Dergiler / ADALYA / 2011 / Cilt: 0 - Sayı: 14
The colossal statue of lucius verus recently discovered in perge
- Dergi
- ADALYA
- Sayfa
- 397–314
- DOI
- —
Abstract
Perge Hellenistik kulelerinin konsolidasyonuna yönelik temizleme ve kaldırma çalışmaları sırasında, batı kulenin batı-güneybatısında yer alan ve güney hamam palaestrasındaki kuzey galerinin doğu kenarı yakınına rastlayan bir noktada ince gözenekli beyaz mermerden, kolossal boyutta bir portre baş ile vücuda ait parçalar ortaya çıkarılmıştır. Bir erkeği betimleyen başın yüksekliği 53.0 cm, boynun korunagelen üst kısmıyla birlikte buluntunun yüksekliği ise 58.0 cm’dir. Portrede yüz geniş, alın alçaktır. Keskin ve düz kaşkemeri, bitime doğru hafifçe kavislenir. Gözler kısık, üst gözkapağı incedir. Burnun kemerli olduğu anlaşılır. Dolgun dudaklar yumuşak işçiliğiyle dikkat çeker. Gözler, ağız, kıvırcık saçlar ve sakalda matkap kullanılmıştır. Başın tepesi ile arkasında sadece buklelerin konturları belirtilmiştir. Ense civarında ve ense desteğinde alet izleri kabaca bırakılmıştır. Başın sağ tarafında oval bir kısım yamanmak amacıyla çukurlaştırılmıştır. Söz konusu yama da günümüze ulaşmıştır. Fizyonominin yanı sıra saç ve sakal modeli, İ.S. 161-169 yıllarında Marcus Aurelius ile ortak imparator olan Lucius Verus’un esas tipi ile bağdaşır. Ancak makalede yapılan analojiler de ortaya koymaktadır ki, Perge portresi esas tipi sadakatle kopyalamamıştır; yüz dolgunlaştırılıp, dudaklar güzelleştirilerek ve saçlar adeta bir çelenk gibi biçimlendirilerek, imparator idealize edilmiştir. İdealizasyon ca. 4 m yüksekliğinde bir imparator heykelinde aykırı bir unsur değildir. Vücuda ait parçalar henüz bir araya getirilmemekle birlikte, heykel tipine dair bazı gözlemlere izin verir. Buluntular arasındaki kaslı zırh (Muskelpanzer) ve paludamentuma ait parçalar, Lucius Verus’a ait çoğu heykel ve büstte olduğu gibi Perge heykelinde de muzaffer imperator şemasının uygulandığına işaret eder. Zırh ve paludamentum parçalarının önemli bir katkısı da, kolossal Verus heykelinin akrolith olmadığını, tümüyle mermerden biçimlendirildiğini ortaya koymasıdır. Zırh bezemesi, Perge’den Hadrianus ve Septimius Severus heykelleriyle benzerlik göstermekle kalmayıp, aynı galeride açığa çıkarılan, başı korunagelmemiş bir kolossal heykelde çok yakın bir paralelini bulmaktadır. Yukarıda değinilenlerin beraberinde heykelin sol bacağı, sağ kolu, olasılıkla bir kılıç kabzasını kavrayan sağ eli ve sol elinin parmaklarına ait parçalar tespit edilmiştir. Ayrıca ikinci bir figürün dalgalı saçlarını içeren küçük parçalar mevcuttur. Bu durumda zırhlı Lucius Verus heykelinin, aynı galeride bulunmuş zırhlı Traianus heykeli gibi, tutsak barbar figürü biçiminde bir desteğe sahip olduğu ileri sürülebilir. Perge’de ortaya çıkarılan kolossal Lucius Verus heykelinin tarihlemesi konusunda, imparatorluk süresi ile bağdaştırılan esas tip öncelikle İ.S. 161-169 yıllarını verir, ancak bu tipin İ.S. 190 yılına dek az sayıda posthumus örnekle devam ettiği bilinmektedir. Verus tahta geçtikten bir yıl sonra Parth seferine çıkmıştır. İ.S. 162 yılında Atina’ya gelmiş, buradan Ephesos’a geçmiş ve Asia Minor, Pamphylia ve Kilikia kıyılarını izleyerek aynı yılın sonunda veya İ.S. 163 başında Antiokheia’ya ulaşmıştır. Savaşa bizzat katılmasa da, 163’te Armeniacus, 165’te Parthicus maximus, 166’da Medicus unvanlarını alır. 163 yılı sonlarında veya 164 yılında Ephesos’a gönderilen Lucilla ile evlendiği yazılı kaynaklardan öğrenilmektedir. Bu durumda Verus’un 162-166 aralığında dört kez Pamphylia kıyılarından geçtiği sonucu çıkarılacaktır. İmparatorun bu yolculuklar sırasında Perge’ye uğradığına dair herhangi bir kayıt yoktur. Fakat kolossal boyuttaki zırhlı heykel, Lucius Verus’un Perge’ye geldiğini veya en azından gelmesinin beklendiğini gösterir. Lucius Verus heykelinin buluntu yeri olan güney hamam bünyesindeki palaestra kuzey galerisi, 1978-1979 kazılarında zırhlı Traianus heykelini, başı korunagelmemiş olan kolossal boyutta zırhlı heykeli ve Augustus ile ilişkilendirilmesi önerilen çıplak erkek heykelini vermiştir. Yeni heykel ile birlikte bu buluntular, kuzey galerinin bir portre galerisi işlevini taşıdığına işaret etmektedir. Galerideki kaidelerin günümüze gelen heykellerle ilişkili olup olamayacağı, hangileriyle ilişkili olabileceği ve heykellerin olası orijinal ve ikincil konumlarının saptanması konusunda ise yeni değerlendirmelere gereksinim vardır. Ancak kuzey galeride açığa çıkmış iki kolossal heykele dair daha kesin bir görüş öne sürmek mümkündür. Lucius Verus heykeli ile yalnızca vücudu günümüze erişen zırhlı heykelin malzeme, boyut, ikonografi ve işçilikleri açısından yansıttıkları benzerlikler onların bir çift olarak üretildiklerini ve yerleştirildiklerini düşündürmektedir. Lucius Verus’a ait portrelerin ve heykel/büst kaidelerinin birçok kez ortak imparator Marcus Aurelius’a ait karşılıklarıyla bir arada bulunduğu göz önüne alındığında, ikinci kolossal eseri Aurelius ile ilişkilendirmek yanlış olmayacaktır. Güney hamamın farklı mekanlarından ve hamam civarından elde edilen ve Aurelius ile Verus’un adlarını içeren yazıt fragmanları bu öneriyi destekleyecek niteliktedir. Birincil hükümdar konumundaki Aurelius’un neden ortağından daha küçük bir heykel ile temsil edildiği sorusunun yanıtı ise, o Roma’da kalırken, Lucius Verus’un doğuya yelken açması ve bu arada Perge’ye gelmesi veya Perge’de beklenmesi ile açıklanabilir.