Dergiler / ADALYA / 2007 / Cilt: 0 - Sayı: 10
Sultan I. Alaeddin Keykubat'ın Profilden Portresini Taşıyan Bir 1. yy. Mührü: Öncüleri ve Olası Etkisi
- Dergi
- ADALYA
- Sayfa
- 309–349
- DOI
- —
Abstract
Bu makale dört bölüme ayrılmıştır. İlk kez bu makalede yayınlanan mühür, 2000 yılında Antalya ili Gündoğmuş ilçesi Karaköy Kalesi'nde ele geçmiştir ve bugün Antalya Arkeoloji Müzesi'nde B-112 envanter numarasıyla korunmaktadır. Bu mühür baskısı 25 mm çapında ve 4 mm kalınlığında olup 15.8 gram ağırlığmdadır. İki kurşun puldan basılmıştır. Ön yüzünde bu makalenin ana konusunu oluşturan portre, arka yüzünde ise bir aslan figürü yer almaktadır. Her iki yüz Arapça bir yazıtla kuşatılmıştır: Ön yüzde, "Büyük Sultan, Dünyanın ve Dinin mümtazı, Keyhüsrev oğlu Keykubat", arka yüzde: "Büyük Sultan, Dünyanın ve Dinin mümtazı, fatih Keyhüsrev oğlu Keykubat" yazılıdır. Arka yüzde "ebu feth" yani fatih unvanının eklenmesi ve başka unvanların yer almaması bu mührün 1221'de Alanya'nın fethi ile 1228 yılı arasında bir döneme ait olduğunu düşündürmektedir. 13 mm çapında bir alanda yer alan bu profilden portre, hünkârın bilinen tasvirlerinden tip olarak farklıdır çünkü bireyin gerçek yüzünün kişisel özelliklerini betimlemektedir. Bu portrede betimlenen şahsi ayırt edici özellikler şunlardır: a) büyük düz burun, b) ağzın kenarına uzanan gür bıyık, c) geniş göz - karakteristik geleneksel dar gözden farklıdır, d) açık baş, e) çene ucundan boyna uzanan çizgi yoğun sakal bulunmadığına işaret ederken kulak memesinin üstünden yanak üzerinden aşağı doğru uzanan ince ama belirgin favori çizgisi, paralel tırtıklarla belirlenmiş ve yoğun bıyığa karşın güzel kırpımlı sakala işaret etmektedir, f) uzun saç, g) belki de örgülü olan bu saç, başın iki yanında topuz halinde toplanmış olup olasılıkla da süslenmiştir. Sonuç olarak, bu mühür baskısında belirli bir bireyin güçlü ve ayırt edici portresi olarak karakterize edilebilecek bir figür yer almaktadır. Bu figür çağdaş bir şahsiyeti betimlemektedir ve bu yüz 30'lu yaşlarında birini göstermektedir. Sultan Alâeddin Keykubat 1190'da doğmuş ve bu baskıda onun adı ve unvanları geçtiğinden, bu mühür baskısının sultanın kendi portresini taşıyan şahsi mührünün baskısı olduğunu söylemek mümkündür. Uzun saç ve topuz kombinasyonunun ince ve keskin kırpılmış favori ve güzel kırpımlı sakalın gür bıyıkla tezadı bir araya gelince bu portrenin, Klasik, Hellenistik, Roma, Sasani, Erken Bizans veya Latin sikkelerinde görülen profilden portrelerin ortak temel profilden portre tipini sürdürmesine karşın bunların hiçbirinin kopyası olmadığı görülmektedir.Bugüne kadar bilinen en yakın benzer Anadolu Selçuklu kurşun mührü Kubadabad'm Küçük Sarayında 1990'da ele geçmiştir. Bu mührün ön yüzünde sağa bakan profilden bir erkek başı omuzlarıyla birlikte, cübbe giymiş ve belki de başının arkasında topuzlu saçlarıyla fes benzeri bir başlık takmış halde betimlenmiştir; sakallı yüzde büyük ve ayırt edici bir burun görülmesine karşın figür iyi durumda değildir. Arka yüzde çömelmiş bir aslan betimlenmiştir. Bu mühür baskısının arka yüzündeki yazıt ile Karaköy Kalesi'nde ele geçen mühürdeki yazıtta "ebu'l-feth" ibaresi arka yüzde aslan figürünün etrafında görülmektedir. Her iki mühür baskısmdaki aslanların, Abbasi halifesi tarafından gönderilen mühür yüzüklerde işlenmiş olan belirteci, Abbasi halifelerinin siyah sancaklarında görüldüğü üzere Abbasi Halifeliğinin sembolü olan aslanı tekrarladığı önerilmiştir. Karaköy mühür baskısmdaki iyi korunmuş haldeki profilden portrenin Sultan olarak tanımlanması doğru olduğu takdirde bu profilden portrenin Sultan'm bir başka portresinden yapılmış olduğu anlaşılmalıdır - ki, her iki portrede de aynı ayırt edici burun, kısadan ziyade uzun bir boyun, topuz halde toplanmış uzun saç yer almaktadır. Bu iki portre arasındaki farklılıklar aynı sultanın 7 yıllık bir zaman diliminde iki farklı natüralist profilden portresinin çizilmiş olması, Anadolu Selçuklu sarayında düzenli natüralist portrecilik uygulamalarının olduğunu göstermektedir.Bu mührün çağdaşı mühürler üzerinde, profilden natüralist Bizans imparatorları ve Latin egemenleri betimleri bilinmemektedir. Çağdaş Hıristiyan geleneğinde yüzün profilden betimlenmesi genellikle Yahuda'nm yüzü ve ilgili betimler ile kalabalık sahnelerdeki önemsiz figürlerle ilgilidir. Bununla ilgili istisnalar bazı Latin sikkelerinde görülür. Kutsal Roma İmparatoru Charlemagne, İmparator II. Frederick Hohenstaufen'm 1231'den itibaren darbedilen altın Augustales'i ve bazı başka Latin egemenleri dâhil olmak üzere profilden portreli Roma sikkelerinin kopyaları sonraki dönemlerde darbedilmiştir.Minyatürlü elyazmalarmm zahriyelerindeki hünkâr tasvirleriyle karşılaştırmalar yapılmıştır; zahriyelerde hünkârın profilden tasvirinin bulunmaması ve bu mühür baskılarında olduğu gibi kendi yüzleriyle tasvir edilmemelerine, bilakis bir tip olmasına dikkat çekilmektedir. Ayrıca Kubadabad Sarayı'ndan gelen dört adet sekiz kollu yıldız çini parçası üzerindeki Sultan Alâeddin Keykubat "portreleri" ile de karşılaştırma yapılmış ve bu dönemde, normalde tiplerden oluşan bir frizde bir hünkârın natüralist portresinin yer almasının tamamen öncülsüz bir ilk olacağı görülmüştür. Ye, bu tasvirlerin bazılarının sultanın kendinden ziyade belki de bir bardak veya nar sunan yüksek saray memurlarını temsil ettiği çünkü saraylı diğer figürlerin hünkarmkine ek olarak türban taktığı ve sakallı olduğu önerilmektedir. Anadolu'da ve Cezire'de Müslüman hünkârlar tarafından 12. yy. ortasından 13. yy.'a kadarki dönemde basılan sikkelerdeki profilden portrelere de dikkat çekilmiş ancak bunların çağdaş hünkârları betimlemekten ziyade antik sikke tiplerinin kopyaları olduğu ve dolayısıyla dönemin portreciliği hakkında doğrudan bilgi sağlamadığı belirtilmektedir.İkinci kısımda tip şeklinde hünkâr tasviri uygulamalarından farklı olarak 10. yy. sonlarından itibaren Abbasi saraylarında hayattayken yapılan portrecilik çalışmaları özetlenmektedir. Literatüre geçmiş, natüralist portre örnekleri arasında şunlar da verilmiştir: İbn Sina'nın hayattayken Ebu Nasır bin Arrak tarafından çizilen portresi; 12. yy. ortasında Edib Sabir tarafından çizilen iki Haşhaşi portresi; yüzyılın sonun