Dergiler / Kadın/Woman 2000 - Kadın Araştırmaları Dergisi / 2019 / Cilt: 20 - Sayı: 1
Lizbon Antlaşması’ndan Bugüne AB Hukukunda Zorunlu Göç ve Kadın
- Sayfa
- 1–16
- DOI
- —
Özet
En basit şekliyle bir yer değiştirme edimini ifade eden göç kavramı bugün sıkça duyduğumuz ve uluslararası ilişkilerde önemli bir yere sahip bir kavramdır. Bu yer değiştirme ediminin bir sınır geçmeyi ihtiva etmesini açıklayan uluslararası göç ve bu eylemin irade dışı sebeplerle gerçekleşmesi hali olan zorunlu göç ise günümüzün küresel siyasetinde ve Avrupa Birliği (AB) politikalarında önemli bir yere sahiptir. Nitekim Birleşmiş Milletler verilerine göre bugün dünya genelinde yaklaşık 66 Milyon zorunlu göçmen bulunması ve bunun ancak takip edilebilen sayılara dayalı olduğu gerçeği, çarpıcı şekilde zorunlu göçün, devletlerin politikalardaki etkisinin nedenini gözler önüne sermektedir. Bugün sözü edilen bu zorunlu göçe maruz kalanların yarısından fazlasını ise kadınlar oluşturmaktadır. Oldukça bireysel bir deneyim olan göç yolculuğunda kadın ve erkeklerin yaşadığı deneyimler birbirinden farklı olmakla birlikte araştırmalar, kadınların yaşadığı deneyimlerin çok daha yıpratıcı olduğunu ortaya koymuştur. Yeri ve gelişimi bakımından aynı ölçüde eski bir tarihe sahip ancak kavramsallaştırılması 1960 ila 1970’lerde ikinci dalga feminizme dayanan toplumsal cinsiyet kavramı bu sebeple temelde bireyi konu edinen göç çalışmaları içerisinde önemli bir yere sahiptir. Toplumsal cinsiyetin ana akımlaşması (gender-mainstreaming), bir diğer deyişle Birlik ortak politikalarında toplumsal cinsiyet eşitliğinin gözetilmesi, bugün AB politikalarının önemli ilkelerindendir. Bu bilgilerden hareketle, bu çalışmada Lizbon Antlaşması’ndan günümüze AB hukukunda zorunlu göçte toplumsal cinsiyet bağlamında kadının yeri incelenecektir.
Abstract
Migration is attracting a considerable level of attention which plays a significant role in International Relations. In a plain and simplest term, migration is referred as to as an act of relocation. International migration e.g. relocation that involves crossing of borders or forced migration e.g. involuntary displacement all play important roles in today’s global and EU politics. Indeed, the fact that there are approximately 66 million forced or displaced people in the world reveals why forced displacement has quite obvious impacts on states’ policies. Women constitute more than half of the forced or displaced population. Research shows that even though men and women experience varying issues throughout their migration journeys, the impacts of migration on females are considerably more detrimental when compared directly to the males’. Thus, Gender, which has a long running history in terms of its importance and development, has a significant place in the migration studies that focusses on individuals. Gender mainstreaming—which implies paying special regard to the equality of gender, is one of the main principles of the EU policies. This study therefore focuses on the position of women in the EU law with respect to the gender, especially since the Lisbon Treaty.