Dergiler / Osmanlı Araştırmaları / 2014 / Sayı: 44

'Levantine' Dragomans in Nineteenth Century Istanbul: The Pisanis, the British, and Issues of Subjecthood

19. Yüzyıl İstanbul'unda 'Levanten' Tercümanlar: İngiliz Sefareti ve Pisaniler'in Tabiiyet Meselesi

Sayfa
169–195
DOI
—

Özet

19. yüzyılda yaşayan Kont Alexander ve Frederick Pisani, Pisani dragoman ailesinin İstanbul'daki İngiliz elçiliğine hizmet eden iki üyesiydi. Kont Alexander ve Frederick Pisani Osmanlı başkentinde doğan ve büyüyen İtalyan kökenli gayrimüslimler olduklarından, tarihçiler tarafından genellikle 'Levanten' olarak adlandırılagelmişlerdir. Bu makalede, Pisani ailesinin söz konusu iki mensubunun kendi kimliklerine dair algıları, hangi tabiiyetten olduklarını yetkili mercilerle nasıl müzakere ettikleri ve İngiliz elçiliğindeki amirlerinin onların tabiiyetlerini ne şekilde tavsif ettikleri incelenmektedir. Bunlara ek olarak, Pisaniler'in ve İngilizler'in tabiiyet kavramını tanımlarken yaşadıkları çekişmeleri irdelenmekte ve tabiiyet kavramının hukukî olarak tanımlanmasının aslında ne kadar zor olduğu ortaya koyulmaktadır. Çalışmada, İngiltere'de Frederick Pisani'nin Times gazetesine karşı açtığı davanın ve Kont Alexander Pisani'nin İstanbul'daki İngiliz elçilik mahkemesine sunulan vasiyetinin muameleli evrakı kullanılmıştır.

Abstract

Frederick and Count Alexander Pisani were two members of the Pisani family of dragomans that served the British Embassy in Istanbul during the nineteenth century. As non-Muslims of Italian descent that were born and raised in the Ottoman capital, they are commonly referred to as 'Levantines.' Using a case filed by Frederick Pisani against the British daily The Times in the Court of Common Pleas in England, and the process of registering the Last Will and Testament of Count Alexander Pisani in the British Consular Court in Istanbul, this article examines how two members of the same family had different views of who they were, how they were able to negotiate their subjecthood, and how their British employers classified them. It demonstrates how the Pisanis and the British struggled with the concept of subjecthood, and how difficult it was to legally define it in these cases.