Dergiler / OLBA / 2015 / Sayı: 23
DİYARBAKIR KENTİNİN EN ESKİ YERLEŞİMİ: İÇKALE'DEKİ AMİDA HÖYÜK
- Dergi
- OLBA
- Sayı
- 2015 · Sayı: 23
- Sayfa
- 59–110
- DOI
- —
Özet
Diyarbakır kentinin iskân tarihi, İçkale'deki höyükte yapılan araştırmalara göre, MÖ. 4. binde başlamaktadır. Kuzey Mezopotamya'nın çoğu çağdaş yerleşiminde yerel el yapımı kaplar ile çark yapımı Ubeyd kaplarının ve devrik ağızlı Uruk kâselerinin bir arada bulunmasına karşın, Amida Höyük'te sadece yerel kapların bulunması, buranın yerel topluluklar tarafından iskân edildiğine işaret etmektedir. Üzerinde perdahlı astar kalıntıları bulunan bir grup kap parçası, höyükte Geç Kalkolitik dönemden Erken Tunç Çağına geçiş evresine tarihlenen bir yerleşimin bulunduğunu göstermektedir. Yukarı Dicle havzasının çoğu yerleşim biriminde olduğu gibi, burada da MÖ 3. binin ilk yarısına tarihlenen seramik parçalarına rastlanmamıştır. Höyük MÖ 3. bin ortalarından itibaren yeniden iskân edilmiş görünmektedir. İnce hamurdan çarkta üretilmiş ve yüksek ısıda pişirilmiş az sayıda kap parçası, Kuzey Mezopotamya'nın Standart Seramiğinin astarlı ve perdahlı bir grubunu temsil etmektedir. Yüzey buluntuları arasında ele geçen bir parça, Orta Fırat havzasında Erken Tunç Çağı III'e tarihlenen yüksek ayaklı çanakların ayak ile çanak bölümlerinin birleştirildiği kısma aittir. Erken Transkafkas III seramiğine ait bir parça, bu seramik grubunun Yukarı Dicle havzasındaki varlığına ilişkin kanıtları artırmaktadır. Yukarı Dicle havzasında ele geçen en erken yazılı belge, Akkad Kralı Naramsin'in bölgeyi MÖ 23. yüzyılda fethettikten sonra Pir Hüseyin'e diktirdiği steldir. Bölgede Akkad yönetimi yaklaşık bir yüzyıl devam etmiştir, MÖ 3. binin son iki yüzyılı da Akkad sonrası döneme tarihlenmektedir. Buna karşın, Amida Höyük'te dönemin karakteristik Metalik Seramik ve Koyu Ağızlı Portakal Rengi Çanaklarına ait herhangi bir parça ele geçmemiş, dolayısı ile höyükte bu dönemde yerleşildiğine ilişkin bir bulgu elde edilmemiştir.Yukarı Dicle havzasında Orta Tunç Çağı, standart Kırmızı-Kahverengi Boya Astarlı Kaplar ve Habur Boyalıları ile tanımlanmaktadır. Amida Höyük'te bu seramik gruplarına ait parçaların varlığı, Yukarı Dicle havzasındaki çoğu yerleşim biriminde olduğu gibi, burada da yerleşilmiş olduğuna işaret etmektedir. Yüzeyi düzeltilmiş standart tek renkli kaplara ve ince hamurlu bej astarlı kaplara ait parçalar ile olasılıkla Nuzi Boyalılarına ait bir gövde parçası, höyüğün Mitanni döneminde de kullanıldığını göstermektedir. Orta Assur yazılı belgelerine göre Amid ya da Amedi, Bit-Zamani adlı bir Arami kabilesinin başkentidir. Kentin MÖ 1260-1190 yıllarında Orta Assur krallığının egemenliğine girdiği bilinse de, höyük yüzey malzemesi arasında Orta Assur dönemine tarihlenen parçalara rastlanmamıştır. Olasılıkla Orta Assur yerleşimi, kentin başka bir bölümüne kaydırılmış olmalıdır. Orta Assur krallığının bölgeden çekilmesi ile MÖ 9. yüzyılda Yeni Assur krallarının bölgeyi yeniden fethetmeleri arasında geçen sürede Yukarı Dicle havzasının çoğu yerleşim biriminde, içinde Doğu Anadolu kökenli el yapımı kapların bulunduğu çukur evler ile mevsimlik yerleşim alanları açığa çıkartılmıştır. Amida Höyük yüzey malzemesi arasında bu kaplara ait herhangi bir parçaya rastlanmamış olması, Bit-Zamani krallığının bu göçer kabileleri kentten uzak tutmuş olabileceğini düşündürmektedir.Yukarı Dicle havzası MÖ 9. yüzyıldan itibaren Yeni Assur İmparatorluğunun bir parçası haline gelmiştir. Höyük yüzeyinde ele geçen orta ve kaba nitelikli kaplara ait parçalar, tarihi belgelerde geçen, Amidi'nin vasal krallığın surlu kenti ve sonra da Bit-Zamani eyaletinin merkezi olduğuna ilişkin bilgilere arkeolojik kanıt sunmaktadır. Eyalet valisinin II. Sargon'a yazdığı bir mektupta, içinde kralın tasvirinin bulunduğu kral sarayından söz edilmekle birlikte, Amida Höyük'te Yeni Assur Saray Seramiğine ait herhangi bir kap parçasının bulunmaması, tepenin bu dönemde sadece askeri amaçla kullanılmış olabileceğini düşündürmektedir. MÖ 612 yılından sonra Kuzey Mezopotamya Geç Babil İmparatorluğunun ve MÖ 550 yılından itibaren de Pers İmparatorluğunun bir parçası olmuştur. Buna karşın, bu dönemlere ait karakteristik kap biçimlerine rastlanmamıştır. Yeni Assur standart seramiği Geç Babil ve Pers dönemlerinde de kullanılmış görünmektedir. Tarihi belgelere göre kent Büyük İskender tarafından, daha sonra da Ermeni, Roma ve Part krallıkları tarafından fethedilmiş olmakla birlikte, Höyüğün yüzey malzemesi arasında bu dönemlere tarihlenebilecek karakteristik parçalara rastlanmamıştır. Kentin Orta, Yeni ve Yakınçağ tarihi daha iyi belgelenmiştir. Kent Roma ve Sasani kralları arasında sıkça el değiştirmiş; MS 330-349 yıllarında İmparator Konstantin, Roma İmparatorluğunun doğu sınırının geçtiği Amida kentini surlarla çevirtmiştir. Höyükte ele geçen, Geç Antik ve Bizans dönemlerine tarihlenen koyu yeşil sırlı kaba kaplara ve yalın yüzeyli günlük kaplara ait parçalar, bölgede yerel çömlekçiler tarafından sonraki dönemlerde de üretilmiştir.Kent MS 639 yılında Arap orduları tarafından fethedildikten sonra, İslami dönem başlamıştır. Selçuklu, Eyyubi ve Moğol dönemlerinde Artuklular tarafından yönetilen kente Kara Amid denilmiştir. Artuklu dönemi sarayı, olasılıkla kentin en yüksek noktasını oluşturması nedeniyle Höyüğün üzerine inşa edilmiştir. MS 1335 yılında Moğolların çekilmesinden sonra kent, Akkoyunlu ve Karakoyunlu Türkmenlerinin savaşlarına sahne olmuştur. MS 11-14. yüzyıllara tarihlenen yalın yüzeyli, kırmızı astarlı, kalıplanan barbotin bezemeli ve yeşil sırlı kaplara ait parçalar bu dönemler boyunca üretilmiş ve kullanılmış görünmektedir. Kent 16. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu tarafından fethedilmiş ve Diyâr-ı Bekr vilayetinin başkenti olmuştur. Höyükten toplanan yüzey malzemesi arasında bulunan mavi-beyaz ve çok renkli sırlı kaplara ait parçalar ile pişmiş toprak pipo parçaları 16-18. yüzyıllara tarihlenmektedir. Osmanlı döneminde höyüğün eteklerine resmî ve askerî binalar inşa edilmiştir
Abstract
The Earliest Settlement of the City of Diyarbakır: Amida Höyük at İçkaleThe settlement history of the city of Diyarbakır dates back to the 4th Millennium BC as attested on the mound located in the acropolis of the fortified city. At several contemporary settlements of Northern Mesopotamia, both the local hand made vessels and wheel made Uruk vessels as well as flaring rim bowls are observed; however, on Amida Höyük, only local vessels are collected, determining a settlement founded by a local population. A group of sherds with rests of a burnished slip point to the existence of a settlement dating to the transition from Late Chalcolithic to the Early Bronze Age. Similar to several sites excavated in the Upper Tigris region, no surface finds are dated to the first half of the 3rd Millennium BC and the mound seems to have been resettled from the middle of the 3rd Millennium BC onwards. A few sherds belong to fine pasted, wheel made vessels fired in high temperatures distinguished as the slipped and burnished variant of the "Plain Simple Ware" of Northern Mesopotamia. One sherd belongs to the joint of a high stemmed bowl resembling those from the Early Bronze Age III contexts of the Middle Euphrates region. One sherd of the Early Transcaucasian III ware enriches the rare existence of this ware in the Upper Tigris region. The earliest written source found in the Upper Tigris region is the stele of the Akkadian Emperor Naramsin, erected at Pir Hüseyin after the conquest of the region in the 23rd century BC. The Akkadian supremacy in the region lasted ca. one century and the post Akkadian period in the last two centuries of the millennium; however, the characteristic Metallic Ware and Dark Rimmed Orange Bowls that would have point to the inhabitance during this period, are not found at Amida Höyük