Dergiler / Flora İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Dergisi / 2001 / Cilt: 6 - Sayı: 2

Sıtma: Otuzüç olgunun değerlendirilmesi

Malaria: A review of 33 cases

Sayfa
118–125
DOI
—

Özet

Kliniğimizde izlenen sıtma olgularının epidemiyolojik ve klinik özelliklerinin gözden geçirilmesi ve ülkemizdeki sıtma durumunun değerlendirilmesi amaçlandı. Kliniğimizde 1981 -2000 yılları arasında yatırılarak izlenen 33 sıtma olgusu (4 kadın, 29 erkek, ortalama yaş: 28 ± 11, aralık: 15-60) epidemiyolojik ve klinik özellikleri, tanı, tedavi ve prognozları yönünden geriye dönük olarak değerlendirildi. Ülkemizin 1926-2000 yılları arasındaki sıtma verileri Sağlık Bakanlığı'ndan yazılı görüşme ile elde edildi. Tüm olgularda tanı, Giemsa boyası ile boyanmış ince yayma kan preparatlarında sıtma parazitlerinin görülmesi ile konuldu. Olguların 26'sı (25'i yerli, 1 'i dış kaynaklı) Plasmodium vivax, 7'si (2'si yerli, 5'i dış kaynaklı) ise Plasmodium falciparum sıtması idi. Hastaların %61'inin ön belirtiler tanımladığı ve bu nedenle değişik antibiyotiklerin kullanıldığı saptandı. Tüm olgularda tipik sıtma nöbetlerinin oluştuğu gözlendi. Hastalarda ateş (%100), splenomegali (%91), hepatomegali (%55), anemi (%70), lökopeni (%48), trombositopeni (%48), sedimantasyon yüksekliği (%100) ve karaciğer fonksiyon testlerinde anormallikler (%30) belirlendi. Tedavi olarak tüm P. vivax sıtması olgularına klorokin + primakin, P. falciparum sıtması olgularından 3'üne klorokin, 3'üne ise meflokin verildi. P. falciparum sıtması tanısı alan bir olgu yatırıldığı gün kaybedildi, diğer olguların tümü ise iyileşti. Sağlık Bakanlığı verilerine göre ülkemizde sıtmadan sorumlu ana tür P. vivax (~% 100)'tır. 1926 yılında başlayan eradikasyon çalışmaları ile önemli başarılar elde edilmiş olmasına karşın sıtmanın günümüzde hala önemli bir sağlık sorunu olduğu görülmektedir. Sonuç olarak, sıtma açısından endemik bölgelere (dünyada tropikal bölgelere, Türkiye için Güneydoğu Anadolu ve Çukurova) seyahat öyküsü olan her ateşli olguda önce sıtma düşünülmelidir. Dünya çapında ciddi bir sağlık sorunu olan sıtma ile savaşımda, her ülke üzerine düşeni yapmalı ve küresel iş birliğine gidilmelidir.

Abstract

We aimed to evaluate epidemiological and clinical features of the patients with malaria followed in our clinic, and to review current status of malaria in Turkey. Epidemiological, clinical, diagnostic, therapeutic and prognostic features of 33 patients with malaria (4 fe-male, 29 male, mean age: 28 ± 11 years, range: 15-60) followed in our clinic between 1981 and 2000 were retrospectively evaluated. Malaria data of our country for 1926-2000 were obtained from Ministry of Health. Diagnosis was established by thin blood smears obtained in the febrile period in all cases. Plasmodium vi-vax was detected in 26 patients (25 local and 1 foreign origin), and P. falciparum in 7 (2 local and 5 foreign origin). Sixty-one percent of the patients had the prodromal symptoms of the disease and various antibiotics have been used. All cases demonstrated the typical pattern of fever with chills. Fever (100%), splenomegaly (91%), hepatomegaly (55%), anemia (70%), leukopenia (48%), thrombocytopenia (48%), a rise in sedimenta-tion rate (100%), and abnormalities in hepatic enzymes (30%) were determined in the patients. Chloroquine + primaquine were given to all patients with P. vivax, chloroquin (for 3) or mefloquin (for 3) alone were given to the patients with P. falciparum. One patient with P. falciparum died soon after admission, all the re-maining recovered. Data from Ministry of Health revealed that the most common (-100%) species in our country is P. vivax. Although an eradication program against malaria initiated in 1926 achieved success, it still remains as an important health problem. Every febrile patient with a history of travel to the regions where malaria is endemic (tropical regions for the world, Southeast Anatolia and Çukurova for Turkey) should raise the suspicion of malaria. Every country should fight against malaria and a global cooperation is essentially important.

Anahtar kelimeler: Sıtma,Türkiye,Epidemiyolojik faktörler