Dergiler / Kadın/Woman 2000 - Kadın Araştırmaları Dergisi / 2016 / Cilt: 17 - Sayı: 2

Poor Women at the Grip of Neoliberal Urbanism

Neoliberal Kentleşme Kıskacında Yoksul Kadınlar

Sayfa
43–64
DOI
—

Özet

Neoliberal ideoloji ve içerdiği kâr odaklı politikalar, 1970'lerden bu yana kentleşme süreçlerini belirlemeye başlamıştır. Bu çerçevede küresel güney olarak kabul edilen ülkelerde neoliberal sermaye birikiminin motoru olarak kent içi yoksul alanlara yönelen dönüşüm projeleri, aile ve topluluk refahı için vazgeçilmez olan kadın kapasitesine odaklanarak toplumsal cinsiyete dayalı bir söylemi temele almaktadır. Bu noktadan hareketle, kimi feministler, neoliberalizm ve temele aldığı ana akım toplumsal cinsiyet politikalarının, kadınlar için 'yeni ataerkil reformlar' olarak işleyerek muhafazakâr bir yaşam tarzı üretilebileceğine dikkat çekmektedir. Türkiye kentleri de bu süreçten bağımsız değildir. Özellikle 2000'lerde kentsel dönüşüm ve yerelleşmeyi temele alan yeni yasal düzenlemelerin ortaya çıkmasıyla, kent merkezlerindeki yoksul alanlara yönelen kâr odaklı kentleşme projeleri, TOKİ ve belediyeler işbirliğiyle, sürdürülebilir kalkınma ve informel dayanışmayı sağlamak amacıyla kadın katılımını temele alarak gerçekleştirilmektedir. Bu nedenle, ben 'yerelleşmenin toplumsal cinsiyete dayalı karakteri' ile yoksul alanlara yönelen kentsel dönüşüm projeleri arasında güçlü bir bağlantı olduğunu ancak bu bağlantının politik söylem ve kadınların gündelik yaşamı arasında kadınların yurttaşlık hakları açısından birçok çelişkiye neden olduğunu iddia ediyorum. Nitekim Ankara-Aktaş mahallesindeki yoksul kadınların gündelik yaşam deneyimleri de, kentleşme sürecinin söylemle çelişkili bir şekilde yurttaşlık, kimlik ve ihtiyaçlarla ilgili ataerkil varsayımlarla şekillendiğini ve toplumsal cinsiyet eşitsizliklerini derinleştirdiğini göstermektedir. Bu çalışmada, kent içi yoksul alanların dönüşümüne odaklanan politik söylem ile bu süreci 'imkânsız' kılan kadınların gündelik yaşamındaki dönüşüm arasındaki çelişkiler, Ocak 2012-Mart 2013 tarihleri arasında Ankara'nın Aktaş mahallesinde (Altındağ) feminist etnografiye dayalı alan araştırması sonuçlarına dayanarak tartışılmaktadır. Sonuç olarak, yoksul kadınların anlatımları, bize, neoliberal kentleşme sürecinin çelişkili doğasına ve toplumsal cinsiyet eşitliğini temele alan bir kent yapısının nasıl olması gerektiğine ilişkin önemli bilgiler vermektedir

Abstract

Neoliberal ideology and its profit-driven policies have rapidly gained worldwide popularity in urbanization process since 1970s. Especially in the global south, it is argued that slum renewal projects--as an engine of neoliberal capital accumulation--were constructed through gendered discourses which also relied on women's capacity for the material and social welfare of the family and community. From this point, some feminists warn about the danger of producing neoconservative lifestyle for women via neoliberalism and its liberal gender mainstreaming policies which is called 'new patriarchal reforms'. Turkish urban areas are no exception of this process. Especially after new regulations for urban transformation and decentralisation in 2000s, the rent-seeking slum renewal projects in the city centers based on women participation for developing informal solidarity and sustainability of the development are co-implemented by TOKI (Housing Development Administration) and the municipalities. Thus, I argue that there is a strong connection between the 'gender specific characteristics of decentralization' and the slum renewal projects in which many paradoxes have arised between the policy discourse and the daily life of women within the context of women civil rights. As a matter of fact, daily life experiences of poor women in Ankara-Aktaş district have showed that urbanization process has been shaped by patriarchal assumptions about citizenship, identity and needs which is paradoxically deepening gender inequalities. In this study, the paradoxes between slum renewal policy discourses and transformation of women daily lives which make the process 'impossible' are discussed with respect to feminist ethnographic field study implemented in Ankara-Aktaş district (Altındağ) between January 2012-March 2013. Consequently, statements of poor women provide us significant information about paradoxical nature of neoliberal urbanization and the ideal urban structure based on gender equality