Dergiler / Nöropsikiyatri Arşivi / 2021 / Cilt: 58 - Sayı: 3
Fetal Anomali Nedeniyle Gebeliğin Terminasyonu Sonrasında Perinatal Yas ve İlişkili Faktörler: Bir Yıllık İzlem Çalışması
- Sayfa
- 221–227
- DOI
- —
Özet
Giriş: Birçok kişi yas sürecini genellikle altı ay içinde ruhsal olarakdenge durumuna geri dönerek dayanıklı bir şekilde deneyimler.Yaşanan kayıpların en zorlayıcısı genellikle çocuğun ölümü olarak kabuledilmektedir. Böyle bir kayıp durumunda, yas süreci, ilişkili belirti vebulgularla birlikte sıkıntıyla geçen yıllar boyunca sürebilir. Yas sürecindeçeşitli evreler tanımlanmıştır ve bu süreç farklı düzeylerde psikolojiketkileri olan çeşitli zorlukları kapsamaktadır. Perinatal kayıp yaşayankadınlar uzun süreli yas dönemleri yaşayabilmektedir. Bu çalışmanınamacı fetal anomali nedeniyle gebeliğin terminasyonu sonrasındakadınlardaki yas belirtilerini izlemekti.Yöntem: Çalışmaya İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesikadın doğum kliniğine başvuran ve fetal anomali nedeniyle gebeliğininsonlandırılmasına karar veren 46 kadın dahil edilmiştir. Terminasyondan6 hafta sonra katılımcılara Perinatal Yas Ölçeği (PYÖ), Olay Etkisi Ölçeği(OEÖ) ve Beck Anksiyete Enventeri (BAE), Edinburgh PostpartumDepresyon Ölçeği (EdDep), Çokboyutlu İlişki Ölçeği (ÇBİÖ) ve ErişkinBağlanma Biçimi Ölçeği (EBBÖ) uygulanmıştır. Katılımcıların yas belirtileriPYÖ ile altıncı ve 12. aylarda tekrar değerlendirilmiştir.Bulgular: Yas belirtilerinin şiddeti ile hastaların sosyodemografik ve kliniközellikleri arasında ilişki yoktu. Perinatal yas belirtileri, terminasyondansonra aşamalı olarak altı aya kadar azalabilir ve altı aydan bir yıla kadarsürebilir. Katılımcıların PYÖ ve BAE, OEÖ aşırı uyarılma alt ölçek puanlarıarasında pozitif ilişki olduğu bulundu. PYÖ puan ortalamalarının altıncıhaftadan altıncı aya ve altıncı haftadan on ikinci aya anlamlı derecededeğiştiği bulundu. OEÖ aşırı uyarılma ve ÇBİÖ ilişki doyumu puanlarının,birinci yıldaki PYÖ toplam puanlarının yordayıcısı olduğu bulundu.Sonuç: Fetal anomali tanısı ve özellikle de gebeliğin terminasyonutravmatik ve yıkıcı olabilir. Perinatal kayıp yaşayan kadınlarda yasbelirtileri ilk altı aydan sonra kalıcı hale gelebilir. Kadınların bu deneyiminasıl çözümlediklerini incelemek yararlı olabilir. Özellikle terminasyonsonrasındaki anksiyete ve aşırı uyarılmışlık belirtileri göz ardı edilmemelidir.Perinatal yas, kendine özgü bir yas deneyimidir; şiddetli perinatal yasısaptamak ve tedavi etmek için özgül müdahaleler yapılmalıdır.
Abstract
Introduction: Many people grieve in a resilient manner, often having a sense of equilibrium restored within six months. The most devastating type of loss is usually considered to be the death of the child. For such a loss, bereavement may take a period of distressing years with signs and symptoms that are related to grief. There have been different phases identified in the grieving process, and this process encompasses various difficulties with different levels of psychological effects. Women with perinatal losses can suffer long periods of grief. The purpose of this study was to monitor the grief in women who had undergone a termination of pregnancy due to fetal anomaly. Methods: Forty-six women who applied to the Gynaecology Clinic of Istanbul University Cerrahpaşa Faculty of Medicine and who decided to terminate their pregnancy due to fetal anomaly were included in the study. The Perinatal Grief Scale (PGS), the Impact of Event Scale-Revised (IES-R), Beck Anxiety Inventory (BAI), the Edinburgh Postnatal Depression Scale (EPDS), the Multidimensional Relationship Questionnaire (MRQ) and the Adult Attachment Scale (AAS) were administered to the participants six weeks after termination. Participants’ grief signs were reevaluated with the PGS at the sixth and 12th months. Results: There was no relationship between severity of grief symptoms and socio-demographic and clinical characteristics of the patients. The perinatal grief symptoms can decrease gradually from termination of pregnancy to six months and can persist for a period of six months up to a year. There was positive correlation between the scores of PGS and BAI, IES-R hyper-arousal. The mean score of PGS changed significantly from sixth week to sixth month and from sixth week to 12th months. IES-R hyper-arousal and MRQ relational satisfaction were found to be the predictors for PGS total score at the first year. Conclusion: The diagnosis of fetal anomaly and especially the termination of pregnancy itself may be traumatic and disruptive. In women with perinatal loss, grief may become persistent after the first six months. It would be helpful to examine how the women resolve this experience. Especially the anxiety and the hyper-arousal signs following the termination should not be ignored. Perinatal grief is a unique bereavement experience; specific interventions should be performed for detecting and treating severe perinatal grief.