Dergiler / MN Kardiyoloji / 2010 / Cilt: 17 - Sayı: 5

Nabız basıncı ile koroner arter lezyon özellikleri arasındaki ilişki

Relationship between the pulse pressure and properties of coronary artery lesions

Sayfa
294–301
DOI
—

Özet

Amaç: Nabız basıncı ateroskleroza bağlı arteryel elastik yapıda meydana gelen anormal değişikliklerden kolaylıkla etkilenebilir. Dolayısı ile aterosklerotik kalp ve damar hastalığının erken hemodinamik bir belirteci olabilir. Bu çalışmamızda nabız basıncı ile koroner arter hastalığı anatomisi ve yaygınlığı arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçladık. Gereç ve Yöntem: Koroner anjiyografisi yapılan 350 olgu (yaş 59,4±12,5 ve 132 (%37,7) kadın) ardışık olarak çalışmaya dahil edildi. Olguların demografik verileri, biyokimyasal paremetreleri ve nabız basınçları kayıt edildi. Nabız basıncı ile koroner arter lezyon özellikleri arasındaki ilişki istatistiki olarak analiz edildi. Bulgular: Yaş, hipertansiyon, trigliserid düzeyi ve nabız basıncının: KAH’nı öngörmede istatistiksel olarak anlamlı değişkenler olduğu görülmektedir.(exp β=1,01, güven aralığı 1,002-1,02, p 60 olanlarda damar tutulum oranlarının (1,2 veya 3 damar hastalığı, nonkritik darlık) hafif artmış olmasına rağmen damar tutulum oranları ve lezyon dağılımı yönünden gruplar arasında anlamlı fark bulunmamıştır. Sonuç: Nabız basıncı koroner risk faktörlerine göre seçilmiş bireylerden ileri tetkik ve koroner görüntülemenin planlanacağı yüksek riskli bireylerin belirlenmesi için kullanılabilir.

Abstract

Aim: Pulse pressure (PP) may easily be affected by the abnormal changes in the arterial elastic structures due to atherosclerosis. Thus it could be an earlier hemodynamic indicator for atherosclerotic cardiovascular disease. We aimed to evaluate any probable relationship between PP and anatomy and severity of coronary artery disease. Material and Method: Three hundred and fifty patients (age 59,4±12,5 and 37,7% (132) female) who were performed coronary angiography were consecutively enrolled. Demographics, laboratory parameters and pulse pressure of the patients were recorded. Relationship between the PP and properties of coronary artery lesions was statistically analyzed. Results: Age, hypertension, triglyceride level and PP were the variables that could significantly predict the coronary artery disease (exp &#946;=1,01, CI 1,002-1,02, p<0,05). Coronary artery disease was significantly higher in patients with PP over 60 mmHg. Although number of coronary artery disease (single, two and three vessel, and noncritical lesion) was slightly higher in those patients with PP over 60 mmHg there was not any significant difference about distribution and number of coronary lesions. Conclusion: PP may be used to determine the patients at high risk among the subjects selected according to the risk factors in order to plan further test and coronary imaging.