Dergiler / Uluslararası Hukuk ve Politika / 2014 / Cilt: 10 - Sayı: 40

Uluslararası Adalet Divanı'nın Nikaragua/Kolombiya Kararının Türkiye'nin Deniz Uyuşmazlıklarına Yansımaları

Sayfa
1–34
DOI
—

Özet

Türkiye'nin Ege ve Doğu Akdeniz'deki uyuşmazlıkları, tarafların iddiaları arasındaki önemli farklılıklar dolayısıyla halen çözüme kavuşturulamamıştır. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ve Yunanistan'ın politikaları, Türkiye'yi, Doğu Akdeniz'deki uzun ve kesintisiz kıyı hattına rağmen, dar bir deniz alanına hapsetmeyi öngörmektedir. Türkiye siyasi ve diplomatik yollarla bu sulardaki egemen haklarını korumaya çalışmaktadır. Türkiye BM Şartı'nın 33. maddesinde kayıtlı ve ortak rızaya dayalı hiçbir barışçıl çözüm yöntemini dışlamadan, hakça ilkeler çerçevesinde yapılmış bir anlaşmayla sınırlandırma hattını belirlemeye istekli olduğunu her fırsatta belirtmektedir. Uluslararası sözleşmelerde deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına dair somut ve detaylı kuralların bulunmamasından dolayı, bu alandaki uyuşmazlıkların çözümünde uluslararası yargı organlarının ve tahkim mahkemelerinin içtihatları hayati önem taşımaktadır. Bu çerçevede, Uluslararası Adalet Divanı tarafından yakın zamanda karara bağlanan Nikaragua ile Kolombiya arasındaki sınırlandırma uyuşmazlığı, Türkiye'nin deniz ihtilafları bağlamında önemli bir emsal teşkil etmektedir. Oy birliğiyle alınan söz konusu karar, uluslararası hukuk otoritelerinin dikkatini çekmiş ve olumlu karşılanmıştır. Coğrafyanın karmaşık yapısına rağmen karar, deniz alanlarının sınırlandırılması konusunda yerleşik içtihat ve kurallarla uyumlu şekilde verilmiş yaratıcı, hakkaniyetli ve dengeli bir çözümü içermektedir. Söz konusu davanın görüldüğü coğrafyanın Ege ve Doğu Akdeniz uyuşmazlıkları ile olan benzerlikleri, bu kararı Türkiye açısından ayrıca önemli kılmaktadır. Kararda ortaya konulan ilkeler, Türkiye'nin Ege ve Doğu Akdeniz uyuşmazlıklarına dair argümanlarını büyük oranda desteklemektedir.

Abstract

Turkey's maritime disputes in the Aegean and Eastern Mediterranean seas have yet to be settled due to significant differences between parties' claims on the issues. Arguments of Greece and Greek Cypriot Administration of Southern Cyprus (Greek Cypriot) are intended to severely restrict Turkey's maritime areas despite its long and uninterrupted mainland coastline in these seas. Turkey is pursuing political and diplomatic paths to preserve its sovereign rights in these waters. Turkey, from the outset, declares its willingness to reach a delimitation agreement on the basis of equitable principles without ruling out any peaceful settlement method set forth in Article 33 of the UN Charter based on the mutual consent of both states. In the abscence of concrete and detailed rules in international treaties on maritime boundry delimitation, the jurisprudence of international courts and arbitral tribunals are of critical importance in resolving maritime disputes. Accordingly, the International Court of Justice's recent judgment on maritime dispute between Nicaragua and Colombia sets a crucial precedent to address Turkey's maritime disputes. In a short period, the unanimous judgment of the Court has generated considerable positive international attention. Given the complex geography of the region, the judgment of the Court was an equitable, creative, and balanced solution, consistent with well-established rules, principles, and jurisprudence of maritime boundary delimitation. The geographical similarities between the aforementioned case and the disputes in the Agean and Eastern Mediterrenean seas also highlight the importance of this judgment for Turkey. The principles laid down in this judgment are predominantly supportive of Turkish arguments regarding the disputes in these waters.