Dergiler / Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi / 2021 / Sayı: 20
Rızâeddin b. Fahreddin’in Yeni Mecelle Mücadelesi
- Sayı
- 2021 · Sayı: 20
- Sayfa
- 140–164
- DOI
- —
Özet
Rızâeddin b. Fahreddin, Rusya Müslümanlarının önde gelen âlimlerindendir. Rızâeddin Mahkeme-i Şer‘iyye’ye kadı olarak atandığında, mahkemenin kazâ açısından yaşadığı problemleri gündeme getirip, çözüm olarak da bir mecellenin hazırlanmasının gerekliliğini ilk olarak dile getirmiştir. Bu düşünce doğrultusunda yaptığı çalışmalarla yeni mecellenin fikrî altyapısını oluşturmuştur. 1910 yılında Musa Carullah’a, mecelleye medhal mahiyetinde ve külli kâideler mesabesinde Kavâid-i Fıkhiyye’yi hazırlatmıştır. Rızâeddin’in çalışmaları, Mahkeme-i Şer‘iyye’nin 1917 yılında özerk bir yapıya kavuşmasıyla, Rusya Müslüman âlimlerinin ilk iş olarak ele alıp, Mecelle-i Ahkâm-ı Şer‘iyye adıyla resmiyet kazandırdıkları yeni mecellenin projelendirilmesinde kendisini etkin bir şekilde göstermiştir. Ancak bu büyük proje, Rusya’da yaşanan Bolşevik Devrimi ile 1923 yılına kadar sürecek bir sekteye uğramıştır. Rızâeddin b. Fahreddin’in 1923 yılında Mahkeme-i Şer‘iyye’ye müftü seçilmesi Mecelle-i Ahkâm-ı Şer‘iyye için bir umut olmuştur. Umulduğu gibi olmuş, çok ağır siyasi ve ekonomik sıkıntılara rağmen Mecelle-i Ahkâm-ı Şer‘iyye’nin yeni bir metotla kısa zaman içinde hazırlanmasına karar verilmiştir. Bölümler halinde hazırlanması planlanan mecelle için konusunun uzmanı sayılan kişilere görevlendirmeler yapılmıştır. Ancak Abdurrahman Ömerî tarafından hazırlanan aile hukukuna dair 551 maddelik bölümün dışında diğer bölümlerle ilgili herhangi bir çalışmaya bugüne kadar rastlanılamamıştır. Aile hukukuna dair bölümün hazırlanarak önemli bir adım atılmış olmasına rağmen içinde bulunulan şartların zorluğu ve Müslümanların yeterli desteği vermemesi Rızâeddin b. Fahreddin’in onlarca yıl diri tuttuğu umudunu yitirmesine sebebiyet vermiştir. Böylece, Rızâeddin’in kadılığı zamanında gündeme getirdiği ve yaklaşık otuz beş yıl boyunca mücadelesini verdiği yeni mecelle düşüncesi akîm kalmıştır.
Abstract
Rızâeddin bin Fakhreddin is one of the most prominent scholars of Russian Muslims. When Rızâeddin bin Fakhreddin was appointed as a qāḍī (judge) of the Mahkama-i Shar‘iyyah (the Court of Islamic Law), he prioritised the problems that the Court had been experiencing in terms of qazā (jurisdiction) and he was the first person who emphasised the necessity for preparing a majallah as the solution for those problems. With his academic research, he established the intellectual infrastructure of the new Majallah. In 1910, Musa Jarullah (Bigiev) and he prepared the “Qawâid-i Fiqhiyyah (Rules of Fıkh)” which consist of general principles and might be taken as an introductory basis of the Majallah. Upon the Mahkama-i Shar‘iyyah’s gaining an autonomous structure in 1917, the influence of Rızâeddin’s contributions were explicitly noticeable over the new Majallah project that the Russian Muslim firstly have addressed and formalized under the name of Majalla-i Ahkâm-i Shar‘iyyah. However, this essential project was stopped until 1923 due to the Bolshevik Revolution that took place in Russia. The election of Rızâeddin bin Fakhreddin as a muftī (jurisconsult) of the Mahkama-i Shar‘iyyah in 1923 increased the expectations for the formation of Majalla-i Ahkam-i Shar‘iyyah. Although there were quite complex political and economic problems, it was decided to prepare the Majalla-i Ahkâm-i Shar‘iyyah with a new method in a short time. The scholars who were deemed to be experts in their subjects, were appointed for the preparation of Majallah which was planned to include several sections. However up until now, the sessions were absent except the one which was prepared by Abdurrahman al-Omari including 551 articles regarding the family law. Despite making important improvements by preparing the family law, Rızâeddin bin Fakhreddin lost his expectations because of existing difficult conditions and the lack of support by the Muslims. As a result, the idea of new Majallah failed, which Rızâeddin had prioritised during his time as the qāḍī and had struggled almost thirty five years.