Dergiler / Tasavvuf İlmi ve Akademik Araştırma Dergisi / 2009 / Sayı: 23

Bediüzzaman Said Nursi'nin Muhyiddin İbnü'l-Arabî ve vahdet-i vücud hakkındaki düşünceleri

The thoughts of badiuzzaman said nursi on ibn al-arabi and wahdat-i wujud

Sayfa
543–581
DOI
—

Özet

İslam düşünce tarihinde öne çıkan şahsiyetlerden Muhyiddin İbnü'l-Arabî (1240) ile Bediüzzaman Said Nursi'nin (1960), aralarında yedi yüzyıl olmasına rağmen düşünce sistemlerinde birçok ortak nokta bulunmaktadır. Her ikisi de Kur'an'ı esas alarak yüksek bir irfan düzeyine ulaşmış ve etkili eserler ortaya koymuşlardır. Etkileri günümüzde de devam etmektedir, çünkü onların dilleri ve tefekkür dünyaları evrenseldir. Birçok İslam âlimi gibi Bediüzzaman da, İbn Arabî'nin fikirlerinden etkilenmiştir. Eserlerinin birçok yerinde ondan ve onun görüşlerinden söz etmiştir. Fakat Bediüzzaman'ın eserlerini toplayan Risale-i Nur Külliyatı, daha çok, çağımızda İslam'a yönelen pozitivist, rasyonalist, v.s. tehditler karşısında, iman hakikatlerinin kelâmî bir dille yeniden tahkim ve tedvininin ürünüdür. Bu makalede, önce Risale-i Nur'un irfani gelenek içerisindeki yeri araştırılarak, İbn Arabî ile Bediüzzaman arasındaki bazı ortak yönler üzerinde durulacaktır. Daha sonra Bediüzzaman'ın vahdet-i vücud ve vahdet-i şuhud görüşlerine yönelttiği eleĢtiriler ele alınarak, onun bu düşünce karşısında geliştirdiği fikirler ortaya konacaktır.

Abstract

Ibn al-Arabi and Badiuzzaman (d. 1240) Said Nursi (d. 1960), two eminent figures in the his-tory of Islamic thought, had a similar system of thinking although the former lived seven centu-ries before the latter. Both of them acquired high level of wisdom concentrating on the Qur‟an and composed influential works. Their influence is still effective because their language and system of thinking are universal. Like many other Muslim scholars, Badiuzzaman was also influenced by the ideas of Ibn Arabi. Said Nursi talked about him and his ideas in many parts of his works. However, the Series of Risale-i Nur, which include all of his writings, is rather a work that theologically support and re-systemize the principles of Islamic faith against the positivist and rationalist threats exposed to Islam in our age. In this article, the place of Risale-i Nur in Islamic tradition will be determined and some aspects of their mutual understanding will be indicated. Subsequently, this article will deal with the critiques of Badiuzzaman on wahdat-i wujud and wahdat-i shuhud and his counter ideas.