Dergiler / Sanat Yazıları / 2021 / Sayı: 44

TABUTTA RÖVAŞATA FİLMİNİ BİR METİN OLARAK OKUMA DENEMESİ

AN ATTEMPT TO READ THE MOVIE SOMERSAULT IN A COFFIN AS A TEXT

Sayfa
237–246
DOI
—

Özet

Türk sineması, 1970’lerde melodram ve güldürüler başta olmak üzere popüler filmlerin içerik ve biçimindeki vasatlığıyla bir karakteristik hüviyet kazanır. Ancak 1990’larda bazı bağımsız yönetmenlerin gerçekliğe ve insana yönelmesiyle kayda değer bir gelişim sürecine girer. Dönemin filmlerinde idealize dünyalar değil, tecrübe edilen hayatlar, olağan kişiler merkezi tutar. Derviş Zaim’in senaristliğini ve yönetmenliğini yaptığı, dram türündeki Tabutta Rövaşata (1996), bu dönemin kilometre taşlarındandır. Film, idealize olanın karşı kutbundaki evsiz barksız, kimsesiz, ötekileştirilmiş, ezilmiş bir karakterin gerçeğine odaklanır. Filmde kent, devlet otoritesi, kapitalizm gibi doğrudan ya da dolaylı iktidar unsurlarıyla sıradan insan arasındaki yarılma, dramatik aksiyonu hazırlar, gerilim ve çatışmayı ortaya çıkarır. Toplumdaki sıradan insan/öteki, ana karakterin özgün direnme biçimleriyle kendisine bir varoluş alanı açar. Bu çalışma, söylenen direnmeyi, direnmenin biçimlerini karakterler, olaylar, mekânlar, zaman gibi temel ögeler etrafında kalarak yan anlamsal bir yorumlamayı esas alır.

Abstract

However, in the 1990s, it entered a remarkable development process, with some independent directors’ turning to reality and people. Turkish cinema gains a characteristic identity in the 1970s with mediocrity in theme and form of popular movies, especially melodramas and comedies. In the films of the period, not idealized worlds, but lives experienced, ordinary people hold the center. Written and directed by Derviş Zaim, in the drama genre, Tabutta Rövaşata (1996) is one of the milestones of this period. The film focuses on the reality of a character who is homeless, lonely, marginalized, oppressed at the opposite pole of the idealized. In the film, the splitting between direct or indirect power elements such as the city, state authority, capitalism, and ordinary people prepare the dramatic action, revealing tension and conflict. The ordinary person/other in the society opens up a space of existence for himself with the original resistance forms of the main character. This study is based on a connotative definition of the resistance in question and forms o