Dergiler / Kadın/Woman 2000 - Kadın Araştırmaları Dergisi / 2019 / Cilt: 20 - Sayı: 1

A Comparative Analysis of Familialist Modernisation and Gender Inequality: Turkey and Japan

Aile Temelli Modernleşme ve Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği Üzerine Karşılaştırmalı Analiz: Türkiye ve Japonya Örneği

Sayfa
101–122
DOI
—

Özet

Turkey and Japan are among the lowest-ranked countries in various gender gap indexes despite their economic achievement. To understand the phenomena, this study explores a question how the experiences of Turkey and Japan converge and diverge in the early struggles for modernisation and a new gender order through an interpretive comparative historical analysis. This study shows that notwithstanding geographical distance, cultural variances and different courses of industrialisation, Turkey and Japan have a number of common historical backgrounds which makes a comparative study interesting. Both countries played a leading role in its region in terms of modernisation, industrialisation and women’s emancipation between the late 19th century and the early 20th century. Yet in both countries women were emancipated but unliberated; they gained civil rights but their empowerment was controlled judicially and ideologically. The two countries also share a socio-demographically similar experience of “semicompressed modernity” which made them opt for familialism as a welfare model today. This familialism is both part of their neoliberalisation programme of social policy and their self-Orientalist response to global capitalist economy. This study argues that it is questionable if familialism secures the family. It is also questionable if women’s labour force participation in flexible employment contributes gender equality. Apart from the similarities in state policies, Turkey’s experience diverts from that of Japan. One of the most significant variances is that more women in Turkey tend to postpone labour force participation rather than childbirth while it is the opposite in case of Japan. In face of neoliberalising global economy, both Turkey and Japan have carried out drastic reforms since the 1980s yet again without liberating women.

Abstract

Türkiye ve Japonya, ekonomik başarılarına rağmen, çeşitli cinsiyet ayrımı endekslerinde oldukça düşük sıralarda yer almaktadır. Bu meseleyi anlamak üzere bu çalışma yorumlayıcı karşılaştırmalı tarihsel analizlerle birlikte şu soru üzerine yoğunlaşır: Türkiye ve Japonya’nın erken modernleşme ve yeni bir cinsiyet rejimi inşa etme maceraları ne ölçüde örtüşmüş ve farklılaşmıştır? Türkiye ve Japonya’nın coğrafi uzaklıkları, kültürel farklılıkları ve farklı sanayileşme biçimlerine rağmen iki ülkenin karşılaştırmalı bir çalışmasını ilgi çekici kılan ortak bir takım tarihsel arka planları paylaştıkları söylenebilir. Her iki ülke de 19. ve 20. yüzyıllarda modernleşme, sanayileşme ve kadın özgürleşmesi anlamında geçirdikleri dönüşümlerle bulundukları bölgelerin öncüsü olmuşlardır. Her iki ülkede de modernleşme sürecinde kadınların kurtarılmasından ama özgürleşememesinden bahsedilmektedir; kadınlar buralarda bir takım sivil haklara kavuşmuş olsalar da güçlenmeleri yargı ve ideolojiler yoluyla kontrol altında tutulmuştur. Aynı zamanda bu iki ülke bugün onları aile temelli bir refah modeline uygun kılan sosyo-demografik açıdan yarısıkıştırılmış modernite deneyimi yaşamışlardır. Bu aile temelli yaklaşım hem sosyal politikaların neoliberalleşmesine dair programın bir parçası hem de bu ülkelerin küresel kapitalist ekonomiye kendi oryantalist cevaplarının bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Bu çalışma aile temelli yaklaşımın aileyi güvenceye aldığı düşüncesinin sorgulanabilir olduğunu iddia etmekte. Aynı zamanda kadının emek gücünün esnek piyasalarda istihdam edilmesinin cinsiyet eşitliğine katkısını sorgulamakta. Devlet politikalarındaki benzerlikler olsa da Japonya ve Türkiye deneyimi belli noktalarda ayrışır. Bu farklılıkların en önemlilerinden biri Türkiye’de daha fazla kadın iş gücüne katılımını çocuk doğurmak adına ertelemeye meyilliyken Japonya’da durumun bunun tam tersi olmasında tezahür eder. Neoliberal küresel iktisadi politikalar karşısında hem Türkiye hem Japonya 1980’lerden bu yana birçok reformu yine kadın özgürleşmesini dikkate almayarak yürürlüğe koymuştur.