Dergiler / Kebikeç İnsan Bilimleri İçin Kaynak Araştırmaları Dergisi / 2020 / Cilt: 49 - Sayı: 49
Sınır Taşlarından Dikenli Tel ve Mayına: Türkiye-Suriye Sınırının Kalınlaşması*
- Sayfa
- 29–47
- DOI
- —
Özet
Öz: Ortadoğu’da çok-etnili imparatorluklarının yerini alan ulus-devletler, kendi fiiliyatlarıyla uyuşmadığı halde Batı’dan aldıkları egemenlik ve sınır kavramlarına vurgu yapar. Bu sınırların çoğunun yapay sınırlar olduğu ve bölgede yaşayan etnik grupların dikkate alınmadığı dikkati çeker. Bu durum, bir etnik grubun çoğu zaman birden çok ülke sınırları içerisinde kalmasına yol açmıştır. Modern sınırlarla birlikte aynı etnik grubun birden fazla ülke sınırları içinde kalarak bölünmesinin örneklerinden birini Kürtler oluşturur. Bu çalışmada Türkiye-Suriye sınırında yer alan ve sınırların çizilmesi ile birlikte birbirine karşı iki kent olarak konumlandırılan Nusaybin ve Kamışlı ilçeleri ele alınarak, sınıra ilişkin tahayyül biçimleri ve iki kent arasındaki sınır geçişlerinin gelişimi ele alınmıştır.Çalışmanın sonucunda sınır imgesinin, devletler ve söz konusu sınır bölgesindeki insanlar için her zaman aynı olmadığı görülmüştür. Zira sınırlar, devletler için egemenliğin uyguladığı alanı tanımlarken, halk için çoğu zaman basit bir tel örgü ya da mayın tarlasından ibaret olmaktadır. Yukarıda vurgulandığı üzere sınırın kalınlaşması ise, sınırın karşı tarafındaki etnik devamlılığa bağlı olarak biçim kazanmıştır.
Abstract
Abstract: The nation-states in the Middle East emphasize the concepts of sovereignty and boundary they acquired from the West, although they do not conform with the actions of these states. It is remarkable that most of these borders are artificial and the ethnic groups living in the region are not taken into consideration. This causes an ethnic group to often stay within the borders of multiple countries. Kurds are one of the examples of the division of the same ethnic group with modern borders, by staying within the borders of more than one country. In this study, Nusaybin and Qamişlo districts at Turkey and Syrian border which are positioned as two opposite cities by the drawing of the borders are examined and envisagement forms and the development of border crossings between the two cities are discussed. As a result of the study, it occurs that the image of the border is not always the same for the states and the people in the border region. Because, while borders define the area that sovereignty is applied for states, it is mostly a simple wire fence or minefield for the people. Thickening of the border, on the other hand, took form due to ethnic continuity across the border.