Dergiler / Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi / 2018 / Sayı: 1
Haksız Fiil Sorumluluğu Kapsamında Saf Ekonomik Zararların Tazmini
- Sayı
- 2018 · Sayı: 1
- Sayfa
- 571–607
- DOI
- —
Özet
Sözleşmesel ilişkiler kapsamında saf ekonomik menfaatlerin kurulması, dev- redilmesi ve talep edilmesi mümkün ve tartışmasızdır. Ancak Türk Hukuku’nda haksız fiil sorumluluğu kapsamında saf ekonomik zararların tazmini kural olarak kabul edil- memektedir. Bu yaklaşımın başlıca nedenleri saf ekonomik menfaatlerin diğer haklara nazaran daha az korumaya değer olduğu görüşü, tarihsel gelişimin uzantısı olarak yer- leşmiş alışkanlıklar ve taleplerin yığılması korkusudur. Ayrıca, haksız fiil sorumluluğu- nun kurucu unsurlarından hukuka aykırılığın saf ekonomik zarara neden olan her somut olayda tespit edilmesi güçtür. Sosyal ve ekonomik yaşantının geldiği son noktada ise somut olay adaletinin sağlanması amacıyla bu yaklaşımın gözden geçirilmesi gerek- mektedir. Bu çalışma ile haksız fiil sorumluluğu kapsamında saf ekonomik zararların tazminine yönelik çekinceler sorgulanmakta; edimden bağımsız borç ilişkileri ve koru- ma normu olarak dürüstlük kuralı görüşleri dahilinde inceleme yapılmaktadır.
Abstract
Pecuniary interests (such as loss of profit or loss of business opportunities) can be created, transferred or claimed under contractual liability without any doubt; however, they are not sufficiently protected by the principles of tort liability since, in principle, indemnification of pure economic loss is not accepted under Turkish law within the scope of tort liability. Such approach is generally based on three major arguments: the level where pecuniary interests stand within the hierarchy of rights, historical reasons, and floodgate argument. Likewise, the unlawfulness element and the aim of the protective rule doctrine are the technical legal reasons of such rejection. This approach should be re-examined in light of the recent social and economic developments. This article questions the reasons of such approach and examines new arguments based on obligations without duty of performance and principle of “good faith”.