Dergiler / Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi / 2018 / Sayı: 1

Sona Ermiş veya Geçersiz Sözleşmelerde Tarafların İfa Etmiş Oldukları Edimlerin İadesi

Restitution in Failed Contracts

Sayfa
285–333
DOI
—

Özet

Bir hukuki ilişkisi çerçevesinde taraflarca ifa edilmiş edimlerin tasfiyesinden bahsedilebilmesi için öncelikle aradaki ilişkinin baştan itibaren geçersiz veya geriye etkili olarak ortadan kalkmış olması gerekir. Böyle bir durum sözleşmenin kuruluşu aşamasında bir sakatlık sonucu batıl olması veya irade sakatlıklarında iptal hakkının kullanılması ile ortaya çıkabileceği gibi sözleşmenin ifa aşamasında “temerrüd, ayıp, kusursuz ifa imkânsızlığı” gibi bir sebepten de kaynaklanabilir. Böyle baştan veya sonradan geçersiz kılınmış bir hukuki ilişkilerde tarafların önce- den vermiş oldukları edimlerin tasfiyesinin nasıl yapılacağını düzenleyen özel hükümler bulunmamaktadır. Mevcut hukuk sistemiminde taraflar arasında önceden bir hukuki ya- kınlaşma olup olmadığı, bir sözleşme ilişkisi kurulmuş olup olmadığı dikkate alınmadan tüm tasfiye talepleri “sebepsiz zenginleşme, haksız zilyedin iade borcu ve vekâletsiz iş görme hükümleri” çerçevesinde değerlendirilmektedir. Oysa bu hükümler önceden hu- kuki bir yakınlaşma bulunan taraflar arasındaki verilmiş edimlerin iadesinde yani tasfiye- de yetersiz kalmakta ve menfaat dengelerini zedelemektedir. Özellikle sebepsiz zengin- leşme hükümleri çerçevesinde iade talebinin 2 yıl gibi çok kısa bir sürede zaman aşımına (BK m. 82) uğradığı dikkate alındığında adil olmayan sonuçlara sebebiyet vermektedir. Bu durum öğretide haklı olarak eleştirilmiş ve hukuki adaleti sağlamak amacıyla farklı görüşler belirmiştir. Bunlardan en bilineni ve artık hem İsviçre Federal Mahkemesi hem de Yargıtay tarafından kabul edileni “bir tarafın sözleşmeden dönmesi halinde sözleş- menin sona ermeden tasfiye amacıyla devam edeceğini” ve dolayısıyla da tasfiyenin de sözleşme hükümlerine göre yapılacağını savunan “yeni dönme/dönüşüm teorisi”dir. Bu şekilde tasfiye ilişkisine sözleşme hükümlerinin uygulanmasının sadece “sözleşmeden dönme” haline hasredilmeyip diğer tasfiye ilişkilerine de genişletilmesi yönünde bir eği- lim de söz konusudur. Tarafların geçerli bir ilişkinin mevcudiyetine güvenerek yaptıkları ifaların iadesinin de sözleşme hükümleri çerçevesinde olması savunulmaktadır. Kanaatimizce de tasfiye ilişkisinin sözleşmeden dönen açısından sözleşme hüküm- lerine tabi olması diğer taraftan mesela hile sebebiyle sözleşmenin iptal edilmesi halinde ise sebepsiz zenginleşme hükümlerine tabi olması hukuki adaleti zedeler. Sözleşmenin geçersizliği ister temerrüd dolayısıyla sözleşmeden dönme sonucu olsun ister irade sa- katlığı veya şekle aykırılık gibi kesin hükümsüzlük sebeplerinden kaynaklansın sonuçta tasfiye ilişkisinin tarafları arasında önceden bir hukuki yakınlaşma bulunmaktadır ve bu hallerin tümünün aynı hukuki rejime tabi olması hukuki güvenlik açısından önemlidir. Geçersiz de olsa bir sözleşme çerçevesinde değiş tokuş edilen edimlerin yine aynı men- faat dengeleri dikkate alınarak iade edilmesi gerekir.

Abstract

Parties of an invalid or annulled contract have to give back the performances obtained from the other party in the course of this relationship. There are no special provisions regulating the liquidation of such performances arising from invalid contracts. Liquidations without taking into consideration the existence of an affiliation between parties are mostly subject to the provisions such as “unjustified enrichment”, “duty of restitution of the unjust possessor” and “acting without authority”. Those provisions are insufficient for the cases where there have been affiliation/relation between parties. Especially the short prescription period of 2 years for unjustified prescription (Code of Obligations art. 82) drags the conflict to unjust and unacceptable solutions. Such a solution rightfully criticized and made way to new theories. One of the well-known and almost unanimously accepted legal opinion is called “new revocation theory” which argues that contractual provisions would apply for the liquidation of the performances executed during a contract which has later been revoced. Additionally it has also been mostly accepted that contractual prescription would apply for reclaims in the case of invalidity due to impossibility of performances without fault (Code of Obligations art. 136). Those new theories recently seem to spread in scope and it has been argued that the contractual provisions should apply also to the liquidation of all invalid contracts. In all the cases of invalidity of the contract, either due to impossibility of performance or due to defective intention etc. there is a close relation between the parties of the liquidation claim. Since in all those cases of invalidity the legal interest of the parties to the liquidation claim are in the same direction, the conflict should be handled evenly. Thus the issue needs to be codified urgently in order to meet the needs and to balance the interest of the parties.