Dergiler / Yakın Doğu Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi / 2010 / Cilt: 3 - Sayı: 2
Yeni Osmanlıcılık: Batıdan kopuş mu?
- Sayfa
- 126–156
- DOI
- —
Özet
Bilindiği gibi Türkiye’de yeni kurulmuş olan Adalet ve Kalkınma Partisi (A.K.P.), 2002 yılında tek başına iktidara gelmiştir. A.K.P. pek çok konuda önceki hükümetlerden farklı politikalar uygulamamıştır. Fakat daha önce de örnekleri görüldüğü gibi, kendi bölgesinde ve yakın coğrafyada daha etkin bir dış politika izlemeyi tercih etmiştir. Kimilerince A.K.P.’nin uygulamaya başladığı dış siyaset, Türkiye’yi Batıdan uzaklaştırıp Doğuya yakınlaştırma amacı güden bir siyasettir. Bu “yeni” siyasete Yeni Osmanlıcılık adını takanlar bulunmaktadır. Bu çalışmanın üzerinde duracağı konu, A.K.P.’nin dış politika anlayışının Batıdan kopmaktan ziyade Batıyla daha sıkı ilişkiler kurma amacında olmasıdır. Çalışmanın vardığı sonuç, Yeni Osmanlıcılığın Türkiye’yi Batıdan koparmadığı şeklindeki hipotezi doğrular niteliktedir. Türkiye 2000’lerle birlikte yeni fırsat ve manevra alanları yaratma hedefiyle daha aktif dış siyaset izleme yolunu seçmiştir. Bu da Batı ile Doğu arasında bir tercih yapılmasından çok, her ikisiyle de ilişkileri daha yakınlaştırarak eskiden beri vurgulanan “köprü olma” işlevinin yeniden ön plana çıkarılması anlamına gelmektedir.
Abstract
As it is known, newly founded Justice and Development Party (JDP-AKP) has come to power in 2002. In many issues, the JDP has not practiced different policies than previous governments. However, as seen in earlier examples, it has chosen to pursue a more effective foreign policy in Turkey’s own region and close geography. For some, the JDP’s foreign policy has had the aim to take Turkey away from the West and to cause becoming closer to the East. This “new” policy has been called as Neo-Ottomanism. This study will stand on the issue that the JDP's foreign policy approach aims to establish tighter relationships with the West rather than to become distant from the West. Conclusions of the study confirm the hypothesis, which argues that Neo-Ottomanism does not break relations between Turkey and the West. By the year 2000, Turkey has chosen to pursue a more active foreign policy. This has been to highlight “bridging” function between East and West rather than to prefer one or the other.