Dergiler / Praksis / 2010 / Sayı: 23

Özel güvenlik ve kapitalist devletin dönüşümü: Türkiye üzerine eleştirel notlar

Private security and transformation of the capitalist state: Critical reflections on Turkey

Dergi
Praksis
Sayfa
111–137
DOI
—

Özet

Bu çalışma, neoliberal küreselleşme döneminde güvenliğin özelleştirilmesi olgusunu eleştirel bir açıdan ele almayı amaçlamaktadır. Kendini hâkim literatürün piyasayı güzelleyen ve devlet- toplum ikiliğini yeniden üreten anlatılarına karşı konumlandıran çalışma, kamusal olarak sağlanan güvenliğin, kapitalist devletin kendini “sınıf-tarafsız” bir iddia ile yeniden üretmesinin temel dola- yımlarından biri olduğunu ve güvenliğin özelleşmesi süreci ile bu dayanağın sarsıldığını savlamak- tadır. Bu bağlamda, Türkiye’de güvenliğin özelleştirilmesi sürecinde yaşanan özgül deneyim, dev- letin bu süreçte içine düştüğü meşruiyet-toplumsal denetim ikilemi bağlamında açıklanmakta ve 2004’te çıkarılan yasanın, ilkel birikim sürecinde fiili olarak kurulan bir sektörün siyasal ve hukuksal olarak meşrulaştırılması niteliğini taşıdığı ileri sürülmektedir. Piyasa dolayımıyla sağlanan güvenlik, şiddetin sınıf temelinde örgütlenmesinin önünü açması itibariyle toplumsal-sınıfsal çelişkilerin idaresi bağlamında yeni tahakküm biçimlerinin işe koşulduğunu, ancak tam da bu yeni teknikler nedeniyle kapitalist devletin “sınıf-tarafsızlığı” iddiasının krizde olduğunu göstermektedir.

Abstract

This study aims to critically evaluate privatization of security services in the era of neoliberal glo- balization. Locating itself against the dominant discourses in the literature which glorify the market and reproduce the state-society distinction, it argues that the public provision of security has been the principal mediation through which the capitalist state reproduces itself with the claim of “class- neutrality”. However, the privatization of security tendentially undermines this very claim of “class- neutrality” of the capitalist state by opening the way to the class-based organization of coercion. This central argument is advanced with reference to the contradictory process of privatization experience in Turkey, which has been determined within the context of the state’s dilemma of ensuring social legitimacy and intensifying social control in the era of neoliberal social transformations.

Anahtar kelimeler: Türkiye