Dergiler / Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi / 2017 / Cilt: 23 - Sayı: 2
Vatana İhanet Suçunun Kökenleri Üzerine Bir İnceleme
- Sayfa
- 103–142
- DOI
- —
Özet
Devletlerin ve hatta devlet öncesi toplulukların tarih sayfasınaçıkmasıyla birlikte grup ya da devlet içindeki otoritenin sağlanması vebu düzeni bozmaya yönelen bireylerin cezalandırılması fikri husule gelmiştir.Bu çerçevede hırsızlık ve kasten adam öldürme gibi suç tipleribireylerin birbirlerine yönelik hak ihlallerini cezalandırmaya yönelikolup, toplumun düzenini sağlamaya yönelik arayışlara gidilmiş ve başkasuç tiplerine de ihtiyaç duyulmuştur. İşte tam bu noktada karşımızadevlete karşı işlenen suçlar ve “vatana ihanet” kavramı çıkmaktadır.Klasik suç tipleri zaman içinde bazı ufak değişimler geçirmeklebirlikte, devlete karşı işlenen suçlarda dönemin münhasır koşulları,modern devlet ve öncesi dönem, mutlak otorite düzenleri ya da anayasaldevlet düzeni gibi faktörlere göre önemli farklılıklar yaşanmıştır.Siyaset bilimi, anayasa, ceza hukuku, hukuk felsefesi gibi birçok alanladoğrudan bağlantılı olan vatana ihanet kavramını açıklarken tüm zamanlardave mekanlarda geçerli olan bir tanıma, kodifiye edilmiş modernhukuk düzenleri nazara alındığında bile ulaşmak mümkün değildir.Bu nedenle “Vatana ihanet suçunun kökenleri üzerine bir inceleme” başlıklıbu çalışmada vatana ihanet kavramının ne olduğu ya da günümüzkanunlarında nasıl düzenlendiği değil, kavramsal olarak ortaya çıkış serüvenive bunun tarihsel süreçte geçirdiği evrim, yabancı literatürdeki genel kabul gören inceleme anlayışına uygun biçimde başlıca hukuk sistemleri olarak değerlendirilen Roma, Cermen ve İngiliz hukuk sistemleri baz alınarak incelenmiştir. Ardından vatana ihanet kavramının Türk hukuk tarihindeki gelişim süreci de ele alınmaya çalışılmıştır. Bu çerçevede özellikle siyasal devrimler (İngiliz ile Fransız deneyimleri ve hatta Türk Kurtuluş Mücadelesi akabindeki İstiklal Mahkemeleri yargılamaları) vatana ihanet yargılamalarının pratiğini ortaya koymaları nedeniyle, kavramın doğuşuna odaklanmış bu çalışmanın dışında tutulmuştur. Nitekim söz konusu siyasal devrimlerin peşisıra gelen yargılamalar, inceleme metodolojisini de etkileyecek iç dinamikleri haiz olduğundan başlı başına ele alınmalıdır. Zira konunun bu yönünün incelenmesi söz konusu yargılamalara etki eden siyasal gelişmelerin siyaset bilimi zaviyesinden ele alınmasını gerektirmektedir.