Dergiler / Zemin: Edebiyat dil ve kültür araştırmaları / 2021 / Cilt: 0 - Sayı: 1
Antropomorfizmin Anlamı, Karşılaşmaların Encamı: 1950 Kuşağı Öykülerinde İnsan-Dışı Hayvanlar (Animot)*
- Sayfa
- 118–157
- DOI
- —
Özet
Modern Türkçe edebiyatta 1950 kuşağı bir yandan bir kırılmaya işaret ederken öte yandan bünyesinde birtakım benzerlikler/örüntüler barındırması açısından kuşak adlandırmasına dahil edilir. 1950 kuşağının öykü hattındaki benzerliklerinden/örüntülerinden birini de insan-dışı hayvanların varoluşları oluşturur. Konuşan, düşünen, eyleyen hayvanlarla birlikte insanın bakışı neticesinde odaklanılan, anlamlandırılamayan, ele avuca sığmayan hayvanlar antropomorfizm bağlamında olay örgülerinde kendilerine yer bulurlar. İmkân ve sınırlarıyla birlikte antropomorfizm, insan-hayvan ikili zıtlığını sorunsallaştırarak sınır hâllerine işaret edebileceği gibi insan-merkezci ön kabullerle yarılmanın kesifleştirilmesine de yol açabilir. Sınırlar ve ikili zıtlıklar arasında salınan antropomorfizmin öykülerdeki kullanılış şekli ise etik ve estetik tartışmaları beraberinde getirecektir. Bu noktada, “türler arası anlatının yabancılaştırıcı etkisi nasıl gerçekleşir” ve “yüz yüze gelmek/bakışmak nasıl bir açılma sağlar” soruları merkezde olmak üzere bu yazıda eleştirel hayvan çalışmalarının sunduğu bakış açılarından yararlanarak, yakın okumalara da başvurmak suretiyle etik ve estetik bir tartışma yürütülecektir.
Abstract
While the generation of 1950 in modern Turkish literature indicates a break on the one hand, it is included in the generation terminology as it contains some similarities/ patterns on the other. Animal existences constitute one of the patterns in the storyline of the 1950 generation. Animals that talk, think, and act, as well as animals that cannot be interpreted and restrained as a result of the human gaze, find their place in the plot within the context of anthropomorphism. Anthropomorphism, with its possibilities and limitations, can point to limits by problematizing the human-animal binary opposition. It can also make clearer the dichotomy of anthropomorphic assumptions. The use of anthropomorphism, which oscillates between boundaries and binary oppositions in stories, brings along with it discussions of ethics and aesthetics. On this point, with central questions like “How does the alienating effect of the inter-species narrative arise?” and “What kind of opening can confrontation / a mutual gaze provide?” this article opens up a discussion on ethics and aesthetics by drawing on perspectives offered by critical animal studies and through close readings.