Dergiler / Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi / 2019 / Sayı: 2
LE DÉLAI ABSOLU DE PRÉSCRIPTION DANS LA RÉSPONSABILITÉ DÉLICTUELLE EN DROIT TURC ET LE DROIT DE L’ACCÈS EFFECTIF AU TRIBUNAL
- Sayı
- 2019 · Sayı: 2
- Sayfa
- 717–744
- DOI
- —
Özet
En principe, le délai de prescription commence à courir à l’échéance de la créance. Lorsque le délai de prescription commence exceptionnellement avant que la créance naisse ou ne devienne due, la créance pourrait déjà être prescrite dès son exécution. Dans de tels cas, le droit du créancier à l’accès effectif au tribunal peut être violé. Comme le droit à l’accès effectif à la justice étant garanti par la Constitution et par la Convention européenne des droits de l’homme, est incorporée dans le droit turc, ce droit fondamental doit être déterminant pour l’application et l’interprétation de toute disposition concernant le délai de prescription. Ainsi, le délai de prescription pour les créances indemnitaires doit commencer avec l’apparition du dommage qui déclenche l’émergence de cette créance. À cet égard, la jurisprudence de la Cour européenne des droits de l’homme sur le délai de prescription des demandes de droit privé et de droit public fournit des lignes directrices. L’affaire Moor, qui traite du délai de prescription d’une demande de droit privé en droit suisse, mérite d’être analysée au regard du droit turc.
Abstract
Zamanaşımı süresinin başlangıcı genel kural göre alacağın muacceliyetiyle koşuttur. Bununla birlikte istisnai olarak zamanaşımının alacağın doğumu veya muacceliyetinden önce başlaması halinde, alacağın doğumu anında zamanaşımına uğramış olma olasılığı söz konusudur. Böyle durumlarda, alacak hakkı sahibinin mahkemeye etkin erişim hakkı ihlal edilmiş olabilir. Mahkemeye etkin erişim hakkı, Anayasa ve Türk hukukunun bir parçası olan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi tarafından tanınan bir hak olduğu için zamanaşımına ilişkin kanun hükümlerinin yorumlanmasında belirleyici olmalıdır. Bu nedenle tazminat alacakları için zamanaşımı, zararın ve bu itibarla tazminat alacağının doğumu ile başlamak gerekir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin özel hukuk ve idare hukukuna verdiği ilişkin kararlar bu bağlamda yol göstericidir. İsviçre hukukunda özel hukuk zamanaşımına ilişkin verilen Moor kararı Türk hukuku için de özel bir önem taşımaktadır.