Dergiler / Göğüs Kalp Damar Anestezi ve Yoğun Bakım Derneği Dergisi / 2019 / Cilt: 25 - Sayı: 2
Kardiyak Cerrahi ile İlişkili Akut Böbrek Hasarı ve Saptanmasında Biyomarkerlar
- Sayfa
- 79–88
- DOI
- —
Özet
Kardiyak cerrahi ile ilişkili akut böbrek hasarı da (KCİ-ABH), yaklaşık %30 oranında olup, postoperatif gelişen ABH nedenleri arasında ikinci sırada yer almaktadır. ABH; artmış morbidite, mortalite ve hastanede kalış süresi ile ilişkilidir. KCİ-ABH insidansı, ABH’nin tanımlamasına bağlı olarak değişmekte, RIFLE, AKIN ve en son “Kidney Disease: Improving Global Outcomes (KDIGO)” kriterlerleri tanımlanmış ve günümüzde kullanılmaktadır. KCİ-ABH etyopatogenezinde; eksojen ve endojen toksinler, metabolik anomaliler, iskemireperfüzyon hasarı, inflamasyon ve oksidatif stres gibi birçok faktör yer almaktadır. Birçok kez bu etyolojik nedenler tek başlarına değil, perioperatif dönemde hemodinamik instabilite, mikrosirkülatuar disfonksiyon, kardiyopulmoner baypas sırasında pompa akımı ve perfüzyon basıncı, hipotermi, hemodilusyon ve transfüzyon gibi faktörler aynı anda bulunup hasar oluşturma riskini katlanarak arttırmaktadırlar. Ayrıca preoperatif dönemde hasta ile ilişkili; KCİ-ABH BH riskini arttıran birçok faktör belirtilmiştir. Cerrahi yöntem ve hasta ile ilişkili faktörlerin etkileşimi bu hastalarda, renal fonksiyonların azalmasına yol açmaktadır. Renal fonksiyonların ölçümünde kullanılan, idrar çıkışı ve serum kreatinin değerlerinin ABH tespitindeki sınırlılıkları nedeniyle, daha duyarlı parametrelere ihtiyaç duyulmaktadır. Bu nedenle böbrek fonksiyonlarının bir belirteci olduğu düşünülen, sistatin C ilk olarak postoperatif ABH’nin erken tespiti için kullanılmış, ancak henüz net kanıtlar bulunamamıştır. Son dönemde; İnterlökin-18 (IL-18), Nötrofil Gelatinaz ile İlişkili Lipokalin (NGAL), İnsulin-Benzeri Büyüme Faktörünü Bağlayıcı Protein (IGFBP7) ve Metallproteinaz 2’nin Doku İnhibitörü (TIMP-2) gibi daha duyarlı ve erken dönemde tespit edilebilen biyobelirteçlerin; hem KCİ-ABH, hem de genel olarak ABH’nin tespiti için kullanılabileceğini belirten literatür verileri bulunmaktadır.
Abstract
The incidence of cardiac surgery associated acute kidney injury (CSA-AKI) associated is about 30% and it is the second most common cause of AKI; increased morbidity, mortality and hospital stay. The incidence of CSA-AKI varies depending on the definition of AKI, currently RIFLE, AKIN and the latest Kidney Disease: Improving Global Outcomes (KDIGO) criteria have been defined and being used today. Many factors such as exogenous and endogenous toxins, metabolic anomalies, ischemiareperfusion injury, inflammation and oxidative stress are involved In the etiopathogenesis of. CSA-AKI; Many times these etiological factors, not alone but in combination of hemodynamic instability during perioperative period, microcirculatory dysfunction, pump flow during cardiopulmonary bypass and perfusion pressure, hypothermia, hemodilution and transfusion. increase the risk of acute renal injury. Besides, many patient-related factors which also increase the risk of CSA-AKI have been found. The interaction between surgical method and patient-related factors leads to a decrease in renal function in these patients. More sensitive parameters are needed due to the limitations of urine output and serum creatinine levels used in the measurement of renal function in AKI Therefore, cystatin C, which is thought to be a marker of renal function, was initially used for early detection of postoperative AKI, but no clear evidence has yet been found. Recently; literature data indicating that more sensitive biomarkers that can be detected at an early stage such as Interleukin-18 (IL-18), Neutrophil Gelatinase-Associated Lipocalin (NGAL), Insulin-like Growth Factor-Binding Protein 7 (IGFBP7) and Tissue Inhibitor Metallproteinases 2 (TIMP-2); can be used in the detection of CSA-AKI and generally AKI can be used for detection.