Dergiler / Emek Araştırma Dergisi / 2017 / Cilt: 2 - Sayı: 2
Aydınlanma, Eşitlik ve Kadın: Rousseau Üzerine Bir Değerlendirme
- Sayfa
- 153–164
- DOI
- —
Özet
Jean-Jacques Rousseau dünya düşünce tarihinde önemli bir referanstır. İnsanlar arasındaki doğal eşitliğin yasalar zeminine oturtulması gerektiği iddiası ona aittir. Gerek özgürlük gerekse eşitlik konusundaki görüşleri ile çağının ötesine geçtiği bilinir. Ancak Rousseau’nun kast ettiği eşitlik, kadın erkek arasındaki eşitlik değildir. Dolayısıyla da Rousseau için insanla erkek eş anlamlıdır demek mümkündür. Buradan hareketle çalışmada, öncelikle Rousseau’nun bir Aydınlanma düşünürü olarak çağının ötesine geçmesine neden olan düşünceleri ortaya konulacak ve dört kitabı üzerinden (Ekonomi Politik, Emile, İnsanlar Arasındaki Eşitsizliğin Kaynağı, Toplum Sözleşmesi) kadının toplumsal varlığına ait görüşleri derlenecek ve bununla birlikte o döneme ait feminist bir yazının olup olmadığı tartışılacaktır. Çalışmada ulaşılan sonuç ise Rousseau’nun kadın söz konusu olduğunda yeterince özgürlükçü olamadığı buna karşılık geleneksel tarih anlayışının erkek egemen karakteri karşısında kadınların tarihin kurucu bir öznesi olarak var olma çabalarının Rousseau döneminde bile var olduğudur.
Abstract
Jean-Jacques Rousseau is a very important reference in the history of thought. It is his claim that the natural equality between people should be put on the ground of legislation. It is known that he goes beyond his age with his view on both freedom and equality. But the equality that Rousseau mentions is not the equality between man and woman. Therefore, it is possible to say that human and man are synonymous for Rousseau. From this point of view, firstly his thoughts that lead him to go beyond his age as an Enlightenment thinker are revealed and his view of women’s social existence is compiled through his four books (Political Economy , Emile , Source of Inequality Between People, The Social Contract) in this study. In addition to this, whether a feminist literature existed in that period or not is argued. The conclusion in this study is that even though Rousseau was not sufficiently libertarian when it comes to women, the struggle of women to exist as a creator of the history against the patriarchal character of the traditional understanding of history subsists even in Rousseau period.