Dergiler / Uluslararası Hematoloji-Onkoloji Dergisi / 2018 / Cilt: 28 - Sayı: 4

Prognostic Significance of the Glasgow Prognostic Score in Patients Undergoing Pulmonary Metastasectomy

Pulmoner Metastazektomi Uygulanan Hastalarda Glasgow Prognostik Skoru’nun Prognostic Önemi

Sayfa
224–229
DOI
—

Özet

Pulmonary metastasectomy is considered the standard treatment for various cancer types when the primary tumour is under control. The Glasgow Prognostic Score (GPS), which is determined by serum levels of C-reactive protein (CRP) and albumin, is found to be a potential prognostic tool for variable primary cancer types. The aim of this study is to evaluate the prognostic role of the GPS in patients undergoing pulmonary metastasectomy for different subgroups of cancer types. Data of 142 patients who underwent pulmonary metastasectomy at in a single institution were retrospectively analyzed from a prospectively collected database. Primary tumour histologic subtypes were classified into five categories: Gastrointestinal tumours (Colorectal, gastric and colangiocellular carcinomas, n= 43), sarcomas (osteosarcoma, chondrosarcoma and synovial sarcoma, n= 38), breast carcinoma (n= 16), genitourinary system carcinomas (Cervix and endometrium carcinomas, n= 10) and miscellaneous (n= 35). High GPS is found to be correlated with worse survival rates in the subgroups of pulmonary metastasectomy for gastrointestinal, genitourinary and miscellaneous cancers (p= 0.050, p= 0.046 and p= 0.003, respectively). Although there is an evident decline of mean survival in breast cancer and sarcoma patients, the effect of GPS score on overall survival was statistically insignificant (p= 0.081 and p= 0.056, respectively). In conclusion, GPS appears to be a useful predictor of overall survival in pulmonary metastases for the majority of cancer types.

Abstract

Primer tümörün kontrol altında olduğu izole akciğer metastazı bulunan birçok kanser türünde pulmoner metastazektomi standart tedavi olarak kabul edilir. Glasgow prognostik skoru (GPS) serumdaki C-reaktif protein ve albümin değerleri arasındaki ilişki ile elde edilir ve bazı primer kanser türleri için potansiyel bir prognostik faktördür. Bu çalışmanın amacı, bazı kanser türlerinde pulmoner metastazektomi uygulanan hastalarda GPS skorunun prognostik rolünü incelemektir. Bu amaçla, pulmoner metastazektomi uygulanmış olan toplam 142 hastanın verileri retrospektif olarak incelendi. Hastalar primer tümörlerinin histolojik tiplerine göre beş gruba ayrıldı: Gastrointestinal tümörler (Kolorektal, gastrik ve kolanjiyoselüler karsinomlar, n= 43), sarkomlar (Osteosarkom, kondrosarkom ve sinoviyal sarkom, n= 38), meme karsinomu (n= 16), genitoüriner sistem karsinomları (Serviks ve endometriyum, n= 10) ve mikst karsinomlar grubu (n= 35). GİS, GÜS ve mikst karsinomlu hastalarda GPS skorunun yüksekliği ile kötü sağkalım arasındaki ilişki istatistiksel olarak anlamlı bulundu (sırası ile p= 0.05, p= 0.046 ve p= 0.03). Sarkom ve meme karsinomu gruplarında ise GPS skoru yüksek olan hastaların prognozunun daha kötü olduğu saptanmasına rağmen ilişki istatistiksel olarak anlamlı bulunmadı (sırası ile p= 0.056 ve p= 0.081). Sonuç olarak, GPS skoru birçok kanser türünde metastatik akciğer kanserlerinin sağkalımını değerlendirmek amacıyla potansiyel prognostik bir belirteç olarak kullanılabilir.