Dergiler / Tarih Okulu Dergisi / 2018 / Cilt: 11 - Sayı: 34
BALKAN SAVAŞI’NDAN LOZAN’A YUNANİSTAN’DA EKALLİYET SORUNU VE MÜSLÜMAN NÜFUS
- Dergi
- Tarih Okulu Dergisi
- Sayfa
- 453–491
- DOI
- —
Özet
Eski bir Osmanlı taşrası olan Yunanistan, 1821 Mora İsyanı ve 1881 Teselya’nınalınmasına kadar, Hıristiyan nüfusa oranla daha az Müslüman nüfusun olduğu heterojenbir Balkan coğrafyasıydı. Fakat her iki dönemden sonra bu coğrafyada Müslüman nüfusya öldürüldüklerinden ya da tehcire zorlandıklarından neredeyse yok oldu. BalkanSavaşları’ndan sonra topraklarını genişleten Yunanistan, özellikle kendi sınırları içinedâhil ettiği ve üçte biri Müslümanlardan oluşan Makedonya toprakları ile yeniden etnikve dini mozaiği farklı bir kimliğe büründü. Ancak XIX. yüzyıl başlarında Balkanlardaortaya çıkan etnik kimlik uyanışları ve milliyetçi ideoloji bölge azınlıkları için çalkantılıbir dönemi de beraberinde getirdi. Osmanlı’da dinsel ayrıma göre belirlenen MilletSistemi yerini ulus-devlet modelinde şekillenen ve etnik kimlik ayrımına dayalı yeni birsiyasi anlayışa bırakmıştı. Etnik fanatizm ile hareket eden Yunanlar, bölgeMüslümanlarına sadece sosyal baskı kurmuyor aynı zamanda onları göçe zorlayarakmal varlıklarına da el koyuyordu. Balkan Savaşları’ndan sonra Osmanlı ile imzalananve Yunanistan’da yaşayan Müslüman nüfusun mülkiyet, dinî mabetler, dil ve eğitimsorunlarına düzenleme getiren Atina Anlaşması bile bölgedeki etnik çatışmalarıengelleyemedi. Milliyetçi ideolojinin etkisiyle Yunanistan topraklarında yaşayanMüslüman nüfusu milli bütünün dışında yabancı bir organ gibi algılayan Yunanlar,özellikle I. Dünya Savaşı süresince demokratik bir ülke imajıyla Müslüman azınlığıbüyük güçlere karşı birer propaganda aracı olarak kullandı. Bu siyasi hedefin amacıVenizelos’un Megali İdea ile yola çıktığı Anadolu toprakları için tasarlanmış bir önyatırımdı. 1912-1920 yılları arasında Yunan topraklarında yaşayan Müslüman nüfus, Osmanlı Devleti ve Yunanistan arasında sürekli değişim gösteren siyasî portre içinesıkışmış bir çözümsüzlük örneği olarak varlık gösterdi. Lozan’a kadar belli hukukîdüzenlemelerin getirilmediği azınlıklar sorunu bölgede yaşayan Müslümanların sosyalve kültürel hayatını zora sokan ve kimi zaman göç etmek zorunda bırakan sosyolojik birvaka halini aldı.Bu makalede Yunan arşiv belgeleri ve kaynakları ışığında 1912-1920 yıllarıarasında Yunan topraklarında yaşayan Müslüman nüfusun dil, din, mülkiyet ve eğitimsorunları sosyolojik, siyasi ve tarihsel bir perspektifle değerlendirilmeye çalışılacaktır.
Abstract
Greece which is a former Ottoman provincial was a heterogeneous Balkan geography that less Muslim population compared to Christians until 1821 Mora Rebellion and seizing Thessaly in 1881. But Muslim population has disappeared after these periods, for they were killed or enforced to immigration. Greece has a new complexion that has ethnical and religious mosaic with annexation of Macedonian region after Balkan Wars where the population was consisted of 2 of 3 Christians and 1 of 3 Muslims. Turbulent times have come for the minorities of the region by awakenings of ethnical identities and nationalist ideology which emerged in Balkans at the beginning of 19th century. Millet System which was determined according to religion has replaced with a system formed according to discrimination of ethnical nationality in Ottoman State. Greeks were not just put social pressure on Muslims in the region who have had rights in Ottoman domination, but also compelled them to migration and dispossess their properties. Athens Agreement that was signed with Ottoman State after Balkan Wars which has arranged property, religious sanctuaries, and language and education problems couldn’t prevent the ethnical conflicts. Greeks who accepted Muslim population as a foreigner organ that would be penetrates into their national body were used Muslim minority as a mean of propagandize with a democratically country image to huge powers. The aim of this political goal was a preliminary investment for Asia Minor territory which was formed with Megali Idea of Venizelos. Muslim population in Greeks territory between 1912-1920 has become a deadlock which was squash into a changing political portrait of Ottoman State with Greece. Minority problems which haven’t have legal regulations until the Treaty of Lausanne have become a sociological matter of fact that put into difficult the social and cultural lives of Muslims and also sometimes enforce them to immigration. In this article, language, religion, ownership and education problems of Muslim population who has lived in Greece territory 1912-1920 will be assessed in a sociological, political and historical perspective in the light of archive documents and main sources of Greece.