Dergiler / Flora İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Dergisi / 2001 / Cilt: 6 - Sayı: 3

Erişkinlerde tüberküloz lenfadenopatisi: 35 olgunun değerlendirilmesi

Tuberculosis lymphadenopathy in adults: A review of 35 cases

Sayfa
201–205
DOI
—

Özet

Kliniğimizde 1981-2000 yılları arasında izlenen 35 tüberküloz (TB) lenfadenopati (LAP)'li hasta (25 kadın, 10 erkek, ortalama yaş 33 ± 17, yaş aralığı: 16-70) gerek klinik, radyolojik ve laboratuvar özellikleri gerekse tanı, tedavi ve prognoz yönünden geriye dönük olarak değerlendirildi. TB LAP tanısı; olguların 32'sinde biyopsi uygunluğu, diğerlerinde ise aspirasyon (2 olgu) veya akıntı (1 olgu) örneğinde asite-dirençli basillerin görülmesi ile konuldu. Granülomlu dokuların parafin bloklarının kesitleri EZN boyası ile boyandı, ayrıca bu dokulardan alınan kesitlerde Mycobacterium tuberculosis DNA'sı polimeraz zincir reaksiyonu (PCR) yöntemiyle araştırıldı (n= 21). Olguların %34'ü sadece büyüyen LAP, %9'u fistülize LAP, %57'si ise hem büyüyen LAP hem de sistemik yakınmalarla başvurdu. LAP'ların en sık yerleşim yeri boyun idi (%77). Eritrosit sedimentasyon hızı (ESH) olguların %25'inde 100 mm/saat'in üzerindeydi ve bu olguların hepsinde sistemik yakınmalar vardı. Tüberkülin deri testi hastaların %91'inde pozitif bulundu. İncelenen granülomların hiçbirinde (0/21) asite dirençli basil görülmezken, bu dokularda PCR pozitifliği %33 (7/21) idi. Tüm olgulara anti-TB tedavi (izoniazid, rifampin, etambutol ve/veya pirazinamid) uygulandı. Hastalardan 2'sinde anti-TB tedaviye ek olarak fistülize lezyon ve etkilenmiş lenf nodları cerrahi olarak çıkarıldı. Tedavi ile klinik iyileşme ilk 3 ay, ESH'nin normalleşmesi ise ilk 5 ay içinde oluştu. Olgulardan 22'si tedavi bitiminden sonra ortalama 3 yıl izlendi ve hiçbirinde nüks oluşmadı. Vardığımız sonuca göre, TB LAP genellikle boyunda tek taraflı, ağrısız, sayıları birkaçı, büyüklükleri birkaç cm'yi aşmayan ve yavaş gelişen lenf düğümü büyümesiyle karşımıza çıkmaktadır. Kesin tanı için lenf düğümünün eksizyonel biyopsisi gereklidir. Tedavide anti-TB ilaçlar yeterlidir.

Abstract

We followed-up 35 cases (25 female, 10 male, mean age: 33 ± 17 years, range: 16-70) of tuberculous lymphadenopathy (TB LAP) between 1981-2000. We reviewed clinical, radiographic, and laboratory, results as well as diagnostic, therapeutic and prognostic features of the patients retrospectively. The diagnosis of TB LAP was established by the confirmation of tissue histology (in 32), or by the presence of acidfast bacilli (AFB) in aspirate (in 2) or in sinus drainage (in I). Paraffin-embedded tissues of granulomatous adenitis were studied for Mycobacterium tuberculosis DNA by polymerase chain reaction (n= 21). During admission, 34% of the patients had enlarging LAP, 9% had draining LAP, and 57% had both enlarging LAP and systemic complaints. The cervical lymph nodes were most frequently involved (77%). Erythrocyte sedimentation rate (ESR) was > 100 mm/hour in 25% of the cases and all of these cases were associated with systemic complaints. Tuberculin skin test was positive in 91% of the cases. AFB could not be seen in granulomas studied (0/21), PCR yielded positive result in 33% (7/21). All the patients were prescribed anti-TB treatment (isoniazid, rifampin, ethambutol, and/or pyrazinamide). Two patients needed surgical excision for their draining lymph nodes in addition to the medical therapy. Clinical improvement was obtained within 3 months, and ESR returned to normal within 5 months. Twenty two patients hod been followed-up for 3 years following the treatment and recurrence was not observed in any. In conclusion, TB LAP is generally presented with painless, small, few and slowly growing lymph nodes. The exact diagnosis should be based on tissue sampling. Anti-TB drugs are essential for the treatment.

Anahtar kelimeler: Lenfatik hastalıklar,Geriyedönük çalışma,Tüberküloz,Polimeraz zincir reaksiyonu,Erişkin,Granulom