Dergiler / Medenî Usûl ve İcra - İflâs Hukuku Dergisi / 2020 / Cilt: 16 - Sayı: 47
ÜÇÜNCÜ KİŞİ REHNİYLE TEMİN EDİLMİŞ BİR ALACAĞIN ADİ KONKORDATO NİSABININ HESAPLANMASINDAKİ HUKUKİ DURUMU (SON GELİŞMELER)
- Sayfa
- 739–766
- DOI
- —
Özet
Adi konkordatoda üçüncü kişi rehniyle temin edilmiş alacakların adi alacak olarak kabul edilip bu alacakların alacaklılarına konkordato toplantısında oy kullandırılması gerekip gerekmediği sorusu son zamanlarda gündemi meşgul etmeye başlamıştır. Öğretide hakim görüş, müstakar Yargıtay içtihadından hareketle bu alacakların adi alacak olarak konkordato nisabına dahil edilmeleri gerektiği düşüncesindedir. Fakat bu görüş şimdiye kadar pek tartışılmamıştır. Oysa 2003 yılına kadar savunulabilecek olan bu çözümün 2003 yılından itibaren ciddi şekilde sorgulanması gerekmektedir. Nitekim, 2003 yılında 4949 sayılı Kanunla İİK m.289’un konuya ilişkin 1.fıkrası radikal bir şekilde değiştirilerek maddede 2.fıkra olarak yer almış ve mühlet sırasında taşınır veya taşınmaz rehniyle temin edilmiş alacaklar nedeniyle rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takiplerde muhafaza tedbirleri alınmasını ve rehinli malın satışının gerçekleştirilmesini yasaklamıştır. Buna, asıl borçlu ile rehin maliki üçüncü kişinin zorunlu (mecburi) takip arkadaşı olduğu yönündeki müstakar Yargıtay içtihadını da eklersek, rehinli malın maliki olan üçüncü kişinin malının konkordato sürecinde paraya çevrilmesinin mümkün olmadığı; dolayısıyla, konkordato prosedürü süresince rehinli malın maliki olan üçüncü kişi lehine (asıl borçluya, yani konkordato talep edene karşı) bir rücu hakkı doğması ihtimalinin veya riskinin bulunmadığı sonucuna varılır. İşte Legal Blok’da 09/09/2020 tarihinde çıkan kısa araştırma yazımda bu konu incelenmiş ve bu yazıdan sonra hem öğretide hem de uygulamada bazı gelişmeler vuku bulduğu için, araştırmanın biraz daha genişletilerek makale olarak yayınlanmasının yerinde olacağı düşünülmüştür.
Abstract
La question de savoir si dans le concordat ordinaire le créancier dont la créance est garantie par le gage d’un tiers doit être pris en considération comme un créancier ordinaire lors du vote dans l’assemblée des créanciers, cette question donc est une question qui occupe l’ordre du jour ces derniers temps. La doctrine dominante, en partant de la jurisprudence bien établie de la Cour de cassation, est d’avis que ces créances doivent être prises en compte, en tant que créances ordinaires, dans le calcul de la majorité. Mais cette prise de position n’a pas été débattue jusqu’à maintenant. Or cette opinion qui pouvait être défendue jusqu’en 2003, doit être sérieusement remise en question à partir de cette date. En effet, en 2003 le premier alinéa de l’article 289 de la Loi sur l’exécution forcée et la faillite a été modifié radicalement et, avec cette modification, s’agissant des créances garanties par gage, la réalisation du gage mobilier ou immobilier a été défendue lors du sursis concordataire. Si l’on ajoute à cela la jurisprudence bien établie de la Cour de cassation qui estime qu’entre le créancier gagiste et le tiers propriétaire du gage il y a consorité nécessaire lors d’une poursuite en réalisation de gage, on en déduira que le gage appartenant au tiers proprié taire ne pourra jamais être réalisé lors de la procédure concordataire, et que, par conséquent, lors de celle-ci il n’est pas probable qu’un droit de recours contre le débiteur (à savoir contre le débiteur requérant) naisse en faveur du tiers propriétaire du gage. A cet égard, dans mon article paru le 9 Septembre dans le Legal Blog, j’ai examiné cette question brièvement, et compte tenu des développements doctrinaires et jurisprudentiels survenus depuis lors, j’ai estimé utile d’élargir mes recherches sur le sujet et de publier mes observations dans une revue.