Dergiler / Flora İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Dergisi / 2016 / Cilt: 21 - Sayı: 3
Kandidürili Hastalara Yaklaşımda Koloni Sayısının Önemi Var Mı?
- Sayfa
- 105–110
- DOI
- —
Özet
Giriş: Kandidüri hastanede yatan, özellikle de yoğun bakım hastalarında yaygın görülen bir durumdur. İdrarda Candida üremesi kolonizasyonun veya ciddi infeksiyonun belirtisi olabilir. Henüz tanımlanmış kriterler olmadığından kolonizasyon ve infeksiyon ayırımı zordur. Bu çalışmada hastanede yatan ve idrarında Candida üreyen hastalarda koloni sayısının kolonizasyon ve infeksiyon ayrımındaki rolü araştırılmıştır.Materyal ve Metod: Aralık 2013-Mart 2015 tarihleri arasında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde yatarken idrar kültüründe maya üremesi olan 217 hasta prospektif olarak izlendi. Elde edilen veriler gözlemsel olarak değerlendirildi. Hastalar yaş, cinsiyet, tanı, klinik, kateter varlığı, yatış süresi, altta yatan hastalıkları, yoğun bakımda yatış, kandidemi, antibiyotik ve antifungal kullanımı yönünden incelendi. Çalışmaya dahil edilen tüm idrar örneklerinin kantitatif kültürü yapılarak, kültür sonuçları koloni sayısı/mL cinsinden raporlandı. Kandidürisi olan hastalardan kandidüriye yönelik antifungal tedavi alanlar infeksiyon olarak kabul edildi. Analizlerde koloni sayısı hem ölçüm tipi veri olarak kullanıldı, hem de 103, 104, 105 ve üstü olarak üç farklı kesim noktasından ikişer gruba sınıflandırıldı. Tedavi alan ve almayanlar koloni sayısı açısından t testi ve Ki-kare testi ile karşılaştırıldı. Koloni sayısı ve tedavi verilmesi arasındaki ilişki üriner kateter varlığı, yoğun bakım yatışı ve üreyen etkenler bazında incelendi. Çok değişkenli analizlerde lojistik regresyon kullanıldı. Ortalamalar ± standart sapmalarıyla ve (minimum-maksimum) değerlerle gösterildi.Bulgular: Hastaların 134'ü kadın 83'ü erkek, yaş ortalaması ise 64.03 ± 17.85 yıl idi. Hastaların ortalama hastanede yatış süresi 14 ± 17 gün (1-123 gün), 139 (%64.1)'unda üriner kateter mevcuttu, ortalama kataterizasyon süresi 13.12 ± 7.81 gündü. Etken olarak en sık Candida albicans (n= 98) idi. Bunu sırasıyla Candida glabrata (n= 76), Candida tropicalis (n= 21), Candida kefyr (n= 9) izledi. Eş zamanlı kültürlerle 32 hastada vajinit, 6 hastada kandidemi saptandı. Hastaların 107 (%49.3)'sinde koloni sayısı 105 ve üzeri, 43 (%19.8)'ünde koloni sayısı < 103 saptandı. Hastaların 127 (%60.5)'sine tedavi verilmişti. Üriner kateter varlığında ve yokluğunda, C. albicans ve albicans dışı Candida'ların etken olması durumunda, tedavi alan ve almayan hastalar arasında koloni sayılarının kesme noktalarında istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmadı. Kandidüri nedeniyle tedavi verilme oranı serviste yatan ve kateteri olan hastalarda, yoğun bakımda yatan ve kateteri olan hastalara göre istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde yüksekti.Sonuç: Bu çalışma, ülkemizde prospektif gözleme dayalı olarak planlanan ilk çalışmadır. Kandidürili hastalarda sonda varlığının ve Candida türüne göre koloni sayılarının infeksiyon göstergesi olarak etkili olmadığı düşünülmüştür.
Abstract
Introduction: Candiduria is a common problem encountered in hospitalized patients, especially in intensive care units. Detection of Candida spp. in a urinary culture could be a sign of colonisation or severe infection. Due to the lack of well-defined, standard criteria it is difficult to differentiate between colonisation and infection. In this study, the role of the number of colonies was investigated to differentiate between colonisation and infection in hospitalized patients with established candiduria according to urinary culture. Materials and Methods: Patients who had urine culture positive for yeasts between December 2013 and March 2015 in Ege University Hospital (n= 217) were prospectively followed up. The data were evaluated observationally. Patients' age, sex, diagnosis, clinical signs, urinary catheterization, hospital stay, underlying illness, hospitalization in intensive care, presence of candidemia, use of antibiotics and antifungals were evaluated. Culture results were reported as number of colonies/mL through quantitative cultures of all urine samples included in the study. Candiduria patients receiving antifungal treatment targeting candiduria were classified as infected. The number of colonies was used both as scale type and categorical data classified into two groups through three cut-points (103, 104, 105 and higher) in the analyses. The colony counts of patients receiving treatment and without treatment were compared using t-test and ChiSquare test. The relationship between colony counts and treatment was examined according to the presence of a urinary catheher, hospitalization in an intensive care unit and the microbial agents identified. Logistic regression was used in multivariate analyses. Mean values are shown with their standard deviations. Results: Among the patients, 134 were female and 83 male with a mean age of 64.03 ± 17.85 (17-109). The mean duration of hospital stay was 14 ± 17 days (1-123 day). Urinary catheter was present in 139 (64.1%) of the patients and their mean catheterization duration was 13.12 ± 7.81 days (1-36). The most frequent agent was Candida albicans (n= 98) followed by Candida glabrata (n= 76), Candida tropicalis (n= 21), Candida kefyr (n= 9). Vaginitis in 32 patients and candidemia in 6 patiens were detected by concurrent cultures. Number of colonies was detected as 105 and above in 107 of the patients (49.3%), below 103 in 43 (19.8%). Among the patients, 127 (60.5%) received treatment. No statistically significant difference was found among patients receiving treatment and patients without treatment accoring to the presence or absence of a catheter, Candida albicans versus non-albicans Candida as the agent, the cut-points of the number of colonies. Candiduria related treatment rates of hospitalized patients with catheter were significantly higher than catheterized patients in ICUs. Conclusion: Despite being the first prospective study in Turkey, It has been concluded that the presence of a catheter of the number of colonies according to the Candida species cannot be used as indicators of infection.