Dergiler / Adli Tıp Bülteni / 1999 / Cilt: 4 - Sayı: 3
Diatom incelemelerinde kalitatif değerlendirmenin uygulandığı bir ön çalışma
- Dergi
- Adli Tıp Bülteni
- Sayfa
- 94–100
- DOI
- —
Özet
Suda boğulma şüphesi bulunan ve özellikle su içerisinden çürümenin ilerlediği dönemlerde çıkartılan cesetlerde, kullanılabilen tek tanı yöntemi kantitatif ve kalitatif diatom incelemelerdir. Son yıllarda ülkemizde de kullanılmaya başlanan kantitatif diatom incelemelerinin yanı sıra, yapılacak kalitatif diatom incelemeleri, hem adli incelemeyi bir basamak yukarı taşıyacak hem ele bu test için duyulan bazı kuşkuları giderecektir. Diatomların kalitatif tayini ve ortamdan elde edilen su ile karşılaştırılması amacı ile yapılan bu çalışmada; suda boğulma şüphesi bulunan ve otopsi yapılmak üzere Adli Tıp Kurumu Morg ihtisas Dairesi'ne gönderilerek İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından diatom incelemesi yapılan, tatlı suda 6, tuzlu suda 7 olmak üzere toplam 13 suda boğulma şüphesi bulunan olgu ile, bunlara ait keşif sırasında cesedin bulunduğu yerden alınan 12 su örneği, (olayların birinde 2 olgu mevcuttur) kalitatif ve kantitatif olarak değerlendirildi. Bu olguların yanı sıra 3 ayrı gölette ve eşzamanlı olarak suçla boğulma şüphesi olduğu bildirilen, ancak kesif sırasında su örneği alınmayan 7 olgu ise dokulardaki diatomların kantitatif incelemelerine ek olarak aynı gölde boğulanların birbirlerinin kontrolü olma özelliği açısından kalitatif olarak ayrıca değerlendirildi. Gerek su örneklerinin gönderildiği olgularda, gerekse aynı gölde eşzamanlı olarak boğulma şüphesi nedeni ile olguların birbirleri ile karşılaştırılmaları sonucunda, özellikle diatom varlığına dayalı kantitatif incelemeye oranla daha güvenilir sonuçlar elde edilebileceği görüldü.
Abstract
In cases of suspected drowning, especially if the deceased recovered from water displays an advanced stage of putrefaction, quantitative and qualitative diatom tests are the only diagnostic tools. In recent years, quantitative diatom analysis has been increasingly applied in Turkey. In this study, we attempted to perform additional qualitative test together with comparative analysis of water specimens obtained from the scene of death with the aim to eliminate the doubt about diatom examination. For this purpose, we carried out a qualitative and quantitative diatom analysis in a total of 13 cases (6 in fresh and 7 in salt water) referred to the Council of Forensic Medicine for medicolegal autopsy. Diatom analysis was also performed in water specimens obtained from the scene during investigation. We also investigated 7 further cases of suspected drowning in three different artificial small lakes. In these cases, no water specimens were available. We evaluated diatom of the tissues of these 7 cases both quantitatively and qualitatively considering that each case who was drown in the same lake may be accepted as a control of each other. Based on our results, concomitant qualitative diatom analysis with quantitative tests are more relevant than quantitative diatom investigations alone.