Dergiler / Praksis / 2016 / Cilt: 3 - Sayı: 42
Gündelik Hayat, Karnaval ve Direniş: Gezi'de Mizah
- Dergi
- Praksis
- Sayfa
- 635–656
- DOI
- —
Özet
Gezi direnişi oldukça yaratıcı bir mizah gösterisine sahne oldu. Direniş günlerinde ortaya çıkan ve herkesçe çok konuşulan afişler, pankartlar, sloganlar, duvar yazıları, tweet'ler, uyarlanan şarkılar vs. bunun somut kanıtlarından bazıları. Yıllarca apolitik olmakla "suçlanan" ya da en azından böyle tarif edilen bir nesil Gezi direnişi boyunca aksi bir deneyime işaret ederken mizahın da politik bir strateji olarak kullanılabileceğini ve dolayısıyla simgesel siyasetin önemini göstermiş oldu. Bu çerçevede, bu yazıda tam da bu anlamıyla mizahın, özel olarak ise farklı mecralarda yeniden üretilen duvar yazılarının Gezi direnişi boyunca ezilenlerin muktedirler karşısında kullandıkları bir taktik olarak nasıl işlevselleştirildiği değerlendirilmektedir. Gülmeyi/kahkahayı anlamak için bir kuramsal çerçeve çizilerek, Gezi direnişi boyunca AKP, polis ve ideoloji ana temaları etrafında ortaya çıkan duvar yazıları bu bağlamda incelenecek, sonrasında ise bu mizahın sınıfsal karakteri tartışılacaktır
Abstract
Gezi resistance was quite creative in staging humour. The much talked about posters, banners, slogans, street writings, tweets, adapted songs etc. which stood out in the days of the resistance are some of the concrete evidence of such humour. A generation, "accused" of being apolitical or at least described as such for years, has displayed a counter performance during the Gezi resistance showing that humour may also be used as a political strategy and thus has demonstrated the importance of symbolic politics. Within this framework, this article evaluates the way in which humour with this exact meaning, particularly the street writings reproduced via different channels are functionalized during the Gezi resistance as a tactic of oppressed people against the powerful. Drawing a theoretical framework to understand laughter, the street writings which emerged around the themes of AKP, police brutality and ideology will be analysed in this context, which will be followed by a discussion of the class character of this humour