Dergiler / ADALYA / 2009 / Cilt: 0 - Sayı: 12
Yıkanan Aphrodite Heykelciği
- Dergi
- ADALYA
- Sayfa
- 107–116
- DOI
- —
Abstract
Bu makalede hem ikonografik hem de ebatlar ve malzeme özellikleri açısından birbirine benzeyen iki pişmiş toprak figürin incelenmektedir: Bunlardan biri Sadberk Hanım Müzesi diğeri ise Silifke Müzesi tarafından satın alınmışlardır. Üretim yerleri bilinmemektedir. İlk bakışta Sadberk Hanım Müzesi örneği çıplak görünmekte fakat Silifke Müzesi örneğinde göğüs ve basen üzerinde dikdörtgen biçimli motifler seçilmektedir. Her iki figürde, dikdörtgen bir platform üzerine yerleştirilmiş yuvarlak bir blok üzerinde oturmaktadır.Sadberk Hanım figürininin iki yanında birer amphora, Silifke Müzesi örneğinde ise yalnızca bir tane amphora yer almaktadır. Silifke örneğinin platformunun kırık olması nedeniyle onun da orijinalde iki amphoralı olduğu düşünülmektedir. Silifke figürininin platformunda bir deniz kabuğu bulunmaktadır. Aynısı Sadberk Hanım örneğinde de bulunmuş ama sonradan kaybolmuş olmalıdır. Her iki örnekte de figür sol ayağınısağ bacağı üzerine koymuş ve muhtemelen sağ elindeki bir ponza taşıyla sol ayağını ovmaktadır. Her ikisinin de başının üzerinde bir stephane ve boyunlarında pandantif vardır. Üç ipucu bize bu iki figürinin Aphrodite’yi banyo yapar halde temsil ettiğini düşündürtmektedir: Amphoralar, ayağını ovma motifi ve Silifke figürininde var olan ama Sadberk Hanım örneğinde de normalde bulunması gereken deniz kabuğu. FigürlerinAphrodite olarak tanınması, öncelikle mitolojide tanrıçanın bu deniz kabuğu ile özdeşleştirilmesi nedeniyle mümkündür. Yılanvari stilize pazıbentler, özellikle Klasik dönemden sonra, Aphrodite için çok yaygın şekilde kullanılmıştır. Nihayet, yıkanan Aphrodite, özellikle de Knidos Aphroditesi ile özdeşleşen amphorayı dikkate almalıyız. Aphrodite ‘doğulu’ tarzda giyimlidir. Aslında Aphrodite’nin doğulu karşılıkları olan Isis veya Astarte’nin bir yansıması olduğu düşünülmektedir. Doğu Yunan ve Küçük Asya örneklerinde çoğu zaman, giyimli veya büyük takılarla örtülmüş Aphrodite figürleri görmekteyiz. Silifke figürinindeki dikdörtgen motifler ise bu figürün en azından kısmen giyimli olduğunu göstermektedir. Sadberk Hanım Müzesi örneği tüm açılardan Silifke örneğine benzediği için onun da giyimli gösterilmek istendiğini ve boyanın solduğunu düşünebiliriz. Sadberk Hanım ve Silifke Müzelerindeki bu pişmiş toprak figürinlerin Aphrodite’yi‘doğulu’ tarzda betimlediklerini ve bunun da onların Kilikya’da üretilmiş olabileceğini akla getirdiğini söyleyebiliriz. Tarihleme için ise stephane bir ipucu sunmaktadır. Stephanelerin belirgin bir tipolojik gelişimi söz konusu değildir ancak çoğunlukla Aphrodite’nin Roma varyasyonlarında karşımıza çıkmaktadır. Geç Hadrianus’dan erken Antoninler dönemine kadar olan zaman diliminde büyük formatlı şekilde yaygın olarak kullanılmışlardır: Her iki figürinimizde de geniş ve ağır tip görülmektedir. Sonuç olarak, bu makalede incelenen figürinlerin doğulu tarzda ve büyük olasılıkla da doğudaki bir atölyede çalışıldığını söyleyebiliriz. Ancak kesin üretim yerlerini ve özellikle de kontekstlerini bilmeden kullanım amaçları konusunda yorum yapmak zordur: Acaba bir tapınak için mi yoksa bir evin kült köşesi için mi yapılmışlardı? Belki de, tanrıçanın çok özel ve insani bir pozunu yansıtan bu figürinler, bir evin bir odasını, belki de andrones i bezemek için genre figürini olarak üretilmişlerdi.