgün yapısını melezleştirdiği, dolayısıyla dil ve kültür ögelerinin özgün şekilleriyle gelecek nesillere aktarılmasının engellendiği söylenebilir mi? Bu arada, Türkçe’nin resmi dil oluşu nedeniyle Hemşinceyi yıllar içinde nasıl melez bir yapıya dönüştürdüğü de ortaya çıkmaktadır. Bu durum, ister istemez kültüre yansımakta ve koruma altına alınmazsa, bir dilin ve kültürün hızla asimile olarak kaybolduğuna şahitlik etmek durumunda kalınabilecektir. Diğer bir deyişle melez yapı, kaybolmakta olan bir dil için bir tehlike oluşturmakta mıdır?
Abstract
The Little Prince, one of the most widely read works in the world, was translated into Homshetsma as Bigzid Pirens. There are three main objectives in this study. First of all, it is to discuss the role of translation in revealing an important role, to endure the survival of the vanishing language and culture. In addition, possible structural changes are observed in the analysis of the work, especially at the level of words, in terms of translator’s preferences. These observed changes also reveal the hybrid structure of the Homshetsma. As a method, Gérard Genette’s concepts will be followed and limited to the description. The translation, which is important for the protection of Homshetsma and Hemshin culture, will be evaluated in terms of paratextual elements and in this context, the front and back cover of the work, preface, notes, explanations, additions, pictures and other elements. Is it possible to say that some of the preferences of the translator in the target text do not hybridize to the original structure of the Homshetsma and thus prevent the transmission of the elements of language and culture with their original forms to the text generations? In the meantime, because of the dominance of the Turkish language, the official language and how Homshetsma became a hybrid structure over the years. If this situation inevitably resolves to culture and is not protected, it may be necessary to witness the rapid disappearance of a language and culture. Is the hybrid structure a danger to a vanishing language?