Dergiler / Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi / 2020 / Sayı: 2
CEZAEVĠNDE DÜġÜNCE, DĠN VE VĠCDAN ÖZGÜRLÜĞÜ: ĠNSAN HAKLARI AVRUPA MAHKEMESĠNĠN, “VALERĠU MARĠġ/ROMANYA” KABUL EDĠLEMEZLĠK KARARINA ĠLĠġKĠN BĠR DEĞERLENDĠRME
- Sayı
- 2020 · Sayı: 2
- Sayfa
- 591–600
- DOI
- —
Özet
Cezaevinde dini inançlar mahpusun esenliği ve ruhsal dengesi bakımından önemli bir rol oynamaktadır. Mahpuslar, dini inançları sayesinde hapsedilmeden kaynaklanan sıkıntılarla baĢa çıkmaktadırlar. Dini inançlar, mahpuslar arasındaki iliĢkilerde sosyal anlamda bir destek rolü oynamanın yanı sıra din görevlileri aracılığıyla dıĢ dünya ile iliĢkileri sürdürmenin de bir yoludur. Cezaevinde ilke olarak dini inançlara saygı gösterilse de, bu saygı daha çok cezaevinde mahpusların çoğunluğunun mensup olduğu din bakımından söz konusudur. Ġnsan Hakları Avrupa Mahkemesi’nin Valeriu MariĢ/Romanya kabul edilemezlik kararı, mahpusun din ve vicdan hürriyetine iliĢkin müdahalelere kesin sınırlar konulmadığının ve cezaevlerinde azınlık durumunda olan dini inanıĢların korunmasına iliĢkin hassas dengenin gözetilmediğinin bir göstergesidir.
Abstract
Religious beliefs play an important role in the prisoner‟s well-being and spiritual balance in prison. Prisoners face the hardships of imprisonment through their religious beliefs. Religious beliefs plays a social supportive role in the relations between prisoners, as well as maintaining relations with the outside world through religious officials. Although religious beliefs are respected in principle in prison, this respect is more prevalent for prisoners of the dominant religion. The inadmissibility decision of the European Court of Human Rights in Valeriu MariĢ v. Romania is an indication that there are no strict limits to the interventions regarding the freedom of religion and conscience of the prisoner and the delicate balance cannot be established regarding the protection of the minority religious beliefs in prisons.