Dergiler / Cumhuriyet Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyal Bilimler Dergisi / 2019 / Cilt: 43 - Sayı: 2

ÂŞIK-SAZ İLİŞKİSİNDE GELENEĞİ OKUMAK: ÂŞIK VEYSEL ÖRNEĞİ

Sayfa
175–192
DOI
—

Özet

Öz Âşıklık geleneği, Türk kültürünün ve sanatının temel dinamiklerinden biri olarak yüzyıllardır yaşamını sürdürmektedir. Zamanla değişen ve gelişen bu gelenek, bünyesine kattığı şekilsel ve içeriğe ait ögelerle zenginleşmiştir. Gelenekte saz ile sözü birbirinden ayırmak olanaksızdır. Bu açıdan bakıldığında edebiyat sanatının müzikle desteklendiği görülür. Zamanla saz, geleneğin olmazsa olmazlarından biri haline gelmiştir. Sanatın etkileyiciliğini ve sanatçı yetiştirmekteki zorluğunu da burada aramak gerekir. Çünkü irticalen söyleme, bâde içme, hikâye anlatma, muamma çözme gibi belirli özelliklere sahip olması beklenen âşığın, saz çalma yeteneğine sahip olması sanatçı olmanın zorunlu unsurlardan biri olarak algılanmaktadır. Hatta saz çalma, sanatçı kişiliğin ve kimliğin ilk şartı olarak görülmektedir. Geleneğin 20. yüzyıldaki en büyük temsilcilerinden biri olarak kabul edilen Âşık Veysel sazıyla, sözüyle ve irticaliyle büyük âşıklardan biridir. O, çeşitli şiirlerinde sazıyla ilgili bilgilendirmeler ve değerlendirmelerde bulunur. Bu durum onun hayatında sazın bir nesnenin ötesinde derin anlamlar ifade ettiğini gösterir. Bu çalışmada Âşık Veysel’in şiirlerinden hareketle onun saz ile ilgili düşünceleri ve algıları ortaya konularak Âşıklık geleneğinde usta-saz arasındaki bağ irdelenecektir. Elde edilen sonuçlara bakarak gelenek içerisinde sazın bir araç olmaktan çıktığını, âşık gibi aktif bir konumu olduğunu söyleyebiliriz. Dolayısıyla geleneğin sazsız düşünülemeyeceği algısına âşıkların şiirlerinde de rastlamak mümkündür. Sazına hitapla söylediği şiirleri ve mısraları bile Âşık Veysel’in ne derece büyük bir sanatçı olduğunu ortaya koymaktadır

Anahtar kelimeler: Anahtar Kelimeler Âşıklık geleneği, saz, Âşık Veysel