Dergiler / BELGİ DERGİSİ / 2020 / Cilt: 2 - Sayı: 20
MACAR TÜRKOLOJİSİ
- Dergi
- BELGİ DERGİSİ
- Sayfa
- 2759–2773
- DOI
- —
Özet
Türkoloji veya Türklük Bilimi, Türkler ve özellikle Türk dili, lehçeleri, edebiyatı, tarihi, sanatı ve arkeolojisiyle uğraşan bilim alanının aldığı isimdir. Türkoloji, Türk dili, edebiyat, tarih, din ve Türk toplumlarının maddi ve manevi kültürünü sistematik şekilde toplamak ve araştırmakla görevlidir. Türkler, tarihin en eski devirlerinden itibaren çok geniş coğrafyalara yayılmış ve etkileşim halinde oldukları halklar da kendi tarihlerini araştırırken Türklerin dilini, tarihini de araştırmak zaruriyeti hissetmiş, bu faaliyetleri de Türkoloji olarak adlandırdığımız bu bilimin doğmasını sağlamıştır. Türklerin Avrupa’da fetihlere başlaması, Avrupa’da Türkler hakkında yapılan çalışmaların artmasına yol açmıştır. 17. yüzyılda Osmanlı'nın Batı'daki genişlemesiyle, Türk varlığının doğrudan Avrupa'ya ulaşması ve Avrupa'nın iç meselelerine karışmaya başlaması ile mevcut ilgi katlanarak artmıştır. 16. yüzyıl sonu ve 17. yüzyıl başlarındaki bu gelişmelerin neticesinde merakı cezp edilen Avrupa, Tercüman Okulları da açmaya başlamıştır. Türklerle iletişimi ve etkileşimi artan ülkeler Türkoloji çalışmalarını başlatmışlardır. Türklük bilimi, Türkiye ve Avrupa arasında çok sayıda etkili ve önemli bağlar kurmuştur. Tarih ve kültür bağları yüzyıllar öncesine dayanan Türkler ve Macarlar, Osmanlı Türkleri döneminde de bir buçuk yüzyıllık sürede birlikte yaşamış olmaktan kaynaklanan birçok kültürel değere sahiptir. 1867 uzlaşmasından sonra kültürel ve bilimsel hayatında önemli gelişmeler kaydeden Macaristan’da Türk yanlısı güçlü bir atmosferin doğmasına sebep olmuştur. İkili Monarşinin bu döneminde Macaristan’da filoloji ve tarih en çok gelişen ve çalışmaların yoğunlaştığı disiplinler olmuştur. Türkleri yakından tanıyan, Avrupa’da Germenler ve Slavlar arasında sıkışmış olan, kökenlerini arayan Macarlar, kendi kimliklerini bulmak için bir arayışa girmişlerdir. Özellikle 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Macarlar, nereden geldiklerini araştırdıkları bu çalışmalarla yönlerini doğuya çevirmişlerdir. Doğuya karşı ilginin arttığı bu dönem, Macaristan’da Turancılık akımının ve Türkoloji’nin doğmasına uygun zemini hazırlamıştır. Macar araştırmacı Sandor Körösi Csoma (1784- 1842) Doğu dilleri eğitimi aldıktan sonra Asya seyahatlerine çıkmıştır. Buradaki çalışmaları ile Tibet dilinin ilk İngilizce gramer kitabını ve ilk İngilizce-Tibetçe sözlüğün de hazırlayıcısı olan Csoma, Macar şarkiyatçılığın babası sayılmaktadır. 19. yüzyılda Csoma’nın açtığı bu yolda çok sayıda Macar gezgin ve araştırmacı Doğu ülkelerine gitmişlerdir. Bu önemli isimlerden birisi Armin Vambery olmuştur. 19. yüzyılın ikinci yarısında Orta Asya’ya gerçekleştirdiği bu seyahat onu Avrupa çapında büyük bir üne kavuştururken, dünyanın dikkatini de Türkoloji bilimine ve doğu araştırmalarına çekmiştir. Türklük Bilimi, bu çalışmaların ardından 19. yüzyıl sonlarında artık müstakil bir bilim dalı ve kürsü haline gelmiştir. Bundan sonraki yıllarda Türkoloji çalışmaları, birçok ülke ve Türkoloğun katkıları ile büyük bir hızla gelişmiştir. 1870 yılında Armin Vambery’nin çabaları ile Budapeşte Üniversitesi’nde Türkoloji kürsüsü oluşturulmuş ve kürsünün ilk başkanı da Vambery olmuştur. Macaristan Türkolojisine en büyük katkıyı yapan ve bilim dünyasının dikkatini çekerek kürsünün gelişmesini sağlayan Armin Vambery’nin ardından, İgnacz Kunos (1861- 1941) ve Gyula Nemeth (1890-1976) kürsüdeki faaliyetleri ile Macar Türkolojisinin gelişmesine katkıda bulunmuşlardır. Tesadüfî olarak kurulmayan Macaristan Türkoloji Kürsüsü, başarılı Macar Türkologların Asya seyahatleri, yaptıkları araştırmalar ve sözlük çalışmaları ile kendilerinden sonra gelecek Türkologlara da önemli bir yol gösterici konumunda olmuşlardır. Bu çalışmamızda, Türkoloji dünyasında bir öncü niteliğindeki Modern anlamda dünyada 1870 yılında sistemli olarak Türkoloji çalışmalarının başladığı yer olan Macaristan Türkoloji kürsüsü incelenmiştir. 1870’ten itibaren ele alınan kürsünün ilk faaliyetleri yanı sıra öncü Türkologlara da yer verilerek Türklük bilimine katkılarından bahsedilmiştir. Çalışmanın gerçekleşmesinde, öncelikle Macar arşivlerinden yararlanılmış, ek olarak diğer kaynaklar da irdelenmiştir.
Abstract
Turkology or Turkish Science is the name of the field of science that deals with Turks and especially Turkish language, dialects, literature, history, art and archaeology.Turcology is in charge of systematically collecting and researching the Turkish language, literature, history, religion and the material and spiritual culture of Turkish societies. Since the earliest times of history, the Turks have spread to very wide geographies and while the peoples they interact with felt the necessity to explore the language and history of the Turks, and these activities have led to the birth of this science, which we call Turcology. The fact that the Turks started conquests in Europe caused an increase in the studies on Turks in Europe. With the expansion of the Ottoman Empire in the 17th century, the current interest grew exponentially as the Turkish presence directly reached Europe and began to interfere with Europe's internal affairs. As a result of these developments at the end of the 16th century and the beginning of the 17th century, Europe started to open Translation Schools. Countries with increased communication and interaction with the Turks have started Turcology studies. Turkology has established many effective and important ties between Turkey and Europe. The Turks and the Hungarians, whose history and cultural ties date back centuries, have many common cultural values as a result of living together for one and a half century in the age of Ottoman Turks. After the 1867 reconciliation, which made significant improvements in its cultural and scientific life, it led to the emergence of a strong pro-Turkish atmosphere in Hungary. In this period of the Bilateral Monarchy, philology and history were the most developed disciplines in Hungary. Hungarians who know the Turks closely, who are stuck between the Germanic and Slavs in Europe, seeking their origins, have searched for their own identity. Especially since the second half of the 19th century, Hungarians turned their orientation to the east with these studies where they investigated where they came from. This period, when the interest towards the east has increased, has prepared the ground suitable for the birth of Turanism and Turcology in Hungary. Hungarian researcher Sandor Körösi Csoma (1784-1842) went on Asian travels after studying Eastern languages. Csoma, who is also the author of the first English grammar book of the Tibetan language and the first English-Tibetan dictionary, is considered to be the father of Hungarian orientalism. Many Hungarian travelers and researchers have gone to Eastern countries on this path opened by Csoma in the 19th century. One of these important names was Armin Vambery. This trip to Central Asia in the second half of the 19th century has brought him a great reputation throughout Europe, and has attracted the attention of the world to Turcology and eastern research. After the studies, Turkish Science became a free standing branch and a tribune in the late 19th century. In the following years, Turcology studies have developed rapidly with the contributions of many countries and Turcologists. In 1870, with the efforts of Armin Vambery, a Turcology chair was created at the University of Budapest, and Vambery became the first chair of the chair. Following Armin Vambery, who made the biggest contribution to Hungarian Turcology and attracted the attention of the scientific world, İgnacz Kunos (1861-1941) and Gyula Nemeth (1890-1976) contributed to the development of Hungarian Turcology with their activities. The Hungarian Turcology Chair, which was not founded by chance, was also an important guide for the Turcologists who came after them, with the travels to Asia, researches and dictionary studies of the successful Hungarian Turcologists. In this study, the Hungarian Turcology Chair, the place where the Turcology studies started systematically in the world in 1870 in the Modern sense, which is a pioneer in the world of Turcology, has been examined. In addition to the first activities of the podium, which has been handled since 1870, pioneering Turcologists have been mentioned and their contributions to the science of Turkishness have been mentioned. In the realization of the study, primarily the Hungarian archives were used, and other sources were also examined.