Dergiler / Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Bilimleri Dergisi / 2020 / Cilt: 23 - Sayı: 3
The Sociodemographic and Clinical Characteristics of Occupational Accident Victims Followed in Physical Therapy and Rehabilitation Department of a Tertiary Hospital
- Sayfa
- 129–136
- DOI
- —
Özet
Objective: The aim of this study is to evaluate the sociodemographic, injury and employment characteristics of the patients included in a physical medicine and rehabilitation program after an occupational accident (OA). Material and Methods: The study included 102 patients who were admitted to our clinic for a rehabilitation program after an OA between January 2012 and December 2018. Electronic media files in the hospital automation system were retrospectively scanned. We recorded the sociodemographic, injury and employment characteristics for each patient. Results: The mean age of 102 patients included in the study was 36.39±10.38 (min: 18, max: 59). One hundred (98%) of them were male, two (2%) were female. 18.6% of the patients are between the ages of 18-25; 42.2% were between the ages of 26-40 and 39.2% were over the age of 40. The mean number of physical therapy sessions was 42.89±25.53 (min: 15, max: 180). OAs mostly occurred in the construction industry, most frequently as a result of falling from a height, followed by sharp object injuries. Of all patients, 48% (n:49) were primary school graduates. It was found that most sequela was observed statistically significantly after upper limb injuries. The most common sequelae was contracture with 45.1% (n: 46). Conclusion: The results of our study showed that the primary school graduate young males working in the construction and metal industry sectors were mostly affected by OAs. It was found that many of the patients in need of physical therapy and rehabilitation programs recovered with sequelae despite all treatment applications.
Abstract
Amaç: Bu çalışmanın amacı iş kazası sonrası fizik tedavi ve rehabilitasyon programına alınan hastaların sosyodemografik özelliklerine ek olarak, yaralanma ve yaralanmanın gerçekleştiği iş koluna ait verilerin değerlendirilmesidir. Gereç ve Yöntemler: Çalışmaya Ocak 2012 ve Aralık 2018 tarihleri arasında kliniğimizce iş kazası sonrası rehabilitasyon için takip edilen 102 hasta dahil edildi. Hastane otomasyon sisteminde bulunan elektronik ortam dosyaları retrospektif olarak tarandı. Her hasta için sosyodemografik özellikleri, yaralanma ve yaralanmanın gerçekleştiği iş koluna ait veriler kayıt altına alındı. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen 102 hastanın yaş ortalaması 36.39±10.38 (min: 18, maks: 59) idi. Hastaların 100 (%98) ü erkek, 2 (%2)’si kadındı. Hastaların %18,6’sı 18-25 yaş aralığında; %42,2’si 26-40 yaş aralığında ve %39,2’si ise 40 yaş ve üzerinde idi. Hastaların aldıkları ortalama fizik tedavi seans sayısı 42.89±25.53 (min: 15, maks: 180) idi. İş kazaları en fazla inşaat sektöründe görülürken; ilk sırada yüksekten düşme, ikinci sırada kesici-delici alet yaralanmaları yer alıyordu. Tüm kazazedelerin %48 (n:49)’i ilkokul mezunu idi. En çok sekelin istatiksel olarak anlamlı şekilde üst ekstremite yaralanmalarından sonra gözlendiği tespit edildi. En sık gözlenen sekel %45,1 (n:46) ile kontraktürdü. Sonuç: Çalışmamızın sonuçlarına göre iş kazalarından en çok inşaat ve metal sanayi iş kollarında çalışan, ilkokul mezunu genç erkeklerin etkilendiği görülmüştür. Fizik tedavi ve rehabilitasyon ihtiyacı olan hastaların birçoğunun tüm tedavi uygulamalarına rağmen sekelle iyileştiği tespit edilmiştir.