Dergiler / Praksis / 2020 / Sayı: 53

Neoliberal Dönemde Tahran’da İşportacılık

Street Vending in Tehran in the Neoliberal Age

Dergi
Praksis
Sayfa
195–224
DOI
—

Özet

İşportacılık Ortadoğu ülkelerinde akademik olarak enformel ekonominin başka görünümlerine göre daha az dikkat çekmiştir. İşportacılığa yönelik akademik ilgi, “Arap Baharı” olarak bilinen olaylarla birlikte ortaya çıkmıştır. Tunuslu işportacı, Muhammad Buazizi’nin kendini yakarak intihar teşebbüsü, belediye zabıtaları tarafından mallarının zapt edilmesine karşı bir eylemdi ve bu eylemin neticesinde Tunus’ta ve diğer Kuzey Afrika ülkelerinde protestolar ortaya çıktı. Kent yoksullarının önemli bir kısmını oluşturan işportacıların genel durumu Orta Doğu ülkelerinde benzerlik göstermektedir. Örneğin, Tahran’daki işportacılar zabıtalar tarafından daima baskıya maruz kalmaktadır. Bu baskılar sadece işportacıları sokaktan silmek ve mallarına el koymakla sınırlı kalmamıştır; çoğunlukla fiziksel şiddeti ve aşağılamayı da içermekte, hatta son yıllarda görüldüğü üzere işportacıların zabıtalar tarafından öldürülmeleri noktasına kadar varmaktadır. Bu süreçte Tahran Büyük Şehir Belediyesi’nin kaldırım işgali biriminin özelleştirilmesi çok önemli bir rol oynamıştır. Bu yazıda Tahran’daki kent yoksullarının önemli bir parçasını oluşturan işportacıların genel durumu ve işportacılığa karşı mücadelenin farklı evreleri sosyo-politik bir analiz üzerinden açıklanacaktır. Bunun için, Tahran’da 10 işportacı ile derinlemesine mülakat gerçekleştirilmiştir. Bir iş olarak işportacılık, esnaf-zabıta ile ilişkiler, işportacılar arası ilişkiler, siyasal anlayış-katılım ve kadın işportacıların durumu şeklindeki tartışma başlıkları derinlemesine mülakatlardan çıkarılmıştır. İşportacılığa karşı mücadelenin uygulamalı ve sosyo-kültürel boyutları ise bu bağlamda farklı örneklerle izah edilecektir. Tahran’daki “İnzibat-i Şehri” uygulamasıyla sadece işportacılığa karşı bir denetim mekanizması oluşturmak değil, aynı zamanda kent yaşamında “uygunsuz unsurlar” olarak görülen bütün toplumsal katmanlar üzerinde disiplin sağlamak amaçlanmıştır.

Abstract

In Middle Eastern countries street vending has academically received less attention comparing with the other components of informal economic activities. The academic interest in analyzing street vending has increased after the events called Arab Spring in which, for example in the case of Tunis, a street vendor attempted suicide by selfimmolation after being harassed by municipal officials which set off protests over the country and other North African nations. The condition of street vendors as a major part of the urban poor in Middle Eastern countries has undeniable similarities. For instance, the street vendors in Tehran have always been harassed by municipal officers who not only confiscate their goods but also do not hesitate to use violence against them and even kill them. In this regard, the privatization of the Tehran Municipality’s Unite of Struggle Against Pavement Occupation as a neoliberal urban policy has played a significant role in increasing violence against street vendors. In this article I aim at investigating the general condition of street vendors in Tehran as a significant part of the urban poor through a socio-political analysis. In doing so, I conducted 10 in-depth interviews with the street vendors in Tehran. Street vending as a job, the relations with storekeepers and municipal officials, the relations among the street vendors, political understanding/participation and the condition of the women street vendors are the main topics which have been drawn according to the interviews conducted. Moreover, I try to portray the Iranian government’s and Tehran Municipality’s struggles against street vending in terms of both legal-operative and socio-cultural dimensions by explaining different examples. In Tehran the application of “Urban Discipline Programs” has been put into practice not only for making a control mechanism over the street vending but also for providing a broader control over every part of social layers considered to be ‘inconvenient elements’ in the urban life.